Bir Kutlu Sefer Küresel Sumud Filosu
Liseyi okuduğum yıllarda ufkum açıldı. Mazlum insanların refah içinde yaşayan insanlardan daha fazla olduğunu fark ettim on altı yaşımda. Biz kahkaha atarak eğlenirken dünyanın birçok bölgesinde yaşıtlarımız ve onların aileleri aç bırakılıyor, hapishanelerde yıllarca tutsak ediliyor, işkenceye uğruyor, öldürülüyordu. İçimizi en çok parçalayan acı haberler Müslümanların ilk kıblesinin bulunduğu Filistin’den gelen haberler oluyordu. Bugün elli yaşını aşmış bir yetişkinim hâlâ Filistin’de işkence var, katliam var, soykırım var. Yani bu coğrafyadaki zulüm iki yıl önce başlamadı.
Önceki yıllarda İsrail zulmünü örtbas
ediyor, dünyanın gözünden saklıyordu ancak sosyal medyanın gücü sayesinde
mızrak çuvala sığmaz oldu. 18 bini çocuk olmak üzere 70 bin civarında şehidi
150 bin civarındaki yaralıyı, 400 ‘den fazla açlıktan öleni, binlerce yerle bir
edilen binayı ve altında kalanları insanların gözünden saklayamadılar. Bu
zulmün durdurmanın bir yolu olmalıydı. Milyonlarca kişi dünyanın her bir
yerinde sokaklara çıktı, protesto yürüyüşleri düzenlendi. Devlet başkanları
demeçler verdiler. İsrail’i asıl durduracak olan devletlerdi ancak bunu
başaramadılar, birçoğu umursamadı, kınamakla
yetindi.
Temiz vicdan
sahibi dünya halkları ise aylardır takip ettikleri zulme seyirci kalmayı
kabullenemediler, farklı çareler aradılar. Yürüyüş yaptılar, mitingler
düzenlediler. Aylarca meydanlara toplandılar. Dayanamayıp kendini yakan bile
oldu.
Filistin’deki kardeşlerimiz için bir şey
yapamamanın sıkıntısı ile kalplerimiz sıkışırken bir haber yayıldı sosyal medya
kaynaklarında. İki yıla yakın süredir İsrail’in abluka altına alıp aç bıraktığı
ve her fırsatta bombalayıp binlerce kardeşimizi şehit ettiği Gazze şeridine
dünyanın her yerinden vicdanlı insanların katıldığı bir filo yola çıkacaktı. Kısa
sürede 500 bin kişi başvurmuştu ancak herkesin filoda yer alması mümkün
değildi. Ben de hemen başvurumu yaptım. Günler süren çabalarım sonucunda o
kutlu filoda yer almayı başardım.
Yunanistan’ın Girit adasındaki İsviçre
delagasyon ekibinin hazırlamış olduğu Tekne’ye bindik. Teknemizde Bizlerin
dışında İsviçre’den, Fransa’dan, Yunanistan’dan, Almanya’dan, İspanya’dan
katılanlarla birlikte 10 kişiydik. 50 civarında gemi, tekne ve yelkenlide
yolculuk yapan 500 kadar aktivist yola koyulmuştuk. Ülkelerimiz, dilimiz, dinimiz, ırkımız
farklıydı ancak önemli bir ortak noktamız vardı. Hepimizin kalbi aynı acıyla
kanıyordu. Hepimizin yüzünde aynı keder, aynı endişe, aynı çaresizlik
okunuyordu. “Hiç olmazsa elimizden gelen bu” diyerek hepimiz evimizi barkımızı
bırakmış, memleketinden binlerce kilometre uzaklıktaki Mazlum Gazze’ye
gidebilmek için bu yola çıkmıştık.
Çok sevdiğim bir söz vardır : Kendi
acını hissediyorsan canlısın, başkasının acısını hissediyorsan insansın.
Beş yüz kişi civarındaki bu güzel insanlar ülkelerinden çok uzakta yaşanan
zulüm karşısında sessiz kalamayan fertlerdi. Gönüllerindeki temiz vicdanları
onları harekete geçirmişti. Filoda Yeni Zelenda’dan gelen 18 yaşındaki bir genç
olduğu gibi 70’li yaşlarda ihtiyarlar da vardı. Gazze’nin kurtuluşu için tüm
dünya genciyle yaşlısıyla, erkeğiyle
kadınıyla seferber olmuştu. Filonun tamamı Müslüman değildi ancak eminiz ki
hepsi insandı. Her türlü tehlikeyi göze alan fedakar insanlar …
Kaptanımız
Marco inançlı bir Hristiyan’dı. Bizden yola çıkmadan dua etmemizi istedi.
Ellerimizi açtık, ben dua ettim. Hep bir ağızdan amin diyerek yola çıktık.
Girit’in güney doğu kıyısındaki demirlemiş olan filo ile buluşacaktık. Sekiz on
saatlik sallantılı bir yolculuktan sonra gece vakti filonun demirlediği koya
ulaştık. Sabahleyin güneşin ışıkları koyu aydınlattığında etrafımızdaki onlarca
gemiyi, yelkenliyi, tekneyi görünce içimizi bir sevinç kapladı. Bu sefer çok
güçlü bir eylem içinde olduğumuzu anladık.
Filoda tanıştığım kişilerden hiçbiri işsiz
güçsüz, vasıfsız bir fert değildi. Her şeyden önce filoya öncülük edenlerin
çoğu doktordu. Avukatlar, mühendisler, iş adamları, milletvekilleri bütün
işlerini güçlerini bırakmışlar, bu insanlık hareketine katılmışlardı. Bizim
teknedeki Fransa Milletvekili Rima filoya katılmadan bir gün önce evlenmiş,
eşinden izin alarak aramızdaki yerini almıştı. Yine teknemizde yolculuk yapan
67 yaşındaki Yunanistan vatandaşı Ateist Manya Hanım da dikkat çeken
aktivistlerdendi. 70 yaşındaki büyük bir yat sahibi İtalyan Emanuel, “ Sessiz
kalırsak sıra bize de gelecek” diyerek filomuza katılmıştı. Aktivistlerin
içinde siyonist olmayan Yahudiler bile vardı.
Bir iki gün
koyda bekleyecektik. Ertesi gün dronlarla gemilere, teknelere saldırı
düzenlediler. Daha önce Tunus’tan kalkacak olan gemilerimize de saldırı
düzenlemişlerdi. Bu saldırılar filoyu kararından vazgeçirmek için yapılan
hamlelerdi. Çok ciddi zararlar görülmese de az da olsa etkili olmuştu. Hatta
İtalya Başbakanı Meloni filoya geri dönme çağrısında bulundu, kendi
vatandaşlarının telefonlarına filodan ayrılmaları için çağrı mesajları atılmıştı.
Yaşanan gelişmeler
sonunda Filodaki tüm deniz taşıtlarının yolcuları kendi aralarında toplantı
yaptılar. Olayın ciddiyetini değerlendirdiler. Herkese “Girit adasının
yakınındayken vazgeçmek isteyen varsa vazgeçebilir. Açık denize çıktığımızda
geri dönmek mümkün değil.” denildi. Filonun tamamından üç beş kişinin dışında
kimse geri dönmedi. Onlar da çeşitli olumsuz sebeplerden dönmek zorunda kalan
kişilerdi.
İki gün
sonra büyük bir kararlıkla filomuz yola çıktı. Hepimizi bir heyecan sardı,
gözlerimizde sevincin ışıltısı parlıyordu. Beş gün filomuz yoluna devam etti.
Her geçen gün Gazze’ye daha çok yaklaşıyorduk. Belki de oraya varacak, o mazlum
insanlarla kucaklaşacak, onların gözyaşlarını silecek, kurtuluş umutlarını
yeşertecektik. Bu inançla yoldaki zorluklara aldırmadan teknemizi sürdük.
Gazze’ye
epey yaklaşmıştı. Uzaklığımız 100 milin altına inmişti. İsrail gemilerimizi,
teknelerimizi dronlarla taciz etmeye başladı. İlk gece müdahale etmediler.
Sonraki gece İsrail askerleri Zodyak botlarıyla gemilerimize ve teknelerimize
baskın yaptılar. Sırayla filonun tüm taşıtlarına çıkartma yaparak herkesi tek
tek esir aldılar ve Aşdot Limanı’na götürdüler. Oysa biz daha İsrail kara
sularına girmemiştik, girmeye de niyetimiz yoktu. Bizler Gazze kara sularını
hedeflemiştik. Onlarsa bizi uluslararası sularda kanunsuz olarak tutuklayıp kaçırdılar.
Tüm dünyanın gözü önünde …
Limana
vardığımızda İsrail askerlerinin ve onlarca yetkilinin bizleri beklediğini
gördük. İçimden şu geçti: Bakın ey insanlıklarını kaybetmiş sefiller! Bu güzel
insanlara bakın ve insanlık öğrenin. Sizler aylarca çaresiz Gazzelileri
öldürdünüz, vicdanınız sızlamadı. Bu kahramanlar ise geride işini, eşini dostunu,
evini barkını bıraktı, sizin zulmünüze dur demek için yola çıktı.
Bizleri tek
tek önceden kurulmuş masalara götürdüler. Çantalarımızı didik didik aradılar.
Keyfiye, bayrak gibi Filistin’i temsil eden ne varsa aldılar. Benim keyfiyem
ile Filistin bayrağı kabartmalı
anahtarlığımı da aldılar. O zaman onların ne kadar aciz olduklarını düşündüm,
bir anahtarlığa bile tahammülleri yoktu. Tercüman vasıtasıyla bizlere gerekli
sorular sorduktan sonra bizleri binadan çıkardılar, daha sonra mahkûm nakil
arabasına koydular. Arabaya binince ağlamaklı oldum. Filistinli kardeşlerimiz
sürekli bu muameleye maruz kalıyorlardı. Biz bir şekilde çıkacaktık onlarsa
aylarca yıllarca bu arabalarda oradan oraya sürükleniyorlar, zindanlarda aç
bırakılıyorlar, çeşitli işkencelere maruz bırakılıyorlardı. Genç yaşta zindana
atılıyor, yaşlanmış bir halde çıkarılıyor yahut sağ çıkamıyorlardı.
Mahkûm nakil
arabasının kasası penceresiz yirmi civarında demir koltuktan oluşan havasız bir
araçtı. Ön tarafında en fazla iki kişinin sığacağı kapalı bölmeler de vardı. Bir
saate yakın bekledik. Hava sıcaktı ve havalandırma çalışmıyordu. Hepimiz terden
sırılsıklam olduk, nefes almakta zorlanmaya başladık. Bazı arkadaşlar
üzerindeki giysiyi çıkarıp yukarıda pervane gibi sallayınca biraz ferahlık
yayılsa da yetmiyordu. Arabamız bu haldeyken hareket etti. Yarım saat
ilerledikten sonra klimayı açtılar fakat bu sefer aşırı derecede soğuk havayla
doldurdular içerisini. Hepimiz üşümeye başladık, hasta olmaktan korktuk.
Isınmak için birbirimize sokulduk.
Tahminen üç
dört saat gittikten sonra Negev
Çölü'ndeki Gazze ile Mısır arasındaki Yüksek Güvenlikli Ketziot Hapishanesi’ne
götürüldük. Sekiz kişilik koğuşlara onar kişi olarak doldurulduk.
İki kişi yerdeki süngerde yatıyordu. Her gün düzenli yemek verildi ancak su
verilmedi, su ihtiyacımızı tuvaletin lavabosundan karşılamamız istendi. Koğuşlardaki
aktivistlerin çoğu verilen yemekleri yememeyi tercih etti. Bazıları ilk günler
yiyip sonra yemeyi terk etti. Böbrek rahatsızlığı çekmemek için lavabodan
klorlu suyu içmek zorunda kaldık. Hatta Amerikalı bir aktivist onların verdiği
giysiyi bile giymeyip günlerce iç çamaşırı ile durmayı tercih etti.
Farklı ülkelerden gelen; ülkeleri, dilleri, dinleri
farklı aktivistlerle dost olmuştuk. Hepsinin yüzünde vicdanlarının parlaklığı
ışıldıyordu. Kalplerimiz bir atıyordu. Birbirimizden güç alıyorduk. Askerler
koğuşların önüne geldiğinde hep bir ağızdan “Free free Palestine”
sloganlarıyla hapishaneyi inletiyorduk. Sağ taraftaki koğuşlardan “From the
river to the sea” sesleri yükseliyor, sol taraftaki koğuşlarda bulunanlar “Palestine
will be free” diyerek aynı tonda karşılık veriyorlardı. Askerlere karşı “You
are killer!” şeklinde bağırıyorduk. Onların bu şekilde yaftalanması,
suçlarının yüzlerine karşı haykırılması yüreğimizi soğutuyordu.
Tüm dünyanın gözü önünde bizleri kaçırdıkları için bütün
ülkelerde protesto yürüyüşleri yapılmış ve dünya devletleri İsrail yönetimine
aktivistleri serbest bırakması için politik girişimlerde bulunmuş hatta BM’de
Katil Netenyahu boş koltuklara konuşmuş. Bu sebeplerden ötürü hapishanede bizlere
işkence uygulayamadılar, sınırlı bir sertlik gösterdiler. Gecenin bir vakti
koğuşlara girip sayım yapmak, köpeklerle koğuşlara dalmak gibi rahatsız edici
davranışlarda bulundular. İsveçli Greta, Brezilyalı Thiago
gibi öncü isimlere çok daha kötü davrandılar, ayrıca istedikleri gibi
davranmayanları hırpaladılar. Kemikleri zayıf bir kardeşimizin kolu, aşırı
kıvırmaları sonucu kırılmıştı. Koğuşların önündeki boş alanın girişinde büyük ekranda,
7 Ekim’deki Hamas baskınının ve sonrasında yaşananların anlatıldığı abartılı
bir videoyu saatlerce yayınladılar.
İsrail’in kanun dışı tutuklamalarına tüm dünyada ses getiren
protestolar, yürüyüşler yapıldı. Artık dünya insanlığının tamamına yakını
İsrail’den nefret ediyordu. Aktivistlerin bir kısmını iki gün sonra bizleri de
beş gün sonra birkaç kişi dışında serbest bıraktılar. Onlar da sonra serbest
bırakıldı. Daha doğrusu hukuksuz bir şekilde kaçırdıkları kişileri tahliye
etmek zorunda kaldılar. Koğuşlardan çıkarılıp otobüslerle Ürdün’e götürüldük
oradan uçakla Türkiye’ye nakledildik.
Havaalanında müthiş bir kalabalık bizleri karşıladı. Ülkemize ve
yakınlarımıza kavuştuğumuz için mutluyduk ancak aklımız Gazze’de Filistin’de
kalmıştı. Oradaki kardeşlerimiz sık sık bombalanıyordu, o mazlum insanlar her
gün onlarca şehit veriyorlardı. Açlıktan ve hastalıktan birçoğu hayatını
kaybediyordu. Tüm dünyanın dikkatini çekmeyi başarmıştık ama zulmü
durduramamıştık. Vatanlarımıza mücadeleden vazgeçmeme konusunda daha kararlı
olarak döndük. Zulüm devam ettikçe mücadelemiz de bitmeyecekti.
Şunu söylemek isterim: 500 civarında insan tüm tehlikeyi göze alarak
Sumud Filo’suyla yola çıktı, evet bu büyük bir fedakârlıktı. Asıl kahramanlık
ise Gazzeli Müslüman kardeşlerimizin sergilediği direniştir. Gerçek kahraman
onlardır. Onların azmi ve fedakârlığı olmasa tüm dünya bu şekilde harekete
geçmezdi. 360 kilometre karelik küçük bir kara parçası milyonlarca insanı ayağa
kaldırdı. Gazze tüm dünyanın okulu oldu, herkese inancın ve ona dayalı sebatkârlığın
ne olduğunu öğretti Filistinli kardeşlerimiz. Onlar hakkında şöyle söylenir:
“Gazze halkı, izzetli bir halktır.” Binlerce insanını kaybetmesine rağmen
Allah’a isyan etmeyen, metanetle direnen analar, gençler, yetişkinler; insanlık
ve Müslümanlık dersi verdiler tüm âleme. Dünyada İslam dinine ilgi arttı. Bu
süreçte binlerce kişi İslam’a girdi.
Gazze’yi, Filistin’i yok edemeyecekler, dünya döndüğü sürece İlk
kıblemiz olan Kudüs’te ve çevresinde mücadele devam edecek. Kâfirler istemese
de Allah nurunu tamamlayacak.
- Yorumlar 5
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.