Akmeşe Yollarında Bir Ermeni Meselesi Hikayesi 1 Bölüm
BİR ROMANA BAŞLADIM YA HAYDİ HAYIRLISI UMARIM BEKLEDİĞİM İLGİYİ GÖRÜR.
*************
Yıl 1989
Aylardan Eylül.
Bindiğim minibüste şoför açmış kaset çaları; bir
Kocaeli türküsü dinliyoruz.
Bizim evin yanına
Perde ördüm camına
Eğer beni sevmezsen
Güzel yârim yürü
Yazık senin şanına
Sevdiğim yürü
AKMEŞE Yollarında sevdiğim yürü.
********
Anlatılacak şey çok
ama neredeyse kimsenin uzun yazıları
okumak gibi bir arzusu
yok. O sebeple
nereden başlayayım, nasıl
en kısa şekilde
yazayım bilemiyorum.
Kısaca anlatmaya da zaten hiç niyetim
yok. O sebeple bölümler halinde yazacağım
Evet, bir yerden başlamak lazım.
En yakın
tarihten başlayalım, sonra
geriye doğru gideriz, ileri
gideriz, tekrar geri
döneriz; yaparız bir şeyler artık. Ama
eminim okuyan herkes
anlar.
********
21 Nisan 2026’da İstanbul Valiliğine
müracaat eden ‘’24 Nisan Anma
Platformu’’ oldukça masum(!) bir istekte
bulunmuş:
Şimdi diyeceksiniz ki ‘’
24 Nisan
Anma Platformu nedir?’’
İstanbul Valisinden ne istediklerini okuduğunuzda anlayacaksınız
Evet, bu
platformun Ermeni temsilcileri
de Ermeni olmasalar da kendilerini
Ermeni’den daha fazla Ermeni hisseden temsilcileri de Validen tam olarak
şunu istemişler: (Bizzat kendi
ifadeleriyle )
‘’Bu yıl da İstanbul Valiliği’ne SOYKIRIM ANMASIYLA ilgili dilekçemizi sunduk
ve 1915’te yaşamını yitirenlerin yasını tuttuğumuz ve yüzleşme çağrılarını dile
getirdiğimiz anma etkinliğinin organizasyonu için çalışmalara başladık.’’
‘’Valilik bu yıl da anma etkinliğimizi yasakladı. Biz ısrar etmekten
vazgeçmeyeceğiz. Dört beş sene öncesine kadar meydanlarda gerçekleşen anmaların
hiçbir açıklama yapılmadan yasaklanmaya başlamasının hiçbir izahı yok.’’
Evet, aslında gerçekten de izahı
olmayan bir durum
vardı ortada.
İstanbul Valiliği 2010 yılından
pandemiye kadar yani 2020 Yılına
kadar on sene ‘’ Soykırım Anması ‘’ etkinlikleri yapılmasına izin vermiş. Dahası Devlet-i Âlîmiz İstanbul
Valiliğini uyarmamış ‘’Siz ne
yapıyorsunuz yahu? Biz devlet
olarak Ermenilere bir
soykırım uygulamadığımızı tüm
dünyaya ispat etmek için bunca çabalarken siz
Soykırımı Anma
etkinliklerine nasıl izin
verirsiniz?’’ Diye.
Birileri tam on sene
gözlerimizin içine baka
baka
‘’Cezalandırılmayan suç
devam eder. Ermeni Soykırımı'nı tanı, af
dile, tazmin et’’ Demiş.
Ortada bir suç varsa
suçlu da olmalıydı değil mi? Peki
kimdi bu suçlu?
24 Nisan
Platfomuna göre Tabii ki
Devletti.
Devletten istenen neydi peki?
* ‘’
Ben Ermenilerin soyunu
kırdım. Tüm Ermenilerden özür diliyorum’’ Demesi..
*Sonra ‘’ Cezam neyse razıyım ‘’ Demesi..
*Daha sonra 1915-1916 Yılları arasında sistematik bir şekilde öldürdüğümüz(!) 2 Milyon
Ermeni’ye karşılık tazminat
ödememiz...
*En son
olarak da gördüğünüz
haritada kendilerinin Batı
Ermenistan dedikleri toprakları
istiyorlardı. ( yeşil alan---Van,
Erzurum, Erzincan, Kars, Bitlis, Diyarbakır, Elazığ, Malatya, Sivas,
Adana, Kahramanmaraş gibi iller. )
Evet, bir iki yıl önce yine bir 24
Nisan’da sosyal medyada –maalesef ülkemizin
yetiştiriği ve sadecebizde
yetişen- yüreği insan
sevgisi ve barış
dolu sevgi pıtırcıklarından biriyle tartışıyoruz. Her zamanki terane tabii
ki.
‘’ Bu
topraklarda bizden önce
Ermeniler yaşıyordu. Bu
topraklar onların vatanıydı. Geldik,
istila ettik. Bu
topraklarda bizim hiç bir
hakkımız yok ‘’
Bu tür salaklarla tarihsel
tartışmanın havanda su
dövmek olduğunu bildiğimden
kısa kestim.
‘’ Demek
Ermenilerin topraklarını gasp
ettik. Bu topraklarda
hiç bir hakkımız yok. O
halde gel sen bir
öncülük yap; sahip
olduğun toprakları, üzerine
kurdurduğun evleri bir
Ermeni aileye vererek
Türkiye’de herkese öncü
ol. Eminim senin
gibi düşünenlerin hepsi
seni takip edeceklerdir. Ermenilerin
tazminat isteklerini tamamen
karşılamasa da bir miktar
yüreklerine su serpmiş
olursun’’
Vereceği cevap yoktu tabii ki.
Kıç üstü oturmuştu.
O sebeple sadece ‘’ Bu
öyle bir şey değil ‘’
Diyebildi ama ‘’
Nasıl bir şey?’’ soruma da cevap veremedi;
sadece ‘’ Sizin gibilerin
aklının ve yüreğinin alabileceği bir şey değil ‘’ Dedi.
Evet, verilebilecek mantıklı
bir cevabı olmayanların
her zamanki cevaplarıdır papağan
gibi ezberledikleri ‘’ Sizin gibilerin
aklının ve yüreğinin
alabileceği bir şey değil’’ cümlesi.
***
Peki Ermeniler ve Ermeni severler neden ille
de hep 24
Nisanlarda böyle coşuyorlar, taşıyorlar ve
çoook eski bir yarayı
kaşıyorlar? 24 Nisan’da ne
olmuştu ki?
*****
Tam da burada kesmek hiç içine sinmese de bu
sefer kendime söz verdim. Her
bölüm en
fazla dört sayfa olacak. Daha
fazlası ‘’ Çok
Uzun ‘’ Kategorine girdiği
için okunmuyor.
- Yorumlar 5
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.