
Ölümü irdeliyordu zaman en çok da
geri dönüşümü olmayan.
Sıfatlarsa zuhur eden aslına ihanet
eden.
İnkâr etmenin tüm gücüyle çelimsiz
bir heykele dönüşen asıl ve asli gerçekler.
Yitimler olası iken.
Mevcutta ne varsa hakir görülen.
Ölenin dahi arkasında kolaylıkla
tebessümler ekebilen.
Renklerin mevcudiyeti ve de.
Saf addedilen afiyetin inkârı.
Acının kartuşunda bitimsiz bir
izdiham ve de iddia makamı sunarken kefil olduğu iblise sunmanın da verdiği o
zevk ve haz ile tüm yalanlarını.
Gönül bir bahçe.
Suyu eksilmiş toprak.
Toprağın altındakilerin de canının
yandığı:
Oysaki onlar aslında tam anlamıyla
terk etti bu cihanı.
Âlemse rüştünü ispatlamışken:
Gayb âleminden bihaber olan kâfirler.
İsyanın henüz bastırılmadığı bir
ayaklanma.
Son sözün söylenmesine ramak kala.
Sözcükler kibirsiz.
Sözcükler saf ve duru.
Sevgi ise hala muteber ve muktedir
şairin g/özünde.
Cürüm işleyen sinekler misali uçuşan
yalanlar diğer tarafta ruha ve evrene asılı gerçekler ve sureler.
Bir de kayıp suretler maskeler.
Ve işte çalan o boru.
Ruhun tok sesi.
Renklerin külüstür çatısı:
En güzeli ise ebemkuşağının ç/ağrısı.
Karanlık suskun.
Kara gölgeler cebbar.
Meleklerin koruyucu gücüne vakıf
şair.
Erken ya da geç…
Elbet tüm yüreği ile görücüye çıkan
dualar alabildiğine ıslak ve nemli oysaki bulutlar grevde…