Saplantı Film İncelemesi
“Dileğine dikkat et, gerçekleşebilir!” Küçüklükten itibaren şarkılarda, filmlerde ve dizilerde duymaya alıştığımız bir söz. İnsanın ölmez arzularına belki en cesurca verilen cevaplar da bu sözden çıkar. Çünkü bu cümleyle beraber arzuların yalnızca dost görüntüsüne sahip olmadıkları altlarında canavarları da gizleyebileceklerini görürüz. Saplantı filmi de bu canavarlardan birini tanımaya çalışıyor.
Bear ve Nikki yıllardır tanışıklığı olan iki gençtir. Bear, Nikki'ye karşı hisler beslerken Nikki onu yalnızca arkadaşı olarak görür. Bir gün Bear “beni herkesten daha çok sevsin” dilediğinde bulunur ve bu dilek gerçekleşir.
Bir şeyi isterken onu enine boyuna düşünmek, düşünsek bile her ihtimali aklımıza getirme şansımız yoktur. Bazen arzularımızın öylesine peşine takılırