Bakaya Kalan Son Askersin Sen...
Müşkül renkler kıvrımlı gök kuşağının
gizil tarifesinde saklı o devasa karanlık hasretinse sair yankısı.
Sözler melodik renkler baskın
öncesinde ve bıçkın göğün dikiş tutmaz fermanı ölümün arifesinde…
Sevdalanmış muştular kükreyen alfabe
ve işte otuzuncu harf, yangını başlatan ve halis munis mizacı şairin lakin
öncesinde hırçın ve hoyrat bir fani…
Mealler yitik.
Yandan çarklı gemi batık.
Kaptansa firarda.
Kaptan köşkünde yankılanan o
sessizlik.
Küpeştesi ıssız ve tenha dibe
çakılmanın öncesi.
Mağdur martılar telaşlı sözcükleri
gagalıyorlar yavaşça ve görünmeyen bir kılavuz ki yerinden oynatan talan eden
gemiyi.
Bir frekans belki de çözülmesi an
meselesi ne de olsa duygular birer reverans belki de en kıdemli referans
uykunun bataryası da bitik madem o halde geri sayım başlasın.
Global bir çözümlenme ve isyanı
bastıran havariler.
Gölgeler ne mahcup ne meczup
alabildiğine cebbar ve isyankâr.
Ülkelerinse yok artık ülküsü ne de
ahalisi ölüm an meselesi koptu kopacak alametifarikanın gizil kıyameti.
Kıyamda yolculuk.
İnsanlığa kıyılırken.
Kıvrımlı bukleleri meleklerin
şairinse üzerinde uçuşan bir pelerin.
Bodoslama sevmiyorken.
Durduk yerde de yazmıyorken.
Kaderine ise talepkar değil artık
yürek ne de olsa kundakladı kaderi keder.
Olaya müdahil olanlar beklemede an
meselesi tırmıklarını geçirmeli leş kargalarını ve işte yağdıkça yağmur nasıl
da pervasızca s/üzülüyor üzerlerini boyadıkları o beyaz yalancı esvap.
Ne karakaşına âşıklar şairin ne de
kara gözüne ne de kara kalemi gel gör ki karaladıkça şair ve işte teyakkuza
geçti her biri.
Renkler kara.
Ruhlar kara.
Gözlerse karanlık ve ışıyan güneşe
düşman yazan şaire sunulası o ferman gel gör ki yazılan her kelime ve cümle
yalan.
Gün ağarmakta.
Yürek ışımakta.
Makber yolcusu kalmasın, diyen muavin
şoför ise direksiyonda ve bastı işte radyonun düğmesine o uğursuz sol eli:
Tüm yolcular dinlemede çalan hangi
melodi saklar ki ölüm korkusunu?
Bindik bir alamete gidiyoruz
kıyamete.
Oysaki vakit çok erken mademki her
ölüm ertelenmeli.
Güruh ve günahları.
Sevabı bol bildikleri haram
rızıkları.
Aşksa sulu göz ya da eskidendi ne de
olsa rağbet başka şeye belki beşi bir yerde belki de gözü dışarıda gel de
anlat, be şair:
En iyisi sen al kalemi.
Yont da o minyon yüreği ve de sık
sıkabildiğin kadar dişini asla da aldırış etme sirenlere bir de sinenlere:
Hem bak nasıl ki sinende yangın!
Bak yazılmadı henüz ölüm fermanın!
Bakaya kalan son askersin sen.
Bekası tez elden.
Aşkın ziyneti iken özlem.
Özleminden feragat eden matem.
Mabedinin ince duvarları varsın asılı
kalsın yalnızlığın uçuşan duvağı.
Ruhtur öncesinde kıyama duran ve
zamanı gelince bedeni terk eden lakin şair için durum karmaşık belki de ruhtur
telaşsız gel gör ki na’şında saklıdır ölümden önceki yakarış.
Muhtıra verildi.
Oylar kullanılmadı henüz.
Hedefse menzilde.
Kararan gözlerine inmeden de ölümcül
perde.
Yâdında dünün tecelli edecektir o
teselli.
Yareni de yâri de terk etti edeli.
Gel gör ki şairin henüz sonlanmadı
vazifesi.
Hak.
Hukuk.
Aşk.
Gıybetin kirinden uzak bir o kadar
içine düşülesi tuzak.
Ruh coşkulu.
Beden yorgun.
Dimağı nasıl da açık ve billur.
Ve işte okunan sabah ezanı…
Uçuşan perde.
Şairin başörtüsü elinde kutsal kitabı
dilinde de gönlünde de eser Yasin’in huzur veren rüzgârı.
Tan vakti.
Tam vakti.
Tantana yapana duyduğu sair öfke yine
de geçiştirebildiği…
Şair ki ne köle.
Hele ki kula tövbe.
Aşkın zarif çağrısı anar da anar
yüreği, ana hasretinin dinmez ağrısı.
Gün bu gün.
Vakit şimdi.
Esen rüzgâr uçuşan saçları.
Ruhunda koşturan yılkı atı.
Şairin de eli armut toplamıyor ki…
Azat edilesi ve de öncesinde azabı
yüklendiği aşkınsa kordan nefesi şairin ölü nefsi.
Azadesi düşlerin.
Ruhların suresi.
Kimi yalancını sureti.
Şair temkinli yolunda izinde.
Şair yufka yürekli olsa da af
etmeyecek ihaneti.
Dingin güne meyyal.
Aşk ki şakağından vurulan hilal.
Şirk koşanlara asla rıza
göstermeyecek İlahi Külliye.
Ve işte beşer ve işte cüzi irade…
O halde yola devam yılan da düşman da
uyanmadan ki:
Uyansa ne ki var mıdır korku şairde?
O bir asker.
O bir nefer.
O ki kıblesinde saklı haysiyeti
okuduğu sureleri mademki de vardır şairin tek bir sureti.
Cüssesi ne ki hem?
Yine de korkmalı zalim ne de olsa
başkumandandır Huda:
Rabbine sadık o İlahi Sevda ki
manzumelerin tüm hikâye ve nesirlerin nasıl ki başkahramandır şair ve aşk iken
elem ve yine aşk iken Elham; Allah yolunda kutsandığına delalet bilsin ki
zalimler: bu asla değildir bir rüya varsa yoksa Huda’nın rahmeti.
Vesselam.
- Yorumlar 4
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.