Bu Kadar Güzel Bir Çocuk Nasıl Olur da Dokuz Kişinin Katili Olur
BU KADAR GÜZEL
BİR ÇOCUK NASIL OLUR
DA DOKUZ KİŞİNİN
KATİLİ OLUR?
Kahramanmaraş’ta meydana gelen ve
şu an itibariyle dokuz kişinin ölümü
yirmi civarında insanın
yaralanmasıyla sonuçlan
olayı sanırım bilmeyen
yoktur.
Evet, henüz 14
yaşında bir çocuk,
bir okula giriyor,
iki ayrı sınıftaki
öğrencileri, öğretmenleri, ‘’Ne
oluyor bu silah
sesleri de ne?’’ Diye olay
yerine gelen insanları
kurşun yağmuruna tutuyor.
Sonra olay yerinde
bir kuşun da kendine
sıkarak intihar ediyor.( Muhtemelen son
kurşun )
Fotoğrafı yukarıda.
Ne kadar
güzel ve sevimli
bir çocuk değil
mi?
Ama ne
yazık ki o
bir katil. Bu
satırları yazdığım anda da belki
yaralı olanlardan bir kaç kişi
daha ölecek ve dokuz
olan öldürdüğü insan
sayısı daha da artacak.
Peki bir
daha sorayım: Bu
kadar güzel yüzlü bir çocuk
nasıl olur da bunca insanın ( Ki bazıları
öğretmenleri, bazıları okul
arkadaşları, bazıları ise tamamen
sivil insanlar ) katili
olabiliyor? Bu masum
yüzü bir canavara dönüştüren şey ne?
Anlatayım. Hem de ilk
görev yerimden başlayarak
anlatayım.
Yıl 1978
Manavgat İmam- Hatip
Lisesi öğretmeniyim. Okulumuzda
uzak köylerden gelerek
okuyan henüz on bir-on iki
yaşında çocuklar var.
Bunlar dördü beşi bir
araya gelmiş, kırık
kasalardan yaptıkları masalar
üzerinde ders çalışan,
karınlarını çökelek peyniri,
yeşil soğan, saç ekmeği,
haşlanmış patatesle doyuran, o gecekondularda kışın donan,
yazın yanan çocuklar.
Pek çoğu
okudular adam oldular ama şöyle doya
doya bir çocukluk yaşayamadıkları için
yemin etmişlerdi: İçlerinde
ukde olan hiç
bir şeyi çocuklarına çektirmeyeceklerdi. Nitekim
de ellerinden geldiği kadar
çektirmediler Ama onların çocukları
farklı düşünüyordu.
Anne- babaları iyi
okutmuştu ama hani
çok da çektirmişlerdi. Mesela
az mı almışlardı ellerinden tetrislerini,
tasolarını? Az mı
yırtmışlardı Teksaslarını- Tom mikslerini?
Ya Sami
Hoca’ya ne demeli?
O topal bacağıyla ulan
hem de Batman gibi yerde
az
mı kahvelere baskın yapıp okuldan
kaçan öğrencileri toplayıp disipline
göndermişti zalim herif?
Az mı nöbetçi olduğunda
merdiven başında adeta
koyun kırkar gibi uzun saçlıların
saçlarını kırkmıştı?
Kendisi mezun olduktan
sonra bir iş
güç sahibi olduğunda evladına
bu zulmün (!) uygulanmasına
asla müsaade etmeyecek, gerekirse
o okulu Sami
ve benzeri hocaların
başına yıkacaklardı.
Nitekim de öyle oldu.
Sami Hoca Batman’dan
Kocaeli’ye geldi. Güzel bir
köyün içindeki bir yatılı İlköğretim
okulunda göreve başladı.
Bu köyde tüm öğretmenler gibi Sami Hoca’nın da en
vazgeçilmez aktivitesi kahvede
arkadaşlarıyla elli bir ve okey
oynamaktı. Ancak ilginç bir şey vardı o
mübadil köyünde. Yani
Mübadele ile o köye gelip
yerleşmiş insanların ikamet
ettiği köyde. Kıraathane
cemaatinin aşağı yukarı en önemli övünç
kaynağı bilmem hangi
tarihte bir öğretmeni
dövmüş olmaktı. İlginç
bir şekilde köyün en sünepe
insanı bile bilmem
ne zaman bir
öğretmeni dövmüştü ve
bundan gurur duyuyordu.
