İBRÂHİM (ALEYHİSSELÂM)'IN HAYATI (KISSASI) DEVAMI 2
İBRÂHİM (ALEYHİSSELÂM)'IN HAYATI (KISSASI) DEVAMI 2
Mukaddime:
Rahmân ve Rahîm olan Allâh’u Teâlâ’nın Adıyla…
Hamd, Allâh’a mahsustur. O’na hamd eder, O’ndan yardım ve mağfiret dileriz. Nefislerimizin şerrinden ve amellerimizin kötülüğünden O’na sığınırız. O’nun hidâyete erdirdiğini hiç kimse saptıramaz, saptırdığını ise hiç kimse hidâyete erdiremez. Şehâdet ederim ki, Allâh’tan başka ibâdete lâyık hiçbir ilâh yoktur. Ve yine şehâdet ederim ki, Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Onun kulu ve Rasûlü’dür…
Bundan sonra:
Değerli okuyucular; Bu yazımda da inşeAllâh, İbrahim (aleyhisselam)' ın hayatını (kıssası)'nı anlatmaya çalışacağım. İbrahim (aleyhisselâm) Yüce Kitabımız Kur'anı Kerim'de ismi geçen Peygamberlerden birisidir. Ayrıca Yüce Kitabımız Kur'anı Kerim'in surelerinden bir sureninde adıdır. Rivayete göre, İbrâhim (aleyhisselâm) Allah Subhanehu ve Teâlâ' nın Peygamber Âdem (aleyhisselâm)' dan itibaren Âdem (aleyhisselâm) oğullarına göndermiş olduğu Yedinci Peygamberdir. "Ulul Âzim" Peygamberlerinde ikincisidir.
En doğrusunu Allah Subhanehu ve Teâlâ bilir.
Kâbe'nin Buhurla Tütsülenişi:
Kâbe'ye, örtüler hediye edildiği gibi, buhurlar, hoş kokular da, hediye edilir, bu kokularla, Kabe´nin içi ve dışı tütsülenip havası, güzelleştirilirdi. [590]
Kâbe´yi, ilk defa, hoş kokular ve buhurdanlıklarla tatyip ve her namaz için, Kâbe'nin, hoş kokularla tütsülenmesi vazifesini ihdas eden, Muâviye b. Ebî Süfyan´dı. Hacc Mevsiminde ve Receb ayında Kâbe için hoş koku, buhurdanlıklar ve bu işi görecek hizmetçiler de, gönderirdi. Ondan sonra, gelenler de, böyle yapmağa devam ettiler. [591]
Halîfe Abdullah b. Zübeyr; her gün, Kâbe'de buhurdanlık içinde bir batman, Cuma günleri ise, iki batman buhur yaktırırdı. [592]
Kâbe'nin iç kısmına, ilk defa güzel koku sürdüren de, Abdullah b. Zü-mer´di. [593]
Emevî Halifelerinden Abdulmelik b. Mervan, Mekke´ye buhurdanlıklar ve güzel kokular gönderirdi. [594]
Yavuz Sultan Selim; Hicretin dokuz yüz yirmi üçüncü yılında Mısır ve Hicaz´ı hükmü altına alıp adına hutbe okunduktan ve son Abbasî Halifesi üçüncü Mütevekkil Alellâh´ı İstanbul´a yollayıp kendisinden Hilâfeti devir ve Hâdımulharemevn unvanını aldıktan sona, Kâbe'nin iç örtüsünü göndermeyi üzerine aldığı gibi. [595]
Kâbe'nin, gülsuyu, anber vesair kokularını, buhurunu göndermeyi de, üzerine almıştı. [596]
İbrahim (aleyhisselâm)' ın Hazret-i Hâcer Ve Hazret-i Sâre'den Doğan Oğulları:
İbrahim (aleyhisselâm)' ın, ilk ve büyük oğlu, İsmail (aleyhisselâm) olup, ikinci zevcesi Hazret-i Hâcer'den doğmuştu. [597]
Rivayete göre O zaman, İbrahim (aleyhisselâm), 86 yaşında bulunuyordu. [598]
İbrahim (aleyhisselâm)' ın ikinci oğlu olan ishak (aleyhisselâm) ise, ilk zevcesi Hazret-i Sâre'den doğmuş olup. [599]
Rivayete göre o zaman, İbraim (aleyhisselâm), 100 idi. [600]
Hazret-i Sâre'nin Vefatı:
Rivayete göre Hazret-i Sâre, 127 yasında iken, Ken´an topraklarında Zorbaların kariyesi olan Habrun'da vefat etti. [601]
Vâdilkurâ ile Şam arasında bulunan Habra veya Habrun. [602]
Beytülmakdis (Kudüs) kariyelerinden olup Halîlürrahman diye anılırdır.
Rivayete göre Hazret-i Sâre vefat edince, İbrahim (aleyhisselâm), onu, gömmek üzere bir yer ararken, Habra nahiyesinde oturan kendi dininde bulunan Safvan adındaki bir adamla karşılaştı ve ondan, elli dirheme (ki, o asırda bir dirhem, beş dirhemdi) satın aldığı yere Hazret-i Sâre'yi gömdü. Vefat ettiği zaman, kendisi de, oraya gömüldü. İbrahim (aleyhisselâm)' ın oğlu İshak (aleyhisselâm)' ın zevcesi de, sonra, İshak (aıeyhisselâm) da, İshak (aleyhisselâm)' ın oğlu Yâkub (aleyhisselâm) da, Yâkub (aleyhisselâm)' ın zevcesi İlya da, oraya gömüldüler. [603]
İbrahim (aleyhisselâm)' ın Katura Ve Haccunla Evlenmesi ve Bunlardan Doğan Çocukları:
Rivayete göre Hazret-i Sâre"nin vefatından sonra, İbrahim (aleyhisselâm), Katura (veya Kantura) - nt-i Yaktan'ul kenân'î ve Haccun ile evlendi. [604]
Rivayete göre ibrahim (aleyhisselâm)' ın, Katuradan dört, Haccun adındaki hanımından da, 3 çocuğu doğup çocuklarının sayısı 13' ü buldu. [605]
Başka rivayete göre: Katura veya Kantura'dan 6 çocuğu. [606],
Haccun veya Haccu'a´dan 5 oğlu doğdu. [607]
Rivayete göre Katura' dan Doğan Çocuklar:
1) Zimran,
2) Yokşan,
3) Medan,
4) Medyan,
5) Yeşbak,
6) Şuah. [608]
Haccun Veya Haccura´dan Doğan Çocuklar:
1) Keysan veya Keyşan
2) Feruh (Şeruh veya Süreç),
3) Ümeym (veya Üheym),
4) Lutan,
5) Nâfes. [609]
İbrahim a(leyhisselâm)' ın Çocuklarının Ülkelere Dağılmaları:
İbrahim (aleyhisselâm)' ın Katura'dan doğan oğullarından Medan ile Medyan Medyen toprağına yerleştiler ve buralardan dolayı, oraya Medyen adı verildi. Yokşan'ın çocukları, Mekke'ye gelip yerleştiler. [610]
Öteki çocuklar ise, başka ülkelere gidip oralarda yerleştiler ve İbrahim (aleyhisselâm)' a:
"Ey Babamız! İsmail ile İshakı, Senin yakınında ve yanında bıraktın. Bizlere ise, gurbette ve yabancı illerde yerleşmemizi emrettin!?" dediler.
İbrahim (aleyhisselâm): "Ben, böyle yapmakla emrolundum!" dedi.
Onlara, Yüce Allah'ın isimlerinden bir isim öğretti ki, onunla, yağmur ve yardım dileğinde bulunur, yağmura ve yardıma kavuşurlardı. [611]
Onlardan bazıları da, Horasan'a varıp yerleştiler. [612]
Hazerler gelip onlara:
"Bunu, size öğreten, yeryüzü halkının hayırlısı ve Hükümdarı olmağa lâyıktır!" diyerek onların krallarına Hakan unvanını verdiler. [613]
İbn. Habîb (Vefatı: 245 Hicrî)' e göre: İbrahim (aleyhisselâm)' ın, Horasan´a gidip yerleşen oğulları:
1) Medan,
2) Eşbak,
3) Şeuh olup bunların, orada nesilleri çoğalmış ve Horasan Türkleri de, bunların soyundan gelmiştir. [614]
Bir Hadîs-i şerifde de, Türklerin, Kantura oğulları oldukları bildirilmiştir. [615]´
İbrahim (aleyhisselâm)' ın Vefatı:
İbrahim (aleyhisselâm), Ken'an ilinde. [616]
hastalanıp. [617]
Rivayete göre İbrâhim (aleyhisselâm) 175 yaşında. [618]
diğer bir rivayete göre ise 200 yaşında bulunduğu sırada vefat etti. [619]
Habrun tarlalarından satın alıp Hazret-i Sâre'yi gömmüş olduğu yere, kendiside. [620],
oğulları İsmail ve İshak (aleyhisselam)' lar tarafından gömüldü. [621]
Ona ve âline ve gönderilen bütün Peygamberlere Selâm Olsun!
Halilurrahman diye anılan bu yerle Kudüs arasındaki uzaklık, bir Merhaleye yakındır. [622]
Rivayete göre İbrahim (aleyhisselâm)' ın vefatında, İsmail (aleyhisselâm), 89 yaşında idi. [623]
İbrahim (aleyhisselâm)' a İndirilen İlâhî Sahifeler:
Yüce Allah tarafından İbrahim (aleyhisselâm)' a indirilmiş olan 10 Sahife. [624]
Ramazan' ın ilk gecesinde indirilmişti.
(Ahmed b.Hanbel-Müsned c.4,s.1O7.) [625]
Bunların içindekiler, Emsal (kıssalar, ibretli sözler) ile Sübhânallâh diyerek Yüce Ailâh'ı Teşbih ve tenzih, Lâ ilahe illallah diyerek tevhid, Elhamdü lillâh diyerek Ona şükür etmekten ibaretti. [626]
Eshâb-ı kiramdan Ebû Zerrülgıfârî der ki:
(Yâ Resûlallâh! İbrahim'in Sahifelerinde neler vardı ?) diye sordum.
"(Hepsi, meseller (ibretli sözler) idi. Şöyle ki:
Ey saltanat verilen, sınanan, aldanan kıral!
Ben, seni; dünya'yı, birbiri üzerine yığasın diye göndermedim.
Fakat, mazlumun duasını, benden geri çeviresin (Mazlumu, bana yalvarmak zorunda bırakmayasın) diye gönderdim.
Çünkü, ben, mazlumun duasını (kâfir de, olsa) geri çevirmem!
Onda, şöyle meseleler de, vardı:
Aklına, mağlub olmadıkça, akıl sahibinin belli saatleri olmak:
1) Bir saatini, Rabb'ına dua ve münâcâta,
2) Bir saatini, Yüce Allâh'ın sanat ve kudreti üzerinde durup düşünmeğe,
3) Bir saatini, geçmişte işlediklerinden ve gelecekte işleyeceklerinden kendisini sorguya çekmeye,
4) Bir saatini de, helâlından yeme içme ihtiyacını karşılamağa ayırmak gerekirdir. [627]
Yine akıl sahibine gerekir ki; üç şey için:
1) Âhirete hazırlanmak,
2) Geçimini düzene koymak,
3) Haram olmayan şeylerden yararlanmak için olmadıkça, bir yerden, başka bir yere göç edip gitmemektir. [628]
Yine akıl sahibine yaraşan:
1) Zamanına, basiretle, ibret gözüyle bakıcı,
2) İşini, önüne katıcı,
3) Dilini, koruyup tutucu, kelâmını, azaltıcı olmaktır. [629]
Meğer ki, mâlâyanisi (açıklaması) hakkında olsun.) buyurdu." [630]
(Yâ Resûlallâh! İbrahim ve Musa'nın Sahifelerinde bulunan şeylerden, Yüce Allâh'ın, Sana indirdiği bir şey var mıdır?) diye sordum.
"(Ey Ebûzer! Okusana!:
(Hakîkaten iyi temizlenen ve Rabbinin ismini zikredip de, namaz kılan kimse, umduğuna erişmiştir.
Belki, siz, dünya hayatını, Âhiretten üstün tutarsınızdır.
Hiç şüphesiz, bunlar, önceki Sahifelerde, İbrahim ile Musa'nın Sahifelerinde de, vardır. (Âlâ: u-19) buyurdu. [631]
İbrahim (aleyhisselâm)' ın Bazı Faziletleri:
1) İbrahim (aleyhisselâm)' a, buluğ çağından önce, rüşd´ü verilmişti.
Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyurmaktadır:
وَلَقَدْ اٰتَيْنَٓا اِبْرٰه۪يمَ رُشْدَهُ مِنْ قَبْلُ وَكُنَّا بِه۪ عَالِم۪ينَۚ
"Andolsun ki bundan önce İbrâhîm’e rüşdünü (olgunluk) vermiştik. Biz onu biliyor (gelişimini ve süreçlerini izliyorduk)."
(Enbiyâ: 21/51) [632]
2) İbrahim (aleyhisselâm), Tevhid Ehli olanların İmamı idi. Dili, Tevhidde hüccet kılınmıştı.
Küçüğünden, büyüğüne kadar bütün halkı, hüccet dili ile Hakka davet Etmişti.
Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyurmaktadır:
وَتِلْكَ حُجَّتُنَٓا اٰتَيْنَاهَٓا اِبْرٰه۪يمَ عَلٰى قَوْمِه۪ۜ نَرْفَعُ دَرَجَاتٍ مَنْ نَشَٓاءُۜ اِنَّ رَبَّكَ حَك۪يمٌ عَل۪يمٌ
"Bu, kavmine karşı İbrâhîm’e verdiğimiz hüccetimiz/delilimizdir. Dilediğimizin derecelerini yükseltiriz. Şüphesiz ki Rabbin, (hüküm ve hikmet sahibi olan) Hakîm ve (her şeyi bilen) Alîm’dir."
(En'âm: 6/83) [633]
Kendisi, Yüce Allah´ın Hanîf bir Müslüman olarak andığı ilk Zât idi.
Hakkında:
"İbrahim; ne bir Yahudi, ne de, bir Hıristiyandı. Fakat, o, Allah´ı, bir tanıyan dosdoğru bir Müslümandı. Müşriklerden de, değildi o!" buyrulmuştur.
Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyurmaktadır:
مَا كَانَ اِبْرٰه۪يمُ يَهُودِيًّا وَلَا نَصْرَانِيًّا وَلٰكِنْ كَانَ حَن۪يفًا مُسْلِمًاۜ وَمَا كَانَ مِنَ الْمُشْرِك۪ينَ
İbrâhîm, Yahudi değildi. Hristiyan da değildi. Hanîf bir Müslim’di. O, müşriklerden de değildi.
(Âl-i İmran: 3/67) [634]
3) İbrahim (aleyhisselâm), Allâh'ın nimetlerine şükereden bir Zat´tı. Yüce Allah, onu, beğenip seçmiş, doğru bir yola iletmişti.
Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyurmaktadır:
شَاكِرًا لِاَنْعُمِهِۜ اِجْتَبٰيهُ وَهَدٰيهُ اِلٰى صِرَاطٍ مُسْتَق۪يمٍ
"(Allah’ın) nimetlerine şükreden biriydi. (Allah) onu seçti ve dosdoğru yola iletti."
(Nahl: 16/121) [635]
4) İbrahim (aleyhisselâm), başlı başına bir Ümmet´ti. Allah´a, itaatkârdı. Bâtıl dinlerden uzak ve Muvahhid bir Müslümandı.
O, hiç bir zaman, müşriklerden olmamıştır.
Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyurmaktadır:
اِنَّ اِبْرٰه۪يمَ كَانَ اُمَّةً قَانِتًا لِلّٰهِ حَن۪يفًاۜ وَلَمْ يَكُ مِنَ الْمُشْرِك۪ينَۙ
"Hiç kuşkusuz İbrâhîm, tek başına bir ümmetti. Gönülden Allah’a kulluk yapan, (şirki terk edip dini Allah’a halis kılan bir) hanîfti. Müşriklerden de değildi/olmadı."
(Nahl: 16/120) [636]
5) İbrahim (aleyhisselâm)' a, Allah tarafından, dünyada bir güzellik (İyi hal ve mevki) verilmiş ve hakkında:
"Hiç şüphesiz, o, Âhirette de, mutlaka Salihlerdendir." buyrulmuştur.
Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyurmaktadır:
وَاٰتَيْنَاهُ فِي الدُّنْيَا حَسَنَةًۜ وَاِنَّهُ فِي الْاٰخِرَةِ لَمِنَ الصَّالِح۪ينَۜ
"Ona dünyada güzellik verdik. Şüphesiz o, ahirette de salihlerdendir."
(Nahl: 16/122) [637]
6) İbrahim (aleyhisselâm); yumuşak huylu, yufka yürekli, kendisini, tamam ile Allah´a vermiş bir Zattı.
Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyurmaktadır:
اِنَّ اِبْرٰه۪يمَ لَحَل۪يمٌ اَوَّاهٌ مُن۪يبٌ
"Çünkü İbrâhîm yumuşak huylu (ince kalpli, duygusal), çokça “ah” çeken ve (Allah’a) yönelen biriydi."
(Hûd: 11/75) [638]
7) Yüce Allah, onu, Halil (Dost) edinmişti.
Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyurmaktadır:
لَيْسَ بِاَمَانِيِّكُمْ وَلَٓا اَمَانِيِّ اَهْلِ الْكِتَابِۜ مَنْ يَعْمَلْ سُٓوءًا يُجْزَ بِه۪ۙ وَلَا يَجِدْ لَهُ مِنْ دُونِ اللّٰهِ وَلِيًّا وَلَا نَص۪يرًا
"(Kimin hak ya da batıl üzere olduğu, kimin cennete ya da cehenneme gideceği) ne sizin ne de Ehl-i Kitab’ın temennileriyle olacak iştir. (Bunu belirleyecek olan şudur:) Kim bir kötülük yaparsa onunla cezalandırılır. Ve kendisi için Allah’ın dışında ne bir dost ne de bir yardımcı bulur."
(Nisâ: 4/123) [639]
8) Peygamberlik, Kitab, Hikmet, büyük bir Mülkü saltanat, İbrahim (aleyhisselâm)' ın Hanedanına, soyundan gelenlere verilmiştir.
Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyurmaktadır:
وَلَقَدْ اَرْسَلْنَا نُوحًا وَاِبْرٰه۪يمَ وَجَعَلْنَا ف۪ي ذُرِّيَّتِهِمَا النُّبُوَّةَ وَالْكِتَابَ فَمِنْهُمْ مُهْتَدٍۚ وَكَث۪يرٌ مِنْهُمْ فَاسِقُونَ
"Andolsun ki Nûh’u ve İbrâhîm’i de gönderdik ve her ikisinin zürriyetlerine peygamberliği ve Kitab’ı verdik. Onlardan kimisi hidayet ehlidir. Onların çoğu ise fasıklardır."
(Hadîd: 57/26)
اَمْ يَحْسُدُونَ النَّاسَ عَلٰى مَٓا اٰتٰيهُمُ اللّٰهُ مِنْ فَضْلِه۪ۚ فَقَدْ اٰتَيْنَٓا اٰلَ اِبْرٰه۪يمَ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَ وَاٰتَيْنَاهُمْ مُلْكًا عَظ۪يمًا
"Yoksa Allah’ın lütuf ve ihsanından insanlara verdiklerini mi kıskanıyorlar? Hiç şüphesiz biz, İbrâhîm ailesine Kitap ve hikmet verdik. Ve onlara büyük bir mülk verdik."
(Nisâ: 4/54) [640]
9) İbrahim (aleyhisselâm): "Benden sonrakilere içinde, benim için bir lisan-ı sıdk ver! (Dünyada, Kıyamete kadar baki kalacak bir yâd-ı cemîl, zikr-i cemîl ver! İsmimi, hep iyilikle andır!) diyerek dua etmiş.
Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyurmaktadır:
وَاجْعَلْ ل۪ي لِسَانَ صِدْقٍ فِي الْاٰخِر۪ينَۙ
“Sonradan gelecek nesiller arasında benim için doğruluk dili kıl. (Beni hayırla yâd etsinler.)”
