Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum Sohbet Online Üyeler
(0 oy)

Sarı Öküz Gidince Birliğin Bedeli Ve Sessizliğin Yıkımı

Toplumların kaderi çoğu zaman büyük savaşlarla değil, küçük tavizlerle yazılır. Tarih boyunca nice güçlü topluluklar, dışarıdan gelen bir düşmanla değil; içeriden başlayan çözülmelerle yıkılmıştır. “Sarı Öküz” kıssası da bu gerçeği en sade, en çarpıcı şekilde anlatan ibretlik hikâyelerden biridir.
 
   Yemyeşil çayırlarda yaşayan güçlü bir öküz sürüsü… Birlik olduklarında karşılarında hiçbir gücün duramadığı bir topluluk. Aslanlar bile bu sürüye saldırmaya cesaret edemez; çünkü bilirler ki karşılarında tek tek hayvanlar değil, omuz omuza vermiş bir güç vardır. Ancak düşman, gücü doğrudan yenemediğinde akla başvurur. Bölmek, parçalamak ve yalnızlaştırmak…
 
Aslanların hilesi tam da burada başlar. Sürüye dostane bir dille yaklaşırlar ve sadece “farklı” olanı isterler: Sarı Öküzü. Gerekçe masum görünür, teklif zararsızdır. Üstelik bir de söz verirler: “Bir daha size dokunmayacağız.” İşte tam bu noktada tarih tekerrür eder. Tehlike dışarıda değil, içeride başlar.
 
Sürü, Sarı Öküzü verir.
 
Oysa kaybedilen sadece bir birey değildir. Kaybedilen; birliktir, güvendir, omuz omuza durma iradesidir. Bu ilk taviz, aslında sonun başlangıcıdır. Ardından diğerleri gelir… Uzun Kuyruk, Ala, Kara… Her seferinde farklı bir bahane, aynı sonuç: Eksilen bir birlik, büyüyen bir tehlike.
 
Ve sonunda geriye kalanlar şu soruyu sorar:
“Biz bu savaşı nerede kaybettik?”
 
Cevap acıdır ama nettir: “Sarı Öküzü verdiğimiz gün…”
 
  Bu kıssa yalnızca hayvanlar üzerinden anlatılan bir masal değildir. Bu, toplumların, milletlerin ve hatta bireylerin hayatında tekrar tekrar yaşanan bir gerçektir. Haksızlık karşısında susmak, “bana dokunmayan yılan bin yaşasın” demek, kısa vadede güvenli gibi görünse de uzun vadede kaçınılmaz bir çöküşe sürükler.
 
   Birlik; sadece yan yana durmak değil, zor zamanlarda birbirinin arkasında durabilmektir. Farklı olana sahip çıkmak, aslında kendine sahip çıkmaktır. Çünkü bugün “öteki” olan giderse, yarın sıranın sana gelmeyeceğinin hiçbir garantisi yoktur.
 
Sarı öküzü verdik, peşinden gitti ala,
“Bize değmez” diyerek, boyun eğdik çakala.
 
Sessizlik bazen tarafsızlık değil, doğrudan teslimiyettir. Her susuş, zalime açılan bir kapıdır.
 
Sonuç olarak bu kıssa bize şunu öğretir:
“Birlik bozulduğu anda güç dağılır.
Adalet sustuğu anda zulüm konuşur”.
Ve en önemlisi; bir toplum, düşmanından önce kendi hatalarıyla yenilir.
 
Bu yüzden her dönemde, her toplumda şu soruyu sormak gerekir:
“Biz Sarı Öküzü verdik mi?”
 
Eğer cevabı evetse…
Henüz çok geç olmadan uyanmak gerekir.
 
 
SARI ÖKÜZ GİDİNCE
 
Sarı öküzü verdik, peşinden gitti ala,
“Bize değmez” diyerek, boyun eğdik çakala.
Sıra şimdi kara da, o da elden giderse,
Sıra bize gelmez mi? çakal onu da yerse.
 
Birlik olan dağ olur, dağılan “kum”a döner,
Ayrı baş çekenlerin, sonucu “yem”e döner.
Doymak bilmez canavar, iştahı hep kabarık,
Dara düşen ayağı elbette sıkar çarık.
 
Beraberce seyrettik, gidenlerin ardından,
Haksızlığa göz yumduk, çıkmadı kılıç kından. 
Komşu hısım akraba, düşünce birbirine,
Fırsat doğdu düşmana, cesaret buldu yine.
 
Parça parça bölündük, fitne sokup araya,
Bunu fırsat bilenler, dizildiler sıraya.
Sessiz kaldık her sefer, konuşanlar azaldı,
 Kalem sustu söz bitti, yalnız ihanet kaldı
 
Mahir, birlik olmayıp, güdersek biz bize kin,
O zaman ne yurt kalır, ne vatan ne de bir din.
Bu kıssa hepimize, kulak küpesi olsun,
Yürekler bir çarptıkça, vatan sevgisi dolsun.
 
Mahir Başpınar / 26.03.2026
Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)
  • Yorumlar 4
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com

Sarı Öküz Gidince Birliğin Bedeli Ve Sessizliğin Yıkımı

MahirBAŞPINAR MahirBAŞPINAR