Burada dikkatli olmak gerekiyordu
herhangi bir velinin
övünç kaynağı olmamak
için. Ve öyle görülüyordu ki Batman
gibi yerde kahveye
dalıp ‘’ Herkes
kimliklerini çıkartsın ‘’
Diyebilen öğretmenin forsu
burada geçmiyordu. Öyle ki
bu köy
bir orman köyü
olduğu halde sadece bir kereye
mahsus olmak üzere
devletin biz öğretmenlere de
odun verecek olması adeta
kıyametin kopmasına sebep
oldu. Biz o
köyün halkından değildi ki
nasıl olur da
biz de ormandan
yer verilirdi ‘’
Buradan sağlayın odununuzu
‘’ Diye.
Ha bir
de herkesin dilinde aynı şey
vardı: Biz o köye
bir bavulla geliyorduk,
sonra Yatılı Okulun
imkanlarını sömüre sömüre
iki kamyon dolusu eşyayla
taşınıyorduk taşınırken. Dillerinde olan hep buydu.
Ama ben
akıllanmamıştım. Kendim Akmeşe’deydim ama kafam Hâlâ
Batman’daydı.
Bir gün – defalarca uyardığım halde
- saçlarını kesmeyen bir öğrencinin saçlarından
bir perçem kestim makasla.
Aynı günün akşamında o öğrencinin babası
kahvede yakaladı beni. Dışarı
çıkardı. Kahvede herkes ve
de öğretmen arkadaşlar
seyrederken ‘’ Senin yedi ceddini…. ‘’ Diye küfretti hem
de 20 Metre ilerimizde Jandarma
Karakolu olmasına rağmen ama
ne jandarmaya şikayet
eden oldu ne
de ‘’ Yahu sen hocayı nasıl
sıkıştırır da küfredersin?’’ Diyen…
Yediğim küfür ve hakaretle
kaldım çünkü ben
nasıl olur da babasının
bir fiske bile vurmadığı
yani kendi çektiklerini
çektirmediği evladının saçlarını
keserdim? Adam yerden göğe
haklıydı. Hatta dua
etmem gerekiyordu ‘’ Senin ayağını
keser omzuna asarım ‘’
dediğ halde bunu
yapmadığı için.
Evet, artık orada
duramazdım. O sırada da Anadolu İmam- Hatip
Liselerine mülakatla Tarih
öğretmeni alınacağını duydum.
Baktım Listede Denizli,
İzmir, Sandıklı gibi
yerler var.
Buradan bir an
önce gitmeliydim ve işi
şansa bırakamazdım. O
sebeple en başa
Afyon – Sandıklı yazdım. Mülakata
girdim, kazandım ve
ver elini Afyon Sandıklı.. Hiç
bilmediğim, daha önce
ancak yolcu olarak
kıyısından geçtiğim bir
yer…
Okul İmam- Hatip Lisesi olduğu
için yine esiyorum
gürlüyorum. Öğrenciden yana bir
sıkıntı yok.
Okulumuz Felsefe öğretmeni
var. Başka okullarda da derse giriyor.
Sordum bir gün ‘’
En rahat
öğretmenliği nerede yapıyorsunuz ‘’
Diye, cevap verdi ‘’
Burada. Bu İmam- Hatip Lisesinde. Çünkü
buradaki disiplin hiç
bir okulda yok’’
ama komik olan bu
öğretmenimizin de ‘’ İmam-
Hatipler Kapatılsın ‘’Kafasında
olmasıydı.
Daha ilgincini söyleyeyim: İmam Hatipler niye
kapatılsın?
İmam- Hatipler kapatılsın zira yaptığım
araştırmalara göre: Spesifik olarak "İmam Hatip Lisesi
öğrencisi" kimliğiyle öne çıkan, sistematik veya toplumsal yankı
uyandıran, son 24 yılı kapsayan özel bir cinayet dosyası veya yaygın bir veri
bulunmamaktadır.
