Akmeşe Yollarında Bir Ermeni Meselesi Hikayesi 14 Bölüm
AKMEŞE YOLLARINDA / BİR ERMENİ MESELESİ HİKAYESİ -14. BÖLÜM-
Efendim, bir zamanlar ülkemizde
her yerde olan
Ermenilerin bugün nerede
oldukları sorusunun cevabını
verecektik.
Bu sorunun cevabını
vermeden önce bilmemiz gereken
önemli bir bilgi var.
Evet, 1878 Yılında
geleceğin Rus Çarı
Nikola’nın huzuruna çıkıp ‘’ Dilerseniz sizin
için bir ihtilal
tertipleyebiliriz.’’ Diyen
Patrik Narses , 93 Harbinden sonra
imzaladığımız Berlin Antlaşmasında
aradığını bulamamıştı ama yine
de bu antlaşmanın 61.
Maddesi oldukça umut
kapılarını açmıştı.
Peki ne
diyordu 61. Madde?
Aynen şöyle diyordu: ‘’Bab-ı Ali
(Osmanlı Devleti) Ermenilerin
yaşadığı eyaletlerde yerel ihtiyaçların gerektirdiği reformları geciktirmeden
yapmayı ve Çerkes ve Kürtlere karşı Ermenilerin
huzur ve güvenliğini sağlamayı taahhüt eder.’’
Bu madde neden önemliydi?
Çünkü Ermeniler bu
maddeyi kullanarak sürekli ‘’
Türkler 61. Maddedeki reformları
yerine getirmiyor’’ diyerek
Osmanlı Devletini büyük
devletlere şikayet edip o
devletlerin iç işlerimize
karışmasını, arada da Ermenilere Türk topraklarında bir yurt sağlayabilirdi ki Lozan Antlaşmasında bu sorun
tamamen kapatılıncaya kadar
sürekli yaptıkları, büyük
devletleri aleyhimize kışkırtmak
oldu.
Ancak bu
madde bir gerçeği
daha ortaya koyuyordu:
Ermenilerin asıl korktukları,
korunmak istedikleri insanlar
kendilerini Türk değil Çerkez
ve Kürt olarak tanımlayanlardı.
Daha açık konuşayım:
Ermeniler, Türklerden değil Kürtlerden
korunmak istiyorlardı. Hatta
Patrik Narses yine Berlin
Antlaşması öncesinde Grandük Nikola’ya
‘’ Celaliler bizi hiç
sevmez ve düşmandırlar’’
Diye dert yanıyordu.
Celaliler kimdi peki?
Benim atalarımın da
ucundan kıyısından akraba oldukları oldukça geniş
bir Kürt aşireti ( Celali ayaklanmalarıyla ilgileri yok ) II.
Abdülhamit’in Hamidiye
Alaylarının bel kemiği
bu aşiretti.
Yani?
Yani tekrar edelim,
Ermenilerin Türklerden çok daha
fazla korktuğu, korunmak
istediği insanlar Kürtlerdi.
Şimdi üst soldaki fotoğrafa bakalım
Hal
böyleyken bu vatandaşlar
nasıl ‘’ Hepimiz
Ermeniyiz ‘’ diyebiliyor? Ermeniler
nasıl oluyor da ‘’ Evet
siz, hepiniz Ermenisiniz’’
Diyerek bu insanları
bağrına basıyor?
Hani bir şarkıda dendiği
gibi: ‘’ Bu
ne sevgi ah, bu
ne ızdırap?’’
‘’Bizi koruyun. ‘’ denilen Kürt
ne zaman ve
nasıl ‘’ Canım- ciğerim
Kürt’’ oldu?
Ya da tersinden soralım:
Bir önceki bölümde
vahşetlerini, yaptıkları tecavüzleri,
ırza geçmeleri tek tek
anlattığım Ermeni nasıl
oldu da’’ Canım ciğerim
Ermeni’’ oldu? Nasıl
oldu da bir
anda hepiniz Ermeni
oldunuz?
******
İşte bu
sevgi çerçevesinde Ermenilerin
nereye gittiğini, nasıl kaybolduklarını bize
bizzat bir Ermeni hem
de Ermenilerin patriği
olan bir şahıs
açıklasın mı?
********
2007 Yılında Van’daki
Akdamar Kilisesi ( Ermenilere göre
Surp Haç ya da tam
olarak onların söylediği şekliyle : Ağtamari Surp Haç Egeğedzi )
onarıma alındı ve
restorasyon çalışmaları tamamlandıktan sonra
19 Eylül 2010 ‘da 95 yıllık bir aradan sonra bu kilisede
bir ayin düzenlendi.
Bu arada anti parantez üç konuyu
açıklığa kavuşturalım.
1- Kilise sürekli ibadete
açık değildir. Her
sene sadece bir kez ayin
yapılacaktır.
2- Kilise Atatürk tarafından
kapatılıp Ak Parti İktidarı döneminde ibadete
açılmış değildir. Çünkü az önce de belirttiğim gibi 1915’den
beri kapalıdır, Ak Parti ise
sürekli ibadete açmış
değildir.
3- Akdamar adası Türkler için
de Ermeniler için
de ‘’Tecavüz Adası ‘’ olarak bilinir
zira Türkler de Ermeniler de ‘’
1915’de Türk kızları –kadınları / Ya da Ermeni kızları - kadınları bu adaya
doldurulup tecavüz edildi
‘’ diye birbirinin aynı hikayeler anlatır.
Neyse ana konumuz
Ermeniler nereye gitti?
