Vatandaş Sahipsiz Değildir
Yüzlerce,
binlerce yazar ülkede yaşanan
sorunlara dikkat çekmektedir. Bunların bazıları, yalnızca sorunlara işaret etmekle kalmayıp çözüm önerileri de sunmaktadır. Yazarların yanı sıra çok sayıda okuyucu da olumlu yorumlarla katkıda bulunmaktadır. Bilinçli ve samimi okuyucuların bu
katkıları haberlerde de görülmektedir.
Yazıların içeriği çok geniş bir yelpazede yer alsa da bunların büyük bir kısmının muhatabı yerel veya ulusal idarecilerdir. Bu yazıların muhatabı olan idareciler, kendilerine yöneltilen eleştiri ve suçlamalardan kısmen de olsa haberdardır.
İdarecilere
yapılan yapıcı eleştiriler
aslında bir nimet olarak değerlendirilmelidir. İnsan bazen eksiklerinden ve hatalarından habersiz olabilir. Yanlışlarının farkında olmak, bu hataları düzeltmeye imkân sağlar. Eğer bir yanlış anlaşılma söz konusuysa, bu durum da yapılacak
açıklamalarla giderilebilir. Samimi
idareciler için medya bu yönüyle gerçekten büyük bir fırsattır.
Yazılan onca yazı ve yorumun hiçbir faydası olmadığını söylemek haksızlık olur; ancak genel kanaat, yapılan eleştirilerin ve sunulan çözüm önerilerinin idareciler
tarafından yeterince ciddiye
alınmadığı yönündedir. Oysa bazı eleştiriler hayati önem taşımaktadır.
Buna
verilebilecek en basit örnek, sokak köpekleri sorunudur. Sokak köpeklerinin
saldırıları sonucu çok sayıda insan, özellikle de çocuklar hayatını kaybetmiştir. Yaralanan ve hâlâ travma yaşayan insanların sayısı ise en az yüzlercedir.
Bu kadar önemli
bir konuda, sokak köpeklerini toplamamakta ısrar eden idareciler olmuştur. Sokak köpeklerinin yanı sıra, vatandaşın sağlığını tehdit eden çöp toplama ve sağlıklı içme suyu sağlama gibi hayati konularda da pek çok idareci yapılan eleştirileri ciddiye almamıştır. Bazı idareciler hakkında dile getirilen yolsuzluk, usulsüzlük ve benzeri iddialara
ise değinmeye bile gerek
yoktur.
Hayati veya genel
sağlıkla ilgili konularda yapılan bu haklı eleştirilere insanlar nasıl duyarsız kalabilir? Bu vurdumduymazlığın gerekçesi ne olabilir? İdareciler
söz konusu sorunlardan habersiz olamazlar ya da
sorumlu oldukları şehirlerden çok uzak, gerçeklikten kopuk bir hayat sürüyor da olamazlar.
Bu duyarsızlığın birçok sebebi olabilir;
ancak burada yalnızca
birine değinilecektir.
Duyarsız idareciler, yaptıklarının
yanlarına kalacağını düşünüyor olabilir. Vatandaşa kıyasla çevreleri, makamları ve imkânları
sayesinde daha güçlü olduklarını zannedebilirler. Bu yüzden vatandaşın
kendilerine hiçbir şey yapamayacağını düşünüyor olabilirler.
En kötü ihtimalle
vatandaşın devlete şikâyet edeceğini ve bu şikâyetin kendilerine zarar
vermeyeceğini düşünüyor da olabilirler. Geniş imkânlar sayesinde
dokunulmazlıklarının olduğunu sanıyor olabilirler. “Yolsuzluk, usulsüzlük, adam kayırma, devlet imkânlarını şahsi çıkarlar için kullanma veya görevlerini ihmal etme gibi suçlamalar bize dokunmaz” diye düşünüyorlarsa, büyük bir yanılgı içindedirler.
Devletin en küçük
bir rüşveti bile araştırmaya her zaman gücü yetmeyebilir; ancak vatandaş asla sahipsiz değildir. Vatandaşın Yaradan’ı vardır, Rabbi vardır.
Zerre kadar iyiliğin karşılığı verileceği gibi, zerre kadar haksızlığın da hesabı mutlaka sorulacaktır. Vatandaşa yapılan en küçük bir haksızlık bile karşılıksız
kalmayacaktır. Bu
gerçeğe
inanmamak ya da önemsememek hiçbir şeyi değiştirmez.
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 1
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.