Ezan Farkı
Cuma namazını kılmak için Amsterdam Kuba Camii’ne gitmiştim. İşin yoğunluğundan dolayı ezana birkaç dakika kala yetişebilmiştim. Vücudum mescitteydi ama aklım şirketteydi.
İmam vaaz veriyordu fakat ben vaazdan çok iş telaşıyla meşguldüm.
Birkaç gün sonra laboratuvarda önemli bir test başlayacaktı, ancak hâlâ giderilmemiş pürüzler vardı. Bu pürüzler ne zaman giderilecek, altından neler çıkacak belli değildi. Ayrıca test sonuçlarının nasıl değerlendirileceği konusunda da kafamda soru işaretleri vardı. En büyük rahatsızlık ise iş arkadaşları ve idarecilerle yaşananlardı. Bu bölümde yeni olmam, bazı şeyleri anlamamı ve kabullenmemi zorlaştırıyordu. Her ne kadar çok da önemli olmayan dünya telaşları olsa da, mescitte bunlar vesvese olarak beni rahatsız ediyordu… Ta ki ezan-ı Muhammedî başlayıncaya kadar.
Ezan dinlemeyi çok severim; mümkün mertebe huşû içinde dinlemeye çalışırım. Beş ya da on yılda bir de olsa, çok farklı ezanlara şahit oldum. Farklı derken kastım, dinleyeni alıp bambaşka bir âleme götüren ezanlardır.
İlk kez böyle bir ezanı Karaman’daki Hacı Beyler Camii’nde dinlemiştim. İkindi namazı için abdest alacaktım. Tam o sırada ezan okunmaya başladı. Bu, Karaman’da değil, Türkiye’de bile daha önce duymadığım kadar farklıydı. Sağıma soluma bakındım: “Acaba ben Kâbe’de miyim?” diye düşündüm.
Diğer unutamadığım ezanı ise yine Amsterdam’da, bir öğrenci yurdunda dinledim. O zaman da sağıma soluma bakındım: “İstanbul Sultanahmet’te miyim?” diye.
Evet, yine farklı bir ezan okunuyordu. Bu sefer sağıma soluma bakınmadım; gözlerimi yumdum. Ezan beni bu kez sanki Konya merkezdeki Aziziye Camii’ne götürdü.
Aklımdaki bütün dünyevî düşünceler, vesveseler silinip gitti. Ezanın bitmesini hiç istemedim…
Bu farklı ezan, kendisini namazda da hissettirdi. Namaza başlarken ne vesvese kaldı ne de dünya telaşı. Namazda Rabbimin huzurunda olduğumu az da olsa hissettim. Rabbimin huzurunda eğilmenin zevkini tattım. En güzeli de, yüce Rabbimin büyüklüğü ve azameti karşısında bir kul olarak acziyetimi hissederek secdeye kapanmanın, az da olsa, o derin hissini yaşayabilmekti. Bir iki rekat da olsa huşû içinde namaz kılabildim elhamdülillah.
Rabbim, huşû içinde namaz kılınmasına vesile olacak kadar içten ve samimi, Bilal-i Habeşi gibi ezan okuyanlardan ebeden razı olsun. Rabbim böyle ezan okuyabilen müezzinlerin sayısını artırsın inşallah.
(
Ezan Farkı başlıklı yazı
hotamisli tarafından
19.04.2026 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
Okuduğunuz Yazının Site Kurallarını İhlal Ettiğini Düşünüyorsanız, Site Yönetimine Bildirmek İçin Tıklayınız.