Sarı Öküz Gidince Birliğin Bedeli Ve Sessizliğin Yıkımı
Toplumların kaderi çoğu zaman büyük savaşlarla değil,
küçük tavizlerle yazılır. Tarih boyunca nice güçlü topluluklar, dışarıdan gelen
bir düşmanla değil; içeriden başlayan çözülmelerle yıkılmıştır. “Sarı Öküz”
kıssası da bu gerçeği en sade, en çarpıcı şekilde anlatan ibretlik hikâyelerden
biridir.
Yemyeşil
çayırlarda yaşayan güçlü bir öküz sürüsü… Birlik olduklarında karşılarında
hiçbir gücün duramadığı bir topluluk. Aslanlar bile bu sürüye saldırmaya
cesaret edemez; çünkü bilirler ki karşılarında tek tek hayvanlar değil, omuz
omuza vermiş bir güç vardır. Ancak düşman, gücü doğrudan yenemediğinde akla
başvurur. Bölmek, parçalamak ve yalnızlaştırmak…
Aslanların hilesi tam da burada başlar. Sürüye dostane
bir dille yaklaşırlar ve sadece “farklı” olanı isterler: Sarı Öküzü. Gerekçe
masum görünür, teklif zararsızdır. Üstelik bir de söz verirler: “Bir daha size
dokunmayacağız.” İşte tam bu noktada tarih tekerrür eder. Tehlike dışarıda
değil, içeride başlar.
Sürü, Sarı Öküzü verir.
Oysa kaybedilen sadece bir birey değildir. Kaybedilen;
birliktir, güvendir, omuz omuza durma iradesidir. Bu ilk taviz, aslında sonun
başlangıcıdır. Ardından diğerleri gelir… Uzun Kuyruk, Ala, Kara… Her seferinde
farklı bir bahane, aynı sonuç: Eksilen bir birlik, büyüyen bir tehlike.
Ve sonunda geriye kalanlar şu soruyu sorar:
“Biz bu savaşı nerede kaybettik?”
Cevap acıdır ama nettir: “Sarı Öküzü verdiğimiz gün…”
Bu kıssa yalnızca
hayvanlar üzerinden anlatılan bir masal değildir. Bu, toplumların, milletlerin
ve hatta bireylerin hayatında tekrar tekrar yaşanan bir gerçektir. Haksızlık
karşısında susmak, “bana dokunmayan yılan bin yaşasın” demek, kısa vadede
güvenli gibi görünse de uzun vadede kaçınılmaz bir çöküşe sürükler.
Birlik; sadece
yan yana durmak değil, zor zamanlarda birbirinin arkasında durabilmektir.
Farklı olana sahip çıkmak, aslında kendine sahip çıkmaktır. Çünkü bugün “öteki”
olan giderse, yarın sıranın sana gelmeyeceğinin hiçbir garantisi yoktur.
Sarı öküzü verdik, peşinden gitti ala,
“Bize değmez” diyerek, boyun eğdik çakala.
Sessizlik bazen tarafsızlık değil, doğrudan
teslimiyettir. Her susuş, zalime açılan bir kapıdır.
Sonuç olarak bu kıssa bize şunu öğretir:
“Birlik bozulduğu anda güç dağılır.
Adalet sustuğu anda zulüm konuşur”.
Ve en önemlisi; bir toplum, düşmanından önce kendi hatalarıyla yenilir.
Bu yüzden her dönemde, her toplumda şu soruyu sormak
gerekir:
“Biz Sarı Öküzü verdik mi?”
Eğer cevabı evetse…
Henüz çok geç olmadan uyanmak gerekir.
SARI ÖKÜZ GİDİNCE
Sarı öküzü verdik, peşinden gitti ala,
“Bize değmez” diyerek, boyun eğdik çakala.
Sıra şimdi kara da, o da elden giderse,
Sıra bize gelmez mi? çakal onu da yerse.
Birlik olan dağ olur, dağılan “kum”a döner,
Ayrı baş çekenlerin, sonucu “yem”e döner.
Doymak bilmez canavar, iştahı hep kabarık,
Dara düşen ayağı elbette sıkar çarık.
Beraberce seyrettik, gidenlerin ardından,
Haksızlığa göz yumduk, çıkmadı kılıç kından.
Komşu hısım akraba, düşünce birbirine,
Fırsat doğdu düşmana, cesaret buldu yine.
Parça parça bölündük, fitne sokup araya,
Bunu fırsat bilenler, dizildiler sıraya.
Sessiz kaldık her sefer, konuşanlar azaldı,
Kalem sustu söz bitti, yalnız ihanet kaldı
Mahir, birlik olmayıp, güdersek biz bize kin,
O zaman ne yurt kalır, ne vatan ne de bir din.
Bu kıssa hepimize, kulak küpesi olsun,
Yürekler bir çarptıkça, vatan sevgisi dolsun.
Mahir Başpınar / 26.03.2026
“Biz bu savaşı nerede kaybettik?”
“Bize değmez” diyerek, boyun eğdik çakala.
“Birlik bozulduğu anda güç dağılır.
Adalet sustuğu anda zulüm konuşur”.
Ve en önemlisi; bir toplum, düşmanından önce kendi hatalarıyla yenilir.
“Biz Sarı Öküzü verdik mi?”
Henüz çok geç olmadan uyanmak gerekir.
“Bize değmez” diyerek, boyun eğdik çakala.
Sıra şimdi kara da, o da elden giderse,
Sıra bize gelmez mi? çakal onu da yerse.
Ayrı baş çekenlerin, sonucu “yem”e döner.
Doymak bilmez canavar, iştahı hep kabarık,
Dara düşen ayağı elbette sıkar çarık.
Haksızlığa göz yumduk, çıkmadı kılıç kından.
Komşu hısım akraba, düşünce birbirine,
Fırsat doğdu düşmana, cesaret buldu yine.
Bunu fırsat bilenler, dizildiler sıraya.
Sessiz kaldık her sefer, konuşanlar azaldı,
Kalem sustu söz bitti, yalnız ihanet kaldı
O zaman ne yurt kalır, ne vatan ne de bir din.
Bu kıssa hepimize, kulak küpesi olsun,
Yürekler bir çarptıkça, vatan sevgisi dolsun.
Sarı Öküz Gidince Birliğin Bedeli Ve Sessizliğin Yıkımı başlıklı yazı MahirBAŞPINAR tarafından
27.03.2026 tarihinde sitemize eklenmiştir.
Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu, kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.
İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz.
Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
- Yorumlar 4
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın.