
Mahcup gülüşlerim var benim ve şehir
de içimdeki o kuyuda ve ben aşkın hatırına yazıyor yaşıyor yaşatıyorum da tüm
düşlerimi…
Maviden ve bodur kalemim
Hele ki yok mu yok mu o ufacık
cüsseli yüreğim?
Mealim yoktan var edene hamt ettiğim
kadar
Alt etmekle mükellef zebaninin
öfkesini
İçimdeki nehri kurutmaksa niyetleri
Daha da coşarım ben
Coşkumla aşarım tüm o bağnaz münafık
bentleri…
İçimdeki t/aşkın ruhun kulvarında tek
geçtiği
Ne hezeyan ne hengâme yüklüdür kalem
İçre yolculuğun ateşinde büyür alev
Göğün kubbesindeki sırlara d/okunmak
isterim
Elham’ın bestesinde kulağım nasıl ki
ezan sesinde
Eşref saatini beklerim meleklerin
Onlar ki öncü
Heybemdekiler ki taşıyıcı
Göğsümde uçuşur binlerce hutbe.
O kadın ve adam ki karanlığın ve
ucube nefretin nefesleri ile
Büyüttükleri nefsine aldırış etmem
etmesem de
Peşimde bin bir kindar kafile
Çocuk kalmamdaki sadakat ve asalet
ile
Uzandığımdır o sonsuzluğun haresi ve
halesi
Aşkın kaçıncı kuvvetinde büyütürüm
hem ben şiirlerimi
Bir anne gibi
Okşadığım başını imgelerin
Bir hırpani berduş gibi
Ama afallamadığım kadar da gerçekçi
Ve endamlı o sevgimi arz ederim kâinata…
Kıt yüreklerinde
Ket vurdukları kadar hayallerime
Ben inadına coşarım
Ama yetmez yetinmem
Afaki bentleri aşarım
İhtirasın ve ifşanın kölesi konu
mankenleri
Boy verense yüreğimin boy boy
filizleri
Suladığımsa içimde kaynağı tükenmez
sevgi
Ve meali
O ki:
Oylumu aşkın
Oyun değil mi ki yaşam
Ve işte azığa aldığım tümden gelen
düşlerimi
Hem yetim
Hem öksüz kaldığım
Ama bil ki boynum eğik değil bilakis
dimdik
Sadece O’nun makamında kıldan da
incecik
Ne şehvet bilirim ne de haris
özlemleri
Kimse bedenine nefsine tapan
Açlığıma sadık aşka da koştuğum
maneviyatın
Dergâhına
Sapkın iklimlerden değil
Bahardan nemalanırım ben hem de nasıl
Hele ki yok mu o hâsıl
Olan fasıl…
Bir fısıltı
Bir de uyruğu olmayan o kımıltı
Yüreğimi deşen boydan boya
Bense büyümediğim kadar büyüttüm
içimdeki
O saf o masum sevgiyi
En çok da aşkın kıblesinde doğan
yıldızlara âşık bir sermaye mademki benimki
Aklımın da aşkın da zirvesinde
Gönlüme diktiğim tek dikili ağacım
nasıl ki
Sabrımın, şükrümün ve sevdamın hasadı
Olmadığım kadar haset yüreklerden
Harmanladığım bir zirvedir ki benimki
Varsa yoksa umudun aşkın inzivaya
çekilmediği
Kadar ihtimamla yaşarken
İnsanlığın tarifesinde
Mademki biletim sadece gidiş
Dönmeyi ertelediğim şu dünya işleri
Beklediğim kadar da ansızın doğacak
mucizeyi…
Elem kuşları değil
Elham ve gizemi ve ihtivası
Zanlardan uzak ve sanlardan
Anamın sandığında saklıymış meğer
Sandığım sanmadığım ne varsa
Yine anne kokusu sinmiş üstüne o
eşarbı ile
Başımı örttüğüm her ezan vakti
Öykündüğümdür sadece meleklerin
inzivaya çekildiği
O zirvede başımı okşarken ebabiller…