
Tutuk bir düş’ ün reçinesi en çok da
ertelenmiş hayat ertelenmiş sevda.
Mutlak mutluluk en çok da hiçliğin
sarmalında varlık olmak ya da:
Var olduklarına inanan yalancı
suretlerin nazarında ve sözünde hiç olmak…
Hiç işte.
Hele ki kendine göre bir servetin
varsa ve de tam da gözünün hizasında ise düşmanın hele ki o; senin kanından
soyundan ise soysuz diyemediğin çünkü sen o asil soyun bir üyesi ve tüm
gerçeklerin nüvesi ise ve de gerçekçi alabildiğine gerçek ve zeki ve donanımlı.
Gel gör ki: senin elin armut toplar
el nazarında ne de olsa saygıyla yaşadığın kadar da saygın ise ve sayısız hüner
ve becerinin de mensubu amma velakin en çok maneviyatınla hüküm sürdüğün ve de
mensubu olmadığın o koloni:
Hani; as-üs ilişkisi derken
çalıştığın mekanlarda asların kendini üstün gördüğü sense asil bir yolun
yolcusu işin erbabı bir o kadar işine aşık alabildiğine de sevdalı bilgiye ve
öğrenmeye.
Öğrenmek ve bilginin gücü ve işte tüm
hacminle tüm kapasitenle bilgiye ulaşmak ve en iyi olmak adına harcadığın emek
daha da beteri sevgiyle iştigal hele ki sevdiklerine ve hayata verdiğin emek
derken yıllar geçip de bir de ele karıştı mı ailen hele ki el üstünde tuttuğun
ve gözünden sakındığın biriciklerin.
Oysaki tek gerçek ve tek biricik
sensin, a be dostum ve tek dostun yine sensin Rabbinden sonra…
Ve işte zincire eklenen halkalar
aslında kuram çok basit mademki paradır tek gerçeği düzenin ki:
Sofraya konan her lokma ve yanan
elektrik ve de ısındığın ve harcadığın su ve atılan her adım, cebindeki ak-bil
daha da ötesi bindiğin taksi ve gidemediğin ülkeler ulaşamadığın lüks.
Ama senin gözün lükste değilken ve de
gidemediğin diyar üstelik bunlar hem senin kaderin sana sunulan hele ki
yetinmeyi de bir edep bir manevi değer bilmişken…
Öz ve söz arasındaki o b/ağ.
Kan bağının olduğu insanlar elbet
annen ve baban dışında kimse soyun sopun ve akraban…
Müdavimi olduğun mekânlar ve sokaklar
ve yaşadığın muhit.
Ve herkesi tepende taşıdığın herkese
biricik muamelesi yaptığın ne de olsa senin servet bildiğindir insanlar ve
insan sevgin:
Ya, kendine duyduğun/duymadığın
sevgi?
Ki ilk günden beri de farkındasın ne
denli iyi bir sevgili olduğunun ama beylik anlamda değil ne erkek ne de
erkekler genel itibari ile ilk evvela Rabbine eşlik eden tüm varlığın ve yine
altın tepside sunduğun yüreğin insanlığa.
İlk yabancı.
İlkokul öğretmenin ve al sana biricik
ki hala da unutamadığın ve ilk arkadaşların okulda edindiğin ve sen nasıl da
mutlu bahtiyarsın paylaşmanın ve öğrenmenin sunumu ile.
Sevgi.
Birincil hazinen elbet herkese kolay
kolay bahşedilmeyen.
Ve uğradığın ilk ihanet ve devamı ne
yazık ki bu da herkese kolay kolay nasip olmayan ne de olsa için dışın bir ve
sen paylaştıkça sırtına saplanan sayısız hançer üstelik sen bunları parmağına
batan kıymık bellemiş ve de kendini kandırmışken.
Biricik.
Elbet geri dönümler elbet yüzüne
vurulanlar ve işte uzaklaştığın yine kendin ama insanlar değil.
Sen yakınlaştıkça dünyaya senden
çalanlar.
Sen yine de pes etmezken sevmekten.
Sevginin paylaştıkça büyüyen bir
kavram olmasını da keşfedip derken kendini hırpalamalarına izin verip müsaade
de ettin mi bunun süregelmesini.
Hele ki kan bağın olanla olan
diyalogun.
Aynı sofrada aynı çatı altında
hayatını paylaştığın…
Bir de senin eline doğmuşsa ve sen
onun minik annesi olmakla övünürken.
Seneler ve seneler.
Büyüyen dertler ama sen hep alttan
aldın öyle ki önce psikolojik sonra fiziksel şiddete uzanan yolda korumacı ve
sevgi dolu benliğinle önce aileni korumak adına suspus belki de bunun böyle
olmasının normal olduğuna inandırmışlarsa seni.
Oysaki telefon tuşları parmağının
ucunda ve mademki sen tuşlamadın 112’yi ne de olsa aile birliğine verdiğin önem
gösterdiğin o aptalca saygıyla aslında sen kendini yok ettin.
Şiddet.
Aile içi şiddet.
Toplumun kanayan yarası.
Hele ki serzenişin ona ise:
‘’Bunları bana yaşatacağına keşke
çekip silahı ya da saplayıp bıçağı öldürseydin!’’
Ki kaç defa da ölümün kıyısından
dönmüş bir şiddet mağduru iken!
Biricik.
Asıl biricik olan sensin sadece sen
ve inan ki:
Kendini bu kadar sevebildiğin için
yaşadığın bunca şeye rağmen, sen özelsin hele ki Rabbin gözünde.
Geç kalmış olsan da.
Yine de umut ederken henüz geç
olmadığının…