Gerçekçi Ve Ayırdındayım Hem Elemin Hem Elhamın
Hangi rengin bekası idi zaman ve
hangi duygu idi kimince külüstür tabir edilen ve işte ihya edilesi o tekil ve
masum yürek ki:
Asla da olmadığım kadar insanların
hele ki zalimin tekelinde:
Ve bir elimde kalem kimse de sanmasın
hani yalnız olduğumu çünkü azizim:
Rabbimdir benim bahşedilmiş en ulu
nimetim ve kendime kavuşmanın verdiği o dirayet ve cesaret ile yazıyorum bu
satırları ve azizim:
Esefle kınıyorum nefsine ve paraya
tapanları hele ki bir başkasının helal lokmasına göz dikenleri:
Ne acizim ne de kimsesiz: aşkların
hüzünlü sesinde sehven yaşadığım değil bilfiil gerçeklerin de farkında ve sahip
çıktığım kadar bahşedilen tüm değerlerime üstelik babadan yadigâr dokunmaları
da an meselesi değildir hani ne de olsa rütbem var benim ve bir titrim aşkla
ruhumu ihya ettiğim…
Belki de züğürt tesellisi diye dalga
geçenleredir lafım gel gör ki yetindiğim kadar hak ettiklerime girmem de bir
kulun ne hizmetine ne sözüne ne esaretine.
Bir rüzgârım ki öncelerde içime
estim.
Bir rüzgârım ki kopacak kıyametin ilk
ateşini ben yaktım yüreğimle ve onurumla ve namusumla tek kıvılcımdan doğan bir
yangınım belki de o nevruz ateşi ve işte göğün ve işte yerin getirdiği tekbiri
ve de içimdeki sessiz çığlığı duyandır RABBİM
Bir mealim varsa ki eğer…
Bir de dış dünyanın tasviri:
Peygamber soyundan gelen bir Yıldızım
ben bilmezler de kime nereye ait olduğumu.
Sülalemin haşmeti gel gör ki kibir
nedir bilmedim.
İstanbul’un da yedi kuşaktır yerlisi
gel gör ki kimseyi hor görmedim.
Çünkü ben insanım.
Çünkü hem asi hem asilim.
Boğazım da düğümlenmiyor artık çünkü
ben mert bir neferim.
Yeri geldi mi çocuk.
Yeri geldi mi şanlı bir Asker.
Yeri geldi mi mecnun.
Aslında aşkın ta kendisiyim gelin
görün ki:
Herkesin anlamadığı hatta inanmadığı
ve dokunamazken bir Allah’ın kulu tenime ve titrime…
Aşkın ihya ettiği Zühre Yıldızı.
Aşkların ise günümüzde bilmedikleri o
telaffuz.
Şiarım aşk.
Meskenim belki de toprak ama daha
vakit çok erken, azizim.
Yaşadığım kadar da yaşatacağım soyumu
ve nüvemi ve tüm değerlerimi.
Kimine göre Yıldız.
Kimine göre solmuş bir çiçek…
Gel gör ki: dikenlerim artık daha
sivri ve artık batmıyor içime:
Ve evet:
Ben Gül’üm yaprakları diri.
Ben Gülüm’üm babamın eseri ve o
koymuşken ismimi.
Dokunamayacakları kadar da
uzağındayım zalimin ve kâfirin çünkü beni koruyan Biri var ki…
İhtimamla büyütüldüğüm.
İhtişamlı iken iç âlemim…
Ve hiç olmadığım kadar Gerçek ve
Gerçekçiyim ki…
Hayallerime kefilim ve bir ömür tüm
hayallerimi gerçek kıldım.
Şimdilerde öyle bir özlemim var ki…
Sonunda vardım ya kendime ve Rabbime…
Sonunda kalp gözümle yettim ya
mazluma…
Kimyam.
Fiziğim.
İdmanlıyım da bu koşuda.
Hiç olmadığım kadar fevri ve asi.
Asil olduğum kadar da sözünün eri…
Açmazım mı?
Benlik.
Sözcüklerim mi?
Asla da değildir beylik…
Kimselere benzemediğim kadar ve işte…
Ve gerçek kılacağımdır illa ki dirlik
ve dinginlik…
Huzurundayım yalan cihanın ama en
önemlisi huzurundayım Mevla’mın ve tüm söylemlerim gerçek hiç olmadığım kadar
da gerçekçi ve ayırdındayım:
Hem elemin hem Elham’ın.
Aşkın erişkin sesi ne ki
sahiplendiğim iken o çocuksu masumiyeti?
Bir ergen kadar coşkulu.
Bir rengim ki gökkuşağının ta
kendisi.
Elbet teslim olmadığım kadar
karanlığa ve zalime ve kula.
Hizmetimse Allah yolunda.
Ederim.
Atarım.
Şah damarımdan yakın olanla iştigalim
ve de hasbihalim.
Renk körü ve doğru körü nice yalancı
ve isyankâradır duyulmaz sandıkları çığlığım elbet duyacaklardır da aslında
duyuyorlar da ve işte bekliyorum doğru zamanı ve adaleti tüm yüreğimle tüm
inancımla ve sabrımla…
- Yorumlar 2
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.