(Şuarâ: 26/84) [641]
bu güne kadar kendisine sevgi ve saygı beslemeyen hiç bir millet ferdi görülmemiştir. [642]
10) İbrahim (aleyhisselâm), bütün insanlara İmam, kendisinin Makamı da, Müslümanlara Musalla (Namazgah) kılınmıştır.
Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyurmaktadır:
وَاِذِ ابْتَلٰٓى اِبْرٰه۪يمَ رَبُّهُ بِكَلِمَاتٍ فَاَتَمَّهُنَّۜ قَالَ اِنّ۪ي جَاعِلُكَ لِلنَّاسِ اِمَامًاۜ قَالَ وَمِنْ ذُرِّيَّت۪يۜ قَالَ لَا يَنَالُ عَهْدِي الظَّالِم۪ينَ
"(Hatırlayın!) Hani Rabbi, İbrâhîm’i bazı kelimelerle/olaylarla imtihan etmişti de İbrâhîm imtihanı (başarıyla) tamamlamıştı. (Allah) demişti ki: “Seni insanlara imam yapacağım.” (İbrâhîm) demişti ki: “Soyumdan gelenleri de (imam yap).” (Allah) demişti ki: “Benim bu sözüm zalimler için geçerli değildir.”
(Bakara: 2/124)
وَاِذْ جَعَلْنَا الْبَيْتَ مَثَابَةً لِلنَّاسِ وَاَمْنًاۜ وَاتَّخِذُوا مِنْ مَقَامِ اِبْرٰه۪يمَ مُصَلًّىۜ وَعَهِدْنَٓا اِلٰٓى اِبْرٰه۪يمَ وَاِسْمٰع۪يلَ اَنْ طَهِّرَا بَيْتِيَ لِلطَّٓائِف۪ينَ وَالْعَاكِف۪ينَ وَالرُّكَّعِ السُّجُودِ
"(Hatırlayın!) Hani biz evi/Kâbe’yi insanlar için toplanma yeri ve güvenli bir bölge kılmıştık. Ve onlara, “İbrâhîm’in makamını (namaz kılacağınız) bir namazgâh edinin.” (diye emretmiştik.) İbrâhîm ve İsmâîl’e, “Benim evimi tavaf edenler, itikâfta kalanlar, rükû ve secde edenler için temizleyin.” diye emretmiştik.
(Bakara: 2/125) [643]
11) Peygamberimiz Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)' e, İbrahim (aleyhisselâm)' ın dinine uyması, emredilmiştir!
Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyurmaktadır:
ثُمَّ اَوْحَيْنَٓا اِلَيْكَ اَنِ اتَّبِعْ مِلَّةَ اِبْرٰه۪يمَ حَن۪يفًاۜ وَمَا كَانَ مِنَ الْمُشْرِك۪ينَ
"Sonra da sana, “Hanîf olarak İbrâhîm’in milletine uy!” diye vahyettik. O, müşriklerden değildi."
(Nahl: 16/123) [644]
قَدْ كَانَتْ لَكُمْ اُسْوَةٌ حَسَنَةٌ ف۪ٓي اِبْرٰه۪يمَ وَالَّذ۪ينَ مَعَهُۚ اِذْ قَالُوا لِقَوْمِهِمْ اِنَّا بُرَءٰٓؤُ۬ا مِنْكُمْ وَمِمَّا تَعْبُدُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِۘ كَفَرْنَا بِكُمْ وَبَدَا بَيْنَنَا وَبَيْنَكُمُ الْعَدَاوَةُ وَالْبَغْضَٓاءُ اَبَدًا حَتّٰى تُؤْمِنُوا بِاللّٰهِ وَحْدَهُٓ اِلَّا قَوْلَ اِبْرٰه۪يمَ لِاَب۪يهِ لَاَسْتَغْفِرَنَّ لَكَ وَمَٓا اَمْلِكُ لَكَ مِنَ اللّٰهِ مِنْ شَيْءٍۜ رَبَّنَا عَلَيْكَ تَوَكَّلْنَا وَاِلَيْكَ اَنَبْنَا وَاِلَيْكَ الْمَص۪يرُ
"Sizin için İbrâhîm’de ve onunla birlikte olan (müminlerde/resûllerde) güzel bir örneklik vardır. Hani onlar, kavimlerine demişlerdi ki: “Biz, sizden ve Allah’ın dışında ibadet ettiklerinizden berîyiz/uzağız. Sizi tekfir ettik (üzerinde bulunduğunuz yolu ve sizi reddettik). Bizimle sizin aranızda, tek olan Allah’a iman edinceye kadar, ebedî bir düşmanlık ve ebedî bir kin baş göstermiştir.” İbrâhîm’in babasına söylediği, “Senin için Allah’tan bağışlanma dileyeceğim. (Ama) Allah’a karşı sana hiçbir faydam olmaz.” sözü müstesna. Rabbimiz! Yalnızca sana tevekkül ettik, yalnızca sana yöneldik ve dönüşümüz de yalnızca sanadır."
(Mümtehine: 60/4)
Ayet-i kerime, her mü'minin uymak zorunda olduğu (Nahl: 16/123),
Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyurmaktadır:
ثُمَّ اَوْحَيْنَٓا اِلَيْكَ اَنِ اتَّبِعْ مِلَّةَ اِبْرٰه۪يمَ حَن۪يفًاۜ وَمَا كَانَ مِنَ الْمُشْرِك۪ينَ
"Sonra da sana, “Hanîf olarak İbrâhîm’in milletine uy!” diye vahyettik. O, müşriklerden değildi."
(Nahl: 16/123)
yüz çevirenin sefih/kıt akıllı kabul edildiği. (Bakara: 2/130),
Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyurmaktadır:
وَمَنْ يَرْغَبُ عَنْ مِلَّةِ اِبْرٰه۪يمَ اِلَّا مَنْ سَفِهَ نَفْسَهُۜ وَلَقَدِ اصْطَفَيْنَاهُ فِي الدُّنْيَاۚ وَاِنَّهُ فِي الْاٰخِرَةِ لَمِنَ الصَّالِح۪ينَ
"İbrâhîm’in milletinden sefihten başkası yüz çevirir mi? Andolsun ki biz onu dünyada seçtik ve o, ahirette de salihlerdendir."
(Bakara: 2/130)
yolların en mustakimi olan, İbrahim (aleyhisselâm)' ın yolunu ve milletini tefsir etmektedir.
İbrahim (aleyhisselâm)' ın yolu:
a. Müşriklerden berî olmaktır. Çünkü şirki var eden ve onu fiiliyata döken müşriktir.
b. Allah’ın dışında ibadet ettikleri putlardan ve tağut'lardan berî olmaktır. Ki “berî olmak” o fiili yapmamak ve fiilin sahibine bilinçli, imani bir tavır göstermeyi ifade eder.
c. Şirk ehlini tanımamak, reddetmek ve onların küfrüne hükmetmektir.
d. Dini Allah’a halis kılarak, ortak koşmaksızın, bir olan Allah’a iman edinceye dek kâfirlere düşmanlık etmek ve kin beslemektir.
İşte bu, Allah’a ve Resûlüne savaş açmış, cehennem kapısında oturmuş, bizdenmiş gibi konuşarak bizi aldatan, Kitab’ı dillerine dolayan, ama onu az bir paha karşılığında satanların el birliği ve itinayla gizlemeye çalıştıkları İbrahim (aleyhisselâm)' ın milletidir.
12) İbrahim (aleyhisselâm), Rabb´i tarafından bir takım Kelimeler (emirler)'le imtihan olunmuş, onları, tamamıyla yerine getirmiş, başarmıştır.
Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyurmaktadır:
وَاِذِ ابْتَلٰٓى اِبْرٰه۪يمَ رَبُّهُ بِكَلِمَاتٍ فَاَتَمَّهُنَّۜ قَالَ اِنّ۪ي جَاعِلُكَ لِلنَّاسِ اِمَامًاۜ قَالَ وَمِنْ ذُرِّيَّت۪يۜ قَالَ لَا يَنَالُ عَهْدِي الظَّالِم۪ينَ
"(Hatırlayın!) Hani Rabbi, İbrâhîm’i bazı kelimelerle/olaylarla imtihan etmişti de İbrâhîm imtihanı (başarıyla) tamamlamıştı. (Allah) demişti ki: “Seni insanlara imam yapacağım.” (İbrâhîm) demişti ki: “Soyumdan gelenleri de (imam yap).” (Allah) demişti ki: “Benim bu sözüm zalimler için geçerli değildir.”
(Bakara: 2/124)
وَاِبْرٰه۪يمَ الَّذ۪ي وَفّٰىۙ
"İşini eksiksiz yapan İbrâhîm’in (sahifelerinde olan da mı haber verilmedi)?"
(Necm: 53/37) [645]
13) İbrahim (aleyhisselâm), Allah yolunda ateşe atılanların, Allah yolunda Hicret edenlerin ilki idi. [646]
14) Kıyamet gününde insanlar, yalın ayak ve çıplak hasrolunacaklar, O gün, insanların, ilk giydirileni, İbrahim (aleyhisselâm) olacaktır. [647]
15) İbrahim (aleyhiselâm), konuk konuklayan insanların ilki idi. [648]
Kendisi, sabah, akşam yemeğini, misafirsiz yemezdi. Misafir, bulabilmek için, iki mil ve hattâ daha da, çok yürüdüğü olurdu. [649]
Kendisi, Misafirler (Konuklar) Babası diye anılırdı. [650]
16) İbrahim (aleyhisselâm); ilk kez, bıyığını kırpıp kısaltan,
17) İlk kez, koltuk altı ve etek temizliği yapan. [651],
18) İlk kez, tırnaklarını, kesen,
19) İlk kez, Misvak tutunup dişlerini temizleyen,
20) İlk kez, ağzını, su ile çalkalayan,
21) İlk kez, su çekip burun temizliği yapan,
22) İlk kez, edeb yerlerini su ile temizleyen,
23) İlk kez, saçlarını, tarayan. [652],
24) İlk kez, bacağına don (kilot) giyen. [653],
25) İlk kez, ayaklarına, ayakkabı giyen,
26) İlk kez, Musâfaha yapan,
27) İlk kez, kucaklaşan,
28) İlk kez, iki göz arası, Secde mahalli olan alından öpen. [654],
29) İlk kez, kendi kendini sünnet eden. [655]
ve ilk kez 150 yaşında bulunduğu sırada. [656],
saç ve sakalının ağarmağa başladığını gören insandı. [657]
Saç ve sakalında gördüğü aklığın, ne olduğunu: "Yâ Rab! nedir bu?" diye sorduğu zaman. [658]:
"Hayır´dır!" buyrulmuş, sabaha çıkınca, başındaki saçların üçte ikisi, ağarmış. [659]:
"Yâ Rab! Nedir bu?" diye sorunca da. [660]
"Bu, dünya'da ibret, Âhirette de, Nurdur! [661] Vakar´dır! Ey İbrahim!" buyrulmuş.
Bunun üzerine, İbrahim (aleyhisselâm): "Öyle ise, yâ Rab! Vakarımı, artır!" demiş. [662],
Sabaha çıkınca, saçı, sakalı, papatya çiçeği gbi bembeyaz olmuştur. [663]
30) Cebrail (aleyhisselâm)' ın gösterdiği yerlere Mekke Harem Sınırı taşlarını da, ik defa İbrahim (aleyhisselâm) dikmişti. [664]
Peygamberimiz Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)' in Mîrac Gecesinde Atası İbrahim (aleyhisselâm) ile Karşılaşıp Selamlaşması:
Rabbimiz Tebâreke ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
﴿سُبْحَانَ الَّذِي أَسْرَىٰ بِعَبْدِهِ لَيْلاً مِّنَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ إِلَى الْمَسْجِدِ الْأَقْصَى الَّذِي بَارَكْنَا حَوْلَهُ لِنُرِيَهُ مِنْ آيَاتِنَا إِنَّهُ هُوَ السَّمِيعُ الْبَصِيرُ﴾
“Kulunu (Muhammed’i) gecenin bir anında Mescid-i Haram’dan alıp civarını mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâ’ya götüren Allah her türlü noksan sıfatlardan münezzehtir. Ona ayetlerimizden nicelerini gösterelim diye böyle yaptık. Şüphesiz ki, Allah işitendir, görendir.”
(İsrâ: 17/1)
Buhari'de Enes bin Malik'in (radıyallahu anhümâ)' dan naklettiği, Malik bin Sa'sa'a'dan gelen uzun Miraç hadisinde bu karşılaşma şöyle anlatılır:
"Sonra yedinci semaya çıkarıldım. Cebrâîl: 'Bu baban İbrâhîm'dir, ona selâm ver!' dedi. Ben selâm verdim, o da selâmıma mukabele etti ve 'Merhaba, salih oğlum, salih peygamber!' dedi."
(Buhari, 3207; 3887)
"İsrâ gecesi İbrahim (aleyhisselam) ile karşılaştım. Bana şöyle dedi: 'Ey Muhammed! Ümmetine benden selam söyle ve onlara haber ver ki, Cennet'in toprağı temiz, suyu tatlı, arazisi düz ve boştur. Buraların dikili ağacı da Subhânallâhi, Velhamdulillâhi, Velâ ilâhe illallâhu, Vallâhu ekber sözleridir.'"
(Tirmizi, Daavat, 58 (3462)
Peygamberimiz Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), Mîrac gecesinde Cebrail (aleyhisseiâm) ile birlikte yedinci kat göğe yükseldiler.
Cebrail (aleyhisselâm), göğün kapısını çaldı.
"Sen, kim´sin?" denildi.
Cebrail (aleyhisselâm):
"Cebrail´im!" dedi.
"Yanında kim var?" diye soruldu.
Cebrail (aleyhisselâm):
"Muhammed (aleyhisselâm) var!" dedi.
"O (Mîrac için) gönderildi mi?" diye soruldu.
Cebrail (aleyhisselâm): "Gönderildi." dedi.
Göğün kapısı açılınca, orada, İbrahim (aleyhisselâm) ile karşılaştılar ki, kendisi, sırtını, Beytülmâmûr"a dayamış. [665]
Beytülmâmûr'un kapısının önündeki bir Kürsü üzerinde oturuyordu. [666]
Cebrail (aleyhisselâm):
"Selâm ver ona!" dedi.
Peygamberimiz Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) selam verdi.
O da, Peygamberimizin selâmına mukabele ettikten sonra:
"Hoş geldin! Safa geldin? Salih oğlum! Salih Peygamber!" dedi.
(Ahmed b.Hanbel-Müsned c.1,s.2O9, Buharî-Sahih c.1,s.92, Taberî-Tefsir c.27,s.53.) [667]
Kendisi, çok yaşlı, Ulu ve Heybetli bir Zat idi.
(Ahmed b.Hanbel-Müsned c.1,s.2O9.) [668]
Peygamberimiz, Cebrail (aleyhisselâm)' a:
"Ey Cebrail! Kim bu?" diye sordu. [669]
Cebrail (aleyhisselâm):
"Bu, Atan İbrahim (aleyhisselâm)' dır." dedi. [670]
İbrahim (aleyhisselâm), Peygamberimiz Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)' e:
"Ümmetine.
(Ahmed b.Hanbel-Müsned c.5,s.418, Tirmizî-Sünnen c.5,s.510, Taberî Tefsir c.3,s.86, Süyûtî-Hasâilsülkübrâ C.1.S.414.) [671],
benden, selâm söyle!
(Tirmizî-Sünen c.5,s.51O, Taberânî-Mûcemüssagîr c.1,s.196, Kurtubî-Tefsir c.10,s.415, Halebî-İnsanüluyun c.2,s.123.)
[672]
Onlara, emret!
(Ahmed b.Hanbel-Müsned c.5,s.418, Taberî-Tefsir c.15,s.255, Ebülfida Tefsir c.3,s.86, Süyûtî-Hasaisülkübrâ c.1,s.414, Halebî-insünaluyûn c.2,s.123.) [673]
Haber ver de.
(Tirmizî-Sünen c.5,s.51O, Taberânî-Mûcemüssagîr c.2,s.196, Kurtubî-Tefsir c.10,s.415.) [674],
Cennet´e, fidan dikmeyi, çoğaltsınlar!
(Ahmed b.Hanbel-Müsned c.5,s.418, Taberî-Tefsir c.15,s.255, Ebülfida-Tefsir c.3,s.86, Süyûtî-Hasâisülkübrâ c.1,s.414, Halebî-İnsanüluyûn c.2,s.123.) [675]
Çünkü, Cennet'in toprağı, güzel.
(Ahmed b.Hanbel-Müsned c.5,s.418, Tirmizî-Sünen c.5,s.51O, Taberî-Tefsir c.15,s.255, Taberânî-Mûcemüssagîr c.2,s.196, Kurtubî-Tefsir c.10,s.415, Ebülfida-Tefsir c.3,s.86, Süyûtî-Hasâisülkübrâ c.1,s.414, Halebî-İnsanüluyun c.2,s.123.) [676],
suyu, tatlı.
(Tirmizî-Sünen c.5,s.51O, Taberânî-Mûcemüssagîr c.2,s.196, Kurtubî-Tefsir c.10,s.418.) [677],
arzı, geniş.
(Ahmed b.Hanbel-Müsned c.5,s.418, Taberî-Tefsir c.15,s.255, Ebülfida-Tefsir c.3,s.86, Süyûtî-Hasâisülkübrâ C.1.S.414.) [678]
ve düzlüktür!" dedi.
(Tirmizî-Sünen c.5,s.51O, Taberânî-Mûcemüssâggir c.2,s.196, Kurtubî Tefsir c.10,s.415.) [679]
Peygamberimiz Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):
"Cennet´e dikilecek Fidan, nedir?" diye sordu.
(Ahmed b.Hanbel-Müsned c.5,s.418, Taberî-Tefsir c.15,s.255, Ebülfida-Tefsir c.3,s.86, Süyûtî-Hasaisülkübra c.1,s.414, Halebî-lnsanüluyun c.2,s.123) [680]
İbrahim (aleyhisselâm):
"Cennet´e dikilecek fidan: Sübhânallâhi velhamdü lillâhi velâ ilahe illallâhü vallâhü ekber.
(Tirmizî-Sünen c.5,s.51O, Taberânî-Mûcemüssagîr c.2,s.196.) [681],
Lâ havle velâ kuvvete illâ billah´dır!" dedi.
(Ahmed b.Hanbel-Müsned c.5,s.418, Taberânî-Mûcemüssagîr c.2,s.196, Ebülfida-Tefsir c.3,s.86, Süyûtî-Hasâis C.1.S.414, Halebi C.2.S.123.) [682]
Allah’ın (Azze ve Celle)'nin Selâm'ı, Râhmet ve bereketi, İbrahim (aleyhisselâm)' ın, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in ve bütün peygamberlerin üzerine olsun. Allahümme Amin.
Hâtime:
Hamd âlemlerin rabbi olan Allâh'a mahsustur. Salât ve Selâm yaratılmışların en hayırlısı Muhammed (sallallâhu aleyhi ve sellem)' in, âlinin ve ashabının üzerine olsun.
Yardım ve başarı, izzet ve şeref Allâh'tandır.
O her şeyin en iyisini bilendir.
Muvahhid Kullara Selâm Olsun.
Polat Akyol.
KAYNAK:
KUR'AN, SAHİH SÜNNET VE İSLAM'İ TARİH KAYNAKLARI
[590] Ezrakî-Ahbaru Mekke c.1,s.251.
[591] Ezrakî-Ahbaru Mekke c.1,s.254.
[592] Ezrakî-Ahbaru Mekke c.1,s.257.
[593] Ezrakî-Ahbaru Mekke c.1,s.253.
[594] Ezrakî-Ahbaru Mekke c.1 ,s.255.
[595] Halil Edhem-Düveli İslamiye s.17,109,322,328.
[596] Ezrakî-Ahbaru Mekke c.1,s.258 Not: 8.
[597] Ibn.Sa´d-Tabakat c.1,s.47, Sâlebî-Arais s.97
[598] ibn.Kuteybe-Maarif s.16, Yâkubî-Tarih c.1,s.25.
[599] ibn.Sa´d-Tabakat c.1,s.47, Taberî-Tarih c.1,s.16O.
[600] İbn.Kuteybe-Maarif s.16.
