İğde kokulu yarim, hüznümün ayı doğdu,
Kaç asır sayamadım, çölümü kurak boğdu.
Düşsüz serap gibiydin, avuçlarımda yoktun,
Törpüsüz kaldı yanım, bağrıma ateş soktun.
Güneşim hiç doğmadı, Sibir dağı soğuktu.

Ömrümün sürgününde kaç dilber beni buldu,
Dut meyvesi ateşte kaynadı, pekmez oldu.
Kolay değil aşk yolu, nice âşıklar soldu,
Kör olan görmez idi — aşkı bilen kuldu.
Gönül kanat açarak uzandı, arşı buldu.

Kokusunu salınca leylak Leyla’ya döndü,
Gölgesine sığınan her âşığı sarhoş sandı.
Aşkın kokusu çarpar, yiğidim, delikanlım,
Bu meydan aşka kaldı, nice yürek kül oldu.
Hak’tan gelen ilhamla irfan gönle doldu.

Ben leylak' a vuruldum, dalında çiçek oldum,
Aşkı içimden vurdum, yanan gönlüm soldu.
Aşka binen âşıklar yalnızlığa gark oldu,
Yanan aşkın oduyla toprak bile yar oldu.
İlim irfan yolunda âşık kendini buldu.

Kal kalanın meyvesi yenmez imiş bugün de,
Hal lisanı dile geldi suskun gönül içinde.
İğde kokulu yarim, leylak yüzlü asilim,
Söyle şimdi ey güzel — âşıklar kimin oldu?

( İğde Kokulu Yarim başlıklı yazı Mehmet Tevfik ELTAS tarafından 16.02.2026 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
Okuduğunuz Yazının Site Kurallarını İhlal Ettiğini Düşünüyorsanız, Site Yönetimine Bildirmek İçin Tıklayınız.
 

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu