Yaşar Kemal Kozan Da
    Yaşar Kemal ortaokul 1.sınıfta okuduğum yıllarda Adana /Kozan'a gelmişti.Halk kütüphanesi,Kozan Belediye binası ve biraz daha yukarıda Kozan kalesine doğru, kütüphanenin biraz ilerisinde bulunan Kozan ceza ve tevkif evi kurumları birbirlerine yakın,heybetli Kozan kalesinin eteklerindeydi.Şimdilerde sanırım daha doğrusu bilmiyorum bu kurumlar belkide halâ oradalar,belkide yerleri imarlaşmalardan dolayı değişmiş olabilir.O yıllarda Kozan'a gelen Yaşar Kemal yetkililerden izin alarak cezaevi bölgesinde incelemeler yapıyor ve bu incelemeleri yaparken biz çocuklar etrafında geziyor ona kendimizce bilgiler veriyoruz.O yıllarda Kozan cezaevinde yetkililerin izniyle Yaşar Kemal'in 3 gün mahkumlarla kaldığı söylenmişti,Kalma sebebi,kaleme alıp yazdığı ölümsüz eseri İnce Memed romanında,İnce Memed Kozan cezaevinde 3 gün kadar mahkumiyet çekip,sonra Kadirli cezaevine sürgün edilmesi konu edilmektedir.Yaşar Kemal'in cezaevinde bu kadar süre kalıp,mahkumlarla konuşmalar yapması o anları hayalen tasavvur edip kaleme dökmeşi açısından bu tür girişim ve uygulamanın çok mantıklı ve akılcı olduğu düşüncelerindeyim.Bucak,Kadirli,Anavarza'yı,Kozan kalesini ve o yöreyi eserindeki tasvir ve anlatımlara zenginlik katması açısından incelemeler yapmaları bana göre akılcı ve mantıklı bir davranıştır.Bizler o gezerken peşine takılır,ara ara bizlere sorduğu sorulara yanıtlar verirdik.Ona bilgiler veren büyüklerde vardı,daha çok onlardan bilgiler alıyordu.Yanındaki bu kişilerle yaptığı konuşmalara pür dikkat kesilir duymaya çalışırdık.O günlerde yaptığımız çocuk kalabalıklarıyla Kozan'da kaldığı süre onu yakın takipe alıp,peşi sıra o nere giderse kuyruk gibi gezmiştik.Elinde küçük bir bez kese,bazı yörelerin çökelek dediği anam-babam keş o elindeki kesenin içinde.Bu kesenin içine bir elini sokar,oradan avuçlayarak çıkardığı  keşleri öbür elinde,elinin büyüklüğüne göre ölçütlenmiş şebit ekmek üzerine serpeler,küçük parçalar halinde dürümleyip sıkım yaparak ara ara yerdi.Duydukki,çocukluğundan bu yana,şebit ekmeğe keş saçalayıp,dürüm yapıp yemesi,yoksulluk yıllarından şimdilerdeki zamanına kadar devam eden bir alışkanlığıymış,.Mevzu cezaevinin alt kısmında bir çocuk park vardı.Genelinde şimdi duruyormu bilmiyorum,o parkta sıklıkla takılır,güneşli günlerde elimize bir gazete alır,fazla olmayan tek tük banklarada oturur,hem gazete okur,hemde göz erimimize rastlayan oturduğumuz bu tepedeki parktan aşağılara saçılmış Feke,Saimbeyli,Sıralıf yoluna doğru uzayıp giden Kozan güzelliklerini seyrederdik.Günlerden sonra bir gün,Hürriyet gazetesinin ek ilavesinin ilk sayfasında koskocaman "Yaşar Kemal" yazısı ve bu yazının altında İnce Memed'in bir atın üstüne binili,omuzunda silah (Bir fotoğraf değil ressam yapımı resim) koca sayfayı boydan boya kaplamış,öyle güzel bir resimki,altında Yaşar Kemal'ın o kendine has lirik anlatım tarzından küçük yazı figürleri ve ikinci sayfada tefrika halinde İnce Memed'e başlayış diye gözlerimize bir yansıma.Cumhuriyet gazetesine aboneydik ama gazete bayisine geldiğimiz zaman acaba bizlerin ilgisini çeken başka gazetelerde bir şeyler varmı diye onlara da göz gezdirirdik.İnce Memed'i Hürriyet gazetesinin ilavesinde görüverince o gün bir tanede Hürriyet gazetesi alıp,bu gazeteyide İnce Memed tefrikalı yazısından dolayı aboneliğimize Babamın olur vermesiyle ilave ettirdik.Bölüm,bölüm İnce Memed'i okuyor,yarınki çıkacak yazısını okumak için ertesi günün oluvermesi,gecenin bitmesi için sabırsızlıktan duramıyorduk.Bir yarın olsa diyorduk ve yarının olmasıyla,Kozan'ın yukarı çarşısındaki PTT binasının karşısındaki Kozan'ın oturduğumuz Aslanpaşa mahallesindeki evimize uzaklığı 750-1000 mt.kadar mesafede olan  tek gazete bayiye koşar,yazarların piri,büyük ustanın çok güzel kendine has,olağanüstü etkileyci anlatımlarının olduğu Hürriyet gazetesi ve kelebek ilavesini alarak aceleyle kuytu bir yer olarak düşündüğümüz yukarıdaki çocuk parkına çıkarak,bir bank üzerine oturup,bir değil,bir kaç kez,İnce Memed'in o günkü yayınlanmış bölümünü okurduk.Kitaplar,gazeteler ve bu tür neşriyatlar daha doğrusu bunları okumalar o yıllarda çok daha bir başka ve farklıydı..Yaşar Kemal'in sıra sıra;Teneke'sinden,Binboğalar Efsanesi,Yer Demir Gök Bakır'ı sonra da tüm eserlerini okudum.İnce Memed'i mübela etmiyorum 5 kezden fazla okumuşumdur.Çok yorgun ve bitkin olunduğu zamanlar.Haliyle dinlenilmesi gerekir.Mübalâ etmiyorum,dinlenmekmi istiyorsunuz,kırları göremiyorda buralara özlemlermi duyuyorsunuz?.Yorgunluk ve kır özlemlerinizi gidermek için Yaşar Kemal'in eserlerini oturup defalarca okumalısınız.İnce Memed'in Kozan'da geçen bir tek ceza evinde yatış sahnesini yazmak için Kozan'a gelip incelemeler yapmasını Dünya çapında yazar klasmanına yakışır bir davranış olarak görmüş,bölge keşfi yapması,bende hayranlık ve taktire şayan bir davranış olarak anlamlı bulduğum etkiler bırakmıştır.Hele o yıllarda mantar biter gibi biz çocukların onun etrafını sarıp,peşi sıra dolaşmalarımızdan bıkkınlık duymaması,anılarımda hiç unutulmamıştır.Büyük yazar,ak kağıtlar üstünde kalemiyle harflere dans ettiren yazarların piriyle geçmiş günlerde Kozan'da yaşadığım bu anım,unutulmaz hatıramdır..09/Mayıs-2020 Şerafettin Sorkun/Konya'dan   
( Yaşar Kemal Kozan Da başlıklı yazı Şerafettin Sorkun tarafından 27.03.2026 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
Okuduğunuz Yazının Site Kurallarını İhlal Ettiğini Düşünüyorsanız, Site Yönetimine Bildirmek İçin Tıklayınız.
 

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu