
Her duygu bir renge tekabül etmekte
hele ki ruhum gökkuşağı renginde ise şimdilerde lacivert bir gece meftunu
olduğum yer gök ve kıyamet alametleri beklemede en çok beklediğim rahmetin boca
edilişi ve af etsin günahlarımı Rabbim yeter ki…
Metruk hecelerin ıssızlığında
yaşamışım meğer
Ve cennetin kapıları ardına kadar
Açılmış, bihaber
İken kalemin nüfuzundan
Sandığım oymuş ki:
Tekil hanemde kayıtlı nüfusum
Sözcükler ise sessiz biraz da aceleci
mi ne?
Bir sepet misali kalemin bağrı
Yerle yeksan olmuş hecelerin ağıtı
Öncemde el bebek gül bebek
Şimdilerde sardığı kadar hanemi
kasvet
Beti benzi dahi atmış gök kubbenin
Meleklerin kanatları altında
beklemedeyim
Suretler yanıltan
Surelerdir huzura vesile
Endamı yitik bir nesir bir şiir gibi
Hecelediğim adımı asılı kaldığım o
tek hecede
Kamaşan gözlerim kör artık
Ruhlar atık
Sözcükler batık
Eşrafı yitik
O döngü ki
Mahremiyeti yerle yeksan edilmiş
Bakın işte zalimin kor nefsi nefesi
Ve zaferi
Hınca hınç isyan
Geçiştirirken sözcükler duyguların
İnkârı ne mümkün?
Gel gör ki bir batında edildim sürgün
Konşimentosu ruhun
Dokümanlarla dolu mutun
Hazan benzeri baharın
Sökülmüş birer birer dişleri
Afaki bir teselli
Tecelli edecek ne ise olmalı
İlla ki bir tesiri
Hicretin öncüsü
Ölümün güdüsü
Mahal veren neyse hüzne
Ve işte delik deşik kalbin adeta
kabir örtüsü
Muallim ve muallime
Yok artık hiç biri çeperimde
Şair ve yitik heceler
Kefareti ödenmiş olmalı kader
Gök sakin yerküre durgun
Ruh savruk
Yediğim vurgun
Mealim de yok artık
Batıl duyguların inkârı ne mümkün?
Bodoslama sevdiğim günler yitik
Sevecen kalbim atmasa artık keşke
Hicazın doruğu
Ruhların kayıp uydusu
Bilemedim ama savundum hep
Yoktur diye tüm insanların farklı
uyruğu
Bir kelam daha yitti
Ve işte havlayan köpek, kuyruğunu
Kıstırıp gitti
Sızlanan kalem de sustu kelam da
Ön görüsü evrenin soyutladığı kadar
nice insanı
Geri dönümü olmayan selamı
Bir uğultu ya da fısıltı
Duymazdan gelen zalimin kor nefsi
Hecelerin vereceği son nefesi
Buyruğunda iken kaderin
Beklemede yüreğin iç sesi
Hani
Hasıl olur da o mucizevi esinti…