İşte bu
soruya 19 Eylül 2010’da
Ermeni Patrikliği Genel Vekili
Aram Ateşyan – üstelik kendisine
sorulmadığı halde- cevap
vermiştir. Şöyle ki:
“Türkiye’nin
dört bir yanından, Tunceli’den, Trabzon’dan, Kastamonu’dan gençler aile
kökenlerini araştırmak için bize geliyor. Ya komşusundan çekiniyor ya da
çalışacağı yerden kovulacağından korkuyor. Oysa, ülkemiz demokratikleştikçe,
insan hakları kökleştikçe BİNLERCESİ dinine geri dönecektir. Korkular ortadan
kalktıkça kendi dinine dönenler artacak, Anadolu çok renklenecek, şenlenecek.
Birden bire görecekler ki BİNLERCE ERMENİ varmış yanlarında, haberleri yokmuş.”
Evet, biz ‘’Ermeniler bir yere gitmedi.
Gittiyse de çok azı
gitti. Onlar hep
buradaydılar ‘’ Dediğimizde kızıyor
birileri. Bakın bu
sefer biz demiyoruz, Ermeni
Patrikliği Vekili Aram Ateşyan diyor. ‘’BİNLERCE
ERMENİ VAR’’ Diyor.
Başka?
Başka, uğruna 100 Binlerce
Türk’ün (!) Ermeni’ye
dönüştüğü Hırant Dink diyor.
Evet, Hırant Dink
de tam olarak
şöyle diyor:
‘’Türkiye’deki gizli Ermeniler hakkında 300 bin
rakamının abartılı olduğunu düşünmüyorum. Bence daha da fazladır. ‘’( Birileri ‘’
Türkiye’de 300.000 Gizi Ermeni var ‘’
Demiş, Hırant Dink de ‘’ Daha
fazladır.’’ Diyor.
Hatta
Tehcire kaç kişinin tabi olduğunun tartışıldığı bir toplantıda “Aynı dönemde
yaklaşık 500 bin Ermeni, din değiştirip Türk olmuştur.” Diyor
Bugün Ermeniler Türk nüfusu içinde
resmiyette 30.000 Civarında ancak
var ise bu
300.000-500.000 Ermeni nerelerdeymiş? Ya da Türklerin
arasında nasıl yaşamışlar?
Onu da
Aram Ateşyan’ın yeğeni
Mesure Kaplan şöyle anlatıyordu:
“Müslüman komşularımızın, iş arkadaşlarımızın
arasında bir Müslüman gibi davrandık. Hatta, davranışlarımızla Müslüman pek çok
komşumuzdan daha Müslüman olduğumuzu bile söyleyebilirim. Yoksa aile içinde ve
bizim gibi olanlar arasında her zaman Ermeni kimliğimizi korumaya çalıştık”
Evet
öylesine Müslüman zannediyorduk
ki bu patriğin
Ermeni yenlerini, içlerinden biri Kutbeddin ( Dinin yücesi ) adını taşıyordu
( Sonra
Mesure ‘’Sevimli ‘’ anlamında Sirun
olarak Ermeni adını aldı, kardeşi Cihan
ise Kral anlamında Baret
oldu. Ve kimliklerine
Hıristiyan Ermeni yazdırdılar. (2017 yılından itibaren nüfus cüzdanlarında dini
ibaresi görünür olmaktan
çıktı.İsteyen cip’e yazdırabiliyor. Bunlar
yazdırmışlar )
Peki Müslüman ne
olarak yaşadılar?
Onu da
zamanın Türk Tarih
Kurumu başkanı hocam
Yusuf Halaçoğlu yazmıştı
aynen şöyle:
‘’……………..Amerikan arşivleri
başta olarak, bütün dünya arşivlerini inceledik. Haliyle bunu incelerken çok
ilginç bilgilere ulaştık. Resmi bilgilere… Bunu hazırlayanlar da biz
değildik. Ermenilerdi Amerikan uyruklu,
Amerikan vatandaşı ve Amerikan görevliler tarafından görevlendirilmiş Ermeniler
tarafından araştırılan belgelere ulaştık burada.
Orada mesela hangi Ermeni cemaatlerinin hangi Kürt aşireti adını
aldığını, bunların alt birimlerine, hangi köylerde oturduklarının tümünü
kaydetmişler.
Bugün diyelim ki hangi köyler varsa bunlar kayıtlı kayıt altında.
‘’Kendilerini Kürt hatta Kürt Alevisi gösteren Ermeniler var derken
rastgele konuşmuyorum.’’
Velhasılıkelam tam bir
kamuflaj.
Peki bu
adamların 1915-1916 Tehciri
esnasında burnu bile
kanamadı mı? Onu mu
demek istiyorum?
Böyle bir şey demek mümkün
mü? Elbette değil ama şurası
bir gerçek: Burunları Türklerden
çok daha fazla kanamadı.
Türklerden daha fazla
kayıp vermediler. Kendileri
bile Tehcir esnasındaki
kayıplarını en fazla
1.500.000 Gösterirken Türklerin
3.000.000 Kayıp verdiğini
söyleyen ABD’li tarihçiler
vardı.
Sabrınız varsa soykırım
yaptık mı yapmadık mı ya da asıl
soykırıma uğrayan kimdi
konusunda hakkımızda yazılanlardan
bir iki örnek de verebilirim.
Bu arada
isterseniz sorarız da ‘’
Bizden bu tehcir
esnasında Ermenilere kötü davrandıkları
gerekçesiyle yargılanıp idam
edilenler olduğu gibi Ermeniler
de Türklere kötü
davrandıkları için idam
ettiler mi birilerini?
Bunları merak ediyorsanız
devam edebilirim. ( Hatta hazır
bir sonraki bölüm )
‘’ Hocam
yeter gayrı’’ Diyorsanız Bitti.
- Yorumlar 10
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.