Bize öğretmenini öldüren öğrenciler
lazım. Onlar da İmam- Hatip
Liselerinden çıkmadığına göre ‘’İmam- Hatipler
Kapatılsın ‘’
Neyse, şimdi millet ‘’ İmam- Hatip
Güzellemesi yapmışsın Sami Hoca.’’ Demeden devam
edeyim.
Evet, Sandıklı’da öğrencilerle
ilgili bir sorunumuz
yoktu ama bakın orada da ne
yaşadım?
Kafa eski kafa
ya, aynen benim gibi
eski kafa olan
ve yediğimiz içtiğimiz
arı gitmeyen can
kardeşim İbrahim Bey’le
daldık bir gün
neredeyse okulumuz duvarına
bitişik bir kahveye. Baktık
dört öğrencimiz oturmuş
okey oynuyor.
Bizi görünce dondu
garipler. Hemen kalktılar.
Onlar çıkınca kahveci
geldi yanımıza
-Siz benim ekmeğime
mani olamazsınız
-Ama onlar öğrenci.
Bizim okulumuzun öğrencileri.
-Bana sizin öğrenciniz olmasından?
Benim ekmeğimle oynama
hakkınız yok.
-Bakın beyefendi işi
fazla uzatma istersen ha?
Okula bu kadar
yakın bir yerde
kahvehane işletmek kanuna
aykırıdır. Seni şikayet edersem
o zaman görürsün
ekmekle oynamayı.
Gerçekten de okula bu kadar
yakın kahvehane olmazdı
ama adam gayet
sakin.
-Asıl siz uzatmayın ve bir
daha da bu kahveden
adımınızı içeri atmayın. Ben
buraya bu kahveyi
açarken o izinden
haberim yok muydu
sanıyorsunuz? Şimdi gidim
de asıl ben sizi
şikayet etmeyeyim.
Adam haklıydı. Nasıl becermişse becermiş o
izni almıştı. Şikayet etse
büyük bir ihtimalle
asıl bize sorulacaktı
‘’ Siz ne diye
adamın ekmeğine mani
oluyorsunuz’’ Diye.
*****
Bugün…
Baba emniyet mensubu.
Yani masum insanların
canını korumakla görevli
bir insan.
Anne öğretmen. Yani
kendi çocuğu gibi
çocukları eğitip yarınlara
hazırlayan bir mesleği
icra ediyor.
Evlat: Dokuz kişinin ( Belki şu
satırları yazdığım anda daha
fazla ) katili
Çare ne
peki?
Yuvarlak
kafa ne diyor,
ben ne cevap
veriyorum ve en
acısı da vatandaş ne anlıyor?
Vatandaşın düşündüğü çözüm
önerisi: OKULLARA ACİLEN GÜVENLİK GÖREVLİLERİ
YERLEŞTİRİLSİN
Benim cevabım:
OKULLARA ACİLEN GÜVENLİK GÖREVLİLERİ YERLEŞTİRİLSİN.
Mesela benim iki oğlum
da güvenlik görevlisi. Onları alsınlar görev yaptıkları yerlerden, okulların
kapısına diksinler.
Ki?
Ki okula beş silah,
yedi şarjörle gelen on dört yaşındaki çocuklar ilk iş olarak benim oğullarımı
öldürsünler.
Vatandaşın anladığı: Hocam böyle dua
ederken çok dikkat
etmek lazım. Sizin
çocuklarınız neden ölsün
ki
Haydi şimdi gel de anlat vatandaşa oğullarımın ölmesi için dua etmediğimi? Gel de anlat ileri sürülen öneriye(!) isyan ettiğimi.
*****
‘’Ben çektim o çekmesin. Ona çektirmeyeceğim ‘’ dediniz. Evet, sizin çektikleriniz çekmedi ama tetiği çekti. Hem de yedi şarjör boşaltana kadar çekti. En son tetiği de silahın namlusunu kendine döndürerek çekti.
*****
Daha ne anlatayım bu gül yüzlü çocukların neden korkunç bir canavara dönüştükleriyle ilgili?
- Yorumlar 14
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.