Cümle Kurmak Yırtık Gömleği Dikmeye Benzer
"Cümle Kurmak Yırtık Gömleği Dikmeye Benzer*"
“Cümle kurmak yırtık gömleği dikmeye benzer; düğümü içten atarsan tene bakar, dışarıdan atarsan göze batar *”


Hayatın en yalın gerçeği
bu belki de. Düşünsene; eski, sevdiğin bir gömlek var elinde. Yırtılmış, ama
atmaya kıyamadığın bir gömlek. Dikmek istiyorsun, çünkü o yırtık yer sana bir
hikâyeyi hatırlatıyor. Belki bir kavga, belki bir ayrılık, belki de sadece
zamanın hoyratlığı. İğneyi ipliği alıyorsun, oturuyorsun bir köşeye. Ama işte
mesele orada başlıyor: Düğümü nasıl atacaksın? İçten atarsan, yani o gömleği
giyen insanın tenine yakın, neredeyse derisinin altına saklayarak… Rahat olur.
Giyince hissetmezsin bile. Yırtık kapanır, gömlek yine gömlek olur. Ama
dışarıdan bakınca belli olur mu? Olur. Küçük bir iz kalır, hafif bir kabartı,
“burası dikilmiş” dedirten bir işaret. Kimse görmez belki, ama bilen bilir. Sen
bilirsin. Dışarıdan atarsan düğümü, estetik olsun, temiz görünsün diye… O zaman
göze batar. Hemen fark edilir. “Aaa burası yırtılmış da dikilmiş” derler. Güzel
görünür belki ilk bakışta, ama teni rahatsız eder. Kaşır, batırır, giydikçe
hatırlatır: “Burası aslında kırık, burası tamir edilmiş.” Ve en kötüsü, o batma
hissi hep seninle kalır. Cümleler de böyle değil mi? Bazen birine içinden
geleni söylersin. Düğümü içten atarsın. Acıtır belki biraz, ama samimidir.
Karşındaki anlar ki o sözler kalpten çıkmıştır. Yarayı kapatır, ilişkiyi
onarır. İz kalır belki, ama o iz sevgi izidir. Unutulmaz, ama batmaz da. Bazen
de susarsın, çünkü dışarıdan atmak istemezsin düğümü. “Ya yanlış anlaşılırsa,
ya göze batarsa, ya kırarsa?” diye korkarsın. O zaman cümle dışarıdan dikilmiş
gibi kalır. Kibar, düzgün, ama içi boş. Karşındaki “güzel söyledi” der belki,
ama teninde hissetmez hiçbir şeyi. Ne sıcaklık, ne yara, ne de iyileşme. Talha
Bora Öğe’nin o alıntısı tam da bu yüzden vuruyor işte. Çünkü hepimiz bir yerlerde
o gömleği dikiyoruz. Kimine içten, kimine dıştan. Kimine batıyor, kimine
batmıyor. Ama en önemlisi şu: Dikmekten vazgeçmemek. Yırtık bırakmamak. Çünkü
yırtık bırakırsan, zamanla gömlek tamamen dağılır. Cümle bırakırsan, kalp
tamamen susar. Bazen az konuşmak en büyük dikiş aslında. Çünkü susmak da bir
cümledir. İçten atılmış, tene değen, ama kimseyi incitmeden duran bir düğüm.
Bazen de konuşmak zorunda kalırsın, dışarıdan görünse bile. Önemli olan niyetin
temiz olması. İğnenin ucunda sevgi varsa, düğüm nereye atılırsa atılsın, bir
yerden sonra batmaz olur. Evlat, diyor ya o yaşlı teyze…
Cümle kurmak yırtık gömleği dikmeye benzer.
Düğümü içten atarsan tene bakar,
dışarıdan atarsan göze batar. Ama dikmezsen?
O zaman ne tene bakar, ne göze.
Sadece açıkta kalır her şey.
Ve soğuk üfler içinden. İyi ki dikiyoruz hâlâ.
Bazen yanlış yerden, bazen acıtarak,
ama dikiyoruz ya…
O yeter.
- Yorumlar 8
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.