[601] ibn.Kuteybe-Maarif s.16, Sâlebî-Arais s.97, ibn.Esîr-Kâmil c.1,s.123, Ebülfida-Elbidaye vennihaye c.1,s.174.
[602] Zürkanî-Mevahibülledünniye Şerhi c.3,s.358.
[603] Yâkut-Mûcemülbüldan c.2,s.212.
[604] ibn.Sa´d-Tabakat C.1.S.48, İbn.Kuteybe-Maarif s.16, ibn.Esîr-Kâmil c.1,s.123, Ebülfida-Elbidaye vennihayeC.1,S.175.
[605] İbn.Sa´d-Tabakat c.1,s.48, ibn.Kuteybe-Maarif s.16.
[606] Sâlebî-Arais s.97, İbn.Esîr-Kâmil c.1 ,s.123, Süheylî-Ravdlünüf c.1,s.84, Ebülfida-Elbidaye vennihaye c.1,s.175.
[607] Sâlebî-Arais s.97, Ebülfida-Elbidaye vennihaye C.1.S.175..
[608] Şâlebî-Arais s.97, Ebülfida-Elbidaye vennihaye c.1,s.174, 175.
[609] İbn.Sa´d-Tabakat c.1,s.48, Sâlebî-Arais s.97, Ebülfida-Elbidaye vennihaye. c.1,s. 175.
[610] Katura hanımdan dolayı Katura oğullan diye anılan bir cemaat te, Mekke´de ismail Aleyhısselâmla birlikte oturmuşlardır. (İbn.Hazm-Cemhere c.2,s.51O).
[611] İbn.Sa´d-Tabakat c.1,s.47-48, Taberî-Tarih c.1,s.16O, Sâlebî-Arais s.97.
[612] İbn.Sa´d-Tabakat c.1, s.48, ibn.Habib-Muhabber s.394, Taberî-Tarih c.1,s.16O.
[613] İbn.Sa´d-Tabakat c.1,s.47-48, Taberî-Tarih c.1,s.16O.
[614] ibn.Habib-Muhabber s.394.
[615] Nevevî-Tehzibülesma vellugat c.1,s.lO2.
[616] ibn.Haldun-Tarih c.2,ks.1,s.39.
[617] Ebülfida-Elbidaye vennihaye c.1,s.174.
[618] ibn.Kuteybe-Maarif s.16, Taberî-Tarih c.1,s. 160-161, ibn.Esîr-Kâmil c.1,s.124, Ebülfida-Elbidaye vennihaye c.1,s.174.
[619] ibn.Sa´d-Tabakat c.1,s.48, İbn. Kuteybe Maarif s.16, Taberî-Tarih c.1,s.16O.
[620] ibn.Kuteybe-Maarif s.16, Sâlebî-Arais s.98, Ebülfida-Elbidaye vennihaye c.1,s.174.
[621] Ebülfida-Elbidaye vennihaye c.1,s.174.
[622] Nevevî-Tehzîbülesmâ vellugat c.1,s.99.
[623] Diyar.Bekrî-Hamîs c.1,s.145.
[624] Taberî-Tarih c.1,s.161, İbnüneddîm-Fihrist s.39, Zemahşerî-Keşşaf c.4,s.245, Kurtubî-Tkefsir c.20,s.25.
[625] Ahmed b.Hanbel-Müsned c.4,s.1O7.
[626] Mes´ûdî-Ahbaruzzaman s.80.
[627] Taberî-Tarihc.1,s.161, Ebû Nuaym-Hilyetülevliya c.1,s.167, Zemahşerî-Keşşaf c.4,s.245, Sâlebî-Arais s.100, ibn.Asakir-Tarih c.6,s.357, Ebülferec İbn.Cevzî-Tabsıra c.1,s.1O8, İbn.Esîr-Kâmil c.1,s.124, Kurtubî.Tefsir c.20,s,25, Aliyyülmüttakî-KenzüPummal c.16,s.132-133.
[628] Taberî-Tarih c.1,s.161, Ebû Nuaym-Hilyetülevliya c.1,s.167, Sâlebî-Arais s.100, Kurtubî-Tefsir c.20,s.25,
Aliyyülmüttakî-Kenzül´ummal c.16,s. 132-133.
[629] Taberî-Tarih c.1,s.161, Ebû Nuaym-Hilyetülevliya c.1 ,s.167, Zemahşerî-Keşşaf c.4,s.245, Sâlebî-Arais s.100, Ebülferec İbn.Cevzî-Tabsıra c.1,s.1O8, İbn.Asakir-Tarih c.6,s.357, Fahrurrazi-Tefsir c.31,s.15O, Kurtubî-Tefsir c.20,s.25, Nesefî-Medarik c.4,s.35O, Süyûtî-Dürrülmensur c.6,s.341, Aliyyülmüttakî-Kenzül´ummal c.16,s.133.
[630] Taberî-Tarih c.1,s.161, Ebû Nuaym-Hilye c.1,8.167, Sâlebî-Arais s.100, Ebülferec İbn.Cevzi-Tabsıra c.1,s.1O8, İbn.Asakir-Tarih c.6,s.357, Kurtubî-Tefsir c.20,s.25, Kenzül´ummal c.16,s.133.
[631] Ebû Nuaym-Hilyetülevliya c.1,s.169, İbn.Esîr-Câmiul´usül c.2,s.505, Kurtubî-Tefsir c.20,s.25, Hâzin-Tefsir
c.4,s.371, Süyûtî-Dürrülmensur c.6,s.341, Aliyyülmüttakî-Kenzül´ummal c.16,s.133.
[632] Enbiyâ: 51.
[633] En´am: 83.
[634] ÂI-i imran: 67.
[635] Nahl: 121.
[636] Nahl: 120.
[637] Nahl: 122.
[638] Hûd: 75.
[639] Nisa: 123.
[640] Hadîd: 26, Nisa: 54.
[641] Şuarâ: 84.
[642] Nevevi-Tehzîbülesmâ vellugat c.1,s.99.
[643] Bakara: 124-125.
[644] Nahl: 123.
[645] Bakara: 124, Necm: 37.
[646] Sâlebî-Arais s.99
[647] İbn.Ebî Şeybe-Musannef c.11.S.518, Ahmed b.Hanbel-Müsned 1950. Hadîs, Buharî-Sahih c.7,s.195, Müslim-Sahih c.4,s.2195, Nesaî-Sünen c.4,s.114,117, Sâlebî-Arais s.99.
[648] Mâlik-Muvatta´ c.2,s.922, İbn.Sa´d-Tabakat c.1 ,s.47, İbn.Ebî Şeybe-Musannef c.11 ,s.522, ibn.Kuteybe-Maarif s.15, Sâlebî-Arais s.99, Deylemî-Firdevs c.1,s.28, İbn.Asâkir-Tarih C.2.S.157, Nevevî-Tehzîbülesmâ vellugat c.1,s.100.
[649] Şâlebî-Arais s.99, İbn.lyas-Bedâyiüzzühur s.87.
[650] İbn.Sa´d-Tabakat c.1,s.47, Sâlebî-Arais s.98, Nevevî-Tehzîbülesmâ vellugat c.1,s.100.
[651] İbn.Ebî Şeybe-Musannef c.11,s.522, İbn.Kuteybe-Maarif s.15, Taberî-Tarih c.1,s.144, Sâlebî-Arais s.99.
[652] İbn.Kuteybe-Maarif s.15, Taberî-Tarih c.1,s.144, Sâlebî-Arais s.99.
[653] Sâlebî-Arais s.99, Diyar.Bekrî-Hamîs c.1,s.13O
[654] Diyar.Bekrî-Hamîs c.1,s.13O.
[655] Abdurrezzak-Musannef c.2,s.175, ibn.Ebî Şeybe-Musannef c.11,s.522, Buharî Edebülmüfred s.322.
[656] ibn.Kuteybe-Maarif s. 15.
[657] Mâlik-Muvatta´ c.2,s.922, İbn.Sa´d-Tabakat c.1 ,s.47, İbn.Ebî Şeybe-Musannef c.11 ,s.522, ibn.Kuteybe-Maarif s.15, ibn.Abd.Rabbih-ıkdülferid c.3,s.52, Sâlebî-Arais s.99.
[658] İbn.Sa´d-Tabakat c.1,s.47, İbn.Ebî Şeybe-Musannef c.11,s.522
[659] İbn.Sa´d-Tabakat c.1,s.47, İbn.Asakir-Tarih c.2,s.157.
[660] Mâlik-Muvatta´ c.2,s.922, İbn.Sa´d-Tabakat c.1,s,47, İbn.Ebî Şeybe-Musannef c.11.S.522, Nevevî-Tehzîbülesmâ vellugat c.1,s. 100.
[661] İbn.Sa´d-Tabakat c.1,s.47, İbn.Asakir-Tarih c.2,s.157.
[662] Mâlik-Muvatta´ c.2,s.922, İbn.Ebî Şeybe-Musannef c.11.S.522, İbn.Abd.Rabbih-Ikdülferîd C.3.S.52, Deylemî-Firdevs c.1,s.29, Sâlebî-Arais s.99, Nevevî-Tehzîbülesma vellugat c.1,s.100 .
[663] Deylemî-Firdevs c.1,s.29.
[664] Abdurrezzak-Musannef c.5,s.25, Vâkıdî-Megazi c.2,s.842, Ezrakî-Ahbaru Mekke c.2,s. 127-128.
[665] İbn.Ebî Şeybe-Musannef c.14,s.303-304, Ahmed b.Hanbel-Müsned c.3,s. 148-149, Müslim-Sahih c.1,s.146,147, Beyhakî-Delâilünnübüvve c.2,s.130-131, Begavi-Mesâbihussünnec.2,s.179, Kadı lyaz Şifâ c.1,s.137, İbn.Esîr-Câmiul´usûl c.12,s.53-54, İbn.Seyid-Uyunüleser c.1,s.144.
[666] İbn.ishak, ibn.Hişam-Sire c.2,s.48-49.
[667] Ahmed b.Hanbel-Müsned c.1,s.2O9, Buharî-Sahih c.1,s.92, Taberî-Tefsir c.27,s.53.
[668] Ahmed b.Hanbel-Müsned c.1,s.2O9.
[669] İbn.ishak, İbn.Hişam-Sîre c.2,s.46, Ahmed b.Hanbel-Müsned c.1,s.257, Buharî-Sahih c.1,s.92, Müslim-Sahih c.1,s.149..
[670] İbn.ishak, İbn.Hisam-Sîre c.2,s.49, A.b.Hanbel-Müsned c.1 ,s.257, Buharî-Sahih c.4,s.249, Taberî-tefsir c.27,s.53.
[671] Ahmed b.Hanbel-Müsned c.5,s.418, Tirmizî-Sünnen c.5,s.510, Taberî Tefsir c.3,s.86, Süyûtî-Hasâilsülkübrâ C.1.S.414.
[672] Tirmizî-Sünen c.5,s.51O, Taberânî-Mûcemüssagîr c.1,s.196, Kurtubî-Tefsir c.10,s.415, Halebî-İnsanüluyun c.2,s.123.
[673] Ahmed b.Hanbel-Müsned c.5,s.418, Taberî-Tefsir c.15,s.255, Ebülfida Tefsir c.3,s.86, Süyûtî-Hasaisülkübrâ c.1,s.414, Halebî-insünaluyûn c.2,s.123.
[674] Tirmizî-Sünen c.5,s.51O, Taberânî-Mûcemüssagîr c.2,s.196, Kurtubî-Tefsir c.10,s.415.
[675] Ahmed b.Hanbel-Müsned c.5,s.418, Taberî-Tefsir c.15,s.255, Ebülfida-Tefsir c.3,s.86, Süyûtî-Hasâisülkübrâ c.1,s.414, Halebî-İnsanüluyûn c.2,s.123.
[676] Ahmed b.Hanbel-Müsned c.5,s.418, Tirmizî-Sünen c.5,s.51O, Taberî-Tefsir c.15,s.255, Taberânî-Mûcemüssagîr c.2,s.196, Kurtubî-Tefsir c.10,s.415, Ebülfida-Tefsir c.3,s.86, Süyûtî-Hasâisülkübrâ c.1,s.414, Halebî-İnsanüluyun c.2,s.123.
[677] Tirmizî-Sünen c.5,s.51O, Taberânî-Mûcemüssagîr c.2,s.196, Kurtubî-Tefsir c.10,s.418.
[678] Ahmed b.Hanbel-Müsned c.5,s.418, Taberî-Tefsir c.15,s.255, Ebülfida-Tefsir c.3,s.86, Süyûtî-Hasâisülkübrâ C.1.S.414.
[679] Tirmizî-Sünen c.5,s.51O, Taberânî-Mûcemüssâggir c.2,s.196, Kurtubî Tefsir c.10,s.415.
[680] Ahmed b.Hanbel-Müsned c.5,s.418, Taberî-Tefsir c.15,s.255, Ebülfida-Tefsir c.3,s.86, Süyûtî-Hasaisülkübra c.1,s.414, Halebî-lnsanüluyun c.2,s.123
[681] Tirmizî-Sünen c.5,s.51O, Taberânî-Mûcemüssagîr c.2,s.196.
[682] Ahmed b.Hanbel-Müsned c.5,s.418, Taberânî-Mûcemüssagîr c.2,s.196, Ebülfida-Tefsir c.3,s.86, Süyûtî-Hasâis C.1.S.414, Halebi C.2.S.123.
İBRÂHİM (ALEYHİSSELÂM)'IN HAYATI (KISSASI) DEVAMI 2 başlıklı yazı Polat Akyol tarafından
03.05.2026 tarihinde sitemize eklenmiştir.
Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu, kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.
İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz.
Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın.