Milli Vazife mi Sapıklık mı Çok Farklı Bir 14 Şubat Hikayesi 2 Bölüm
Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın görünce kendisini cennette hissettiği, Peyami Safa’nın ise kayıtsız şartsız biat ettiği 1930 Yılı Türkiye Güzeli Mübeccel Namık, Avrupa’nın en güzel kızı seçilsin diye Paris’e gönderildi ama Paris’teki jüri adeta Türkiye’ye gıcıklık olsun diye o sene Yunan güzelini birinci seçti; bizim Mübeccel ise dereceye bile giremedi.
Evet 1930’daki yarışmada Mübeccel Namık dereceye girememişti ama bu işin peşini bırakmayacaktık. İlle bizim kızlarımızın ne kadar güzel olduklarını tüm dünyaya ispatlayacaktık.
Söylemeye hacet yok, Cumhuriyet Gazetesi Türk kızlarını yine bu kutsal ve milli göreve davet eder. Tabii ki bu davet zamanın muhalif gazetelerinden Karagöz’ün tepkisini çeker ve Cumhuriyet Gazetesini muhabbet tellallığı ile suçlar; Cumhuriyet Gazetesi ise kendisini ‘’ "Esaretten kurtulan Türk kadınlığının asil ve kibar güzelliğini bizi henüz tanımayan yabancılara göstermek milli bir vazifedir.." Diyerek savunur.
Neyse efendim Türkiye elemeleri yapılır önce. O sene modacılar eteklerin boylarını diz kapaklarından topuklara indirdiği için jüri önüne maksi eteklerle çıkar kızlar. İyi de ya bacakları yamuk yumuksa? İşte bunu anlamak ve herkese anlatmak görevi ‘’Sözde Kızlar’’ın yazarı Peyami Safa’ya düşer. Eline aldığı bir cetvelle kızların eteklerini yukarı kaldırıp bacaklarını tüm jüri üyelerine Peyami Safa gösterir.
Derken efendim jüri, önlerinden resmi geçit yapan kızlar içinden 18-19 yaşlarındaki Naşide Saffet adlı kızı Türkiye’nin en güzel kızı seçer.
Sonra?
Sonra Naşide Saffet, Fransa’nın Nice şehrine gönderilir Avrupa’nın en güzel kızı seçilsin diye
Naşide Saffet Avrupa jürisinin önünden mayolu bir vaziyette geçer. Evet bacakları da fena değildir ama jüri Naşide Saffet’in bir başka organına hayran kalmıştır.
14 Şubat 1931’deki Yani 14 Şubat 1931’deki Dünya Sevgililer Gününde yapılan seçmelerde Naşide Saffet Avrupa dördüncüsü olur. Yani Türkiye’yi Dünya Güzellik Yarışmasında temsil edemeyecektir ama yine de Türkiye’ye bir birincilik kazandırır. Evet, Naşide Saffet, Avrupa dördüncüsü olmanın yanı sıra Avrupa’nın en güzel gözlü kızı seçilir.
Türkiye’nin aydın (!) kesimine göre bu büyük bir gurur kaynağıdır ama gelin görün ki Mustafa Kemal’in ‘’ Seni üç yüz kişinin arasından seçtim ‘’ Diyerek Maarif Vekaleti ( Milli Eğitim Bakanlığı ) koltuğuna oturttuğu Harbiye’den hocası Esat Bey ( Esat Sagay )anlaşılan o kadar aydın bir kişi değilmiş ki öğretmen adayı bir kızın, namahremleri karşısında bacaklarını açmasını öğretmenlik mesleğinin şeref ve haysiyeti ile bağdaştıramaz.
‘’ Ne alaka ?’’ Dediğiniz duyar gibiyim.
Naşide Saffet, bir Öğretmen okulu öğrencisidir, yani öğretmen adayıdır.
Naşide Saffet her ne kadar ‘’ Ben, güzellik yarışmasına balo kıyafeti ile gittim. Muallimler baloya gidemez mi? Muallimler, deniz hamamında mayo giyemez mi? Ben, hareketimin şeref ve haysiyetimi ihlal etmediğine kâniyim.’’ Diyerek kendisini savunsa da Mustafa Kemal’in hemşerisi ve Çanakkale Gazisi olan Esat Bey çok farklı bir Milli Eğitim Bakanıdır.
Evet, Çok farklı bir insandır Esat Bey ve Öğretmen Okulundan ya da öğretmenlik mesleğinden attığı ilk insan değildir Naşide Saffet. Daha önce de öğretmenlik mesleğinin şeref ve haysiyetine uymayan davranışlar sergiledikleri gerekçesiyle pek çok öğretmeni ya da öğretmen adayını meslekten ihraç etmiştir.
Ancak Esat Bey’in icraatları bunlarla da sınırlı değildir. Okullardaki disiplinsizliğe karşı oldukça sert önlemler almıştır mesela. Ama bu arada bazılarının fena halde damarına basmaya başlamıştır.
Evet, Esat Bey’in Beyoğlu ve çevresinde okullara yakın randevuevlerini yıktırması onun aleyhinde bardağı taşıran son damla olmuştur ve 27 Eylül 1930’da Mustafa Kemal tarafından getirtildiği görevinden - aleyhindeki sayısız şikayet sebebiyle- 18 Eylül 1932’de yine Mustafa Kemal tarafından alınmıştır.
Naşide Saffet’e ne oldu peki?
1931’de Avrupa’nın en güzel gözlü kızı seçilen Naşide Saffet, 1932 Yılında Türkiye’nin ilk uçak mühendislerinden Selahattin Reşit (Alan ) ile evlendi. Nuri Demirağ ile birlikte Türkiye’nin ilk uçaklarını üretmeye çalışan Selahattin Reşit Bey, 1938’de bir uçuş denemesinde uçağı yere çakılıp ölünce Naşide Saffet dul kaldı. Bir süre sonra iş adamı Arif Cemal Esen ile evlendi. 5 Kasım 1988’de 76 Yaşında öldü.
----------------BİTTİ-------
***
‘’ Hocam dünya güzelimiz Keriman Halis’i yazmayacak mısınız?’’ Diyecek olursanız. Onu yazmayacağım zira onun hikayesini neredeyse herkes biliyor.
Milli Vazife mi Sapıklık mı Çok Farklı Bir 14 Şubat Hikayesi 2 Bölüm başlıklı yazı Sami Biber tarafından
15.02.2026 tarihinde sitemize eklenmiştir.
Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu, kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.
İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz.
Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
- Yorumlar 12
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın.