Göğün damarları çatladı bu gece,
mavi bir sancı düştü omzuma.
Yağmur değil sanki
göksel bir perde söküldü de
parçaları kalbime düştü ince ince.
Sırılsıklamım şimdi
tenimde dolaşan su değil,
senin adının buğusudur
ayna gibi yüzüme çöken.
Bir fısıltının kökleri
yanaklarımdan aşağı sürüklenirken
kim bilir hangi rüyanın içinden
geçip bana ulaştın.
Şehrin kaldırımlarında taşlar ürperiyor,
çünkü her adımımda senin izini
ıslak bir gölge gibi sürüklüyorum ardımdan.
Sokak lambaları sönük birer kandil artık,
ışıkları değil,
kalbimde yanıp sönen
senin hatırandır parlayan.
Duy beni, diye yükseldim göğe
bulutlar kaburgalarını açıp
suskunluğumu içlerine çekti.
O an anladım
Yağmur, senden düşen bir haberci
gök, bana doğru eğilmiş bir sırdaş.
Ve ben
kör karanlıkta bile seni görürüm
çünkü her damla,
kulağıma çarpan fısıltılı cümlelerle
senin sesini taşır.
Sırılsıklam olmaktan değil,
seninle dolmaktan ıslanıyorum aslında.
Yağmur üstümde değil,
içimde yağıyor
seninle başlayan bir tufan gibi
yüreğimi yeniden biçimlendiren
yumuşak, esrarengiz bir şarkının eşsiz melodisisin sevgilim.
Yazarın
Önceki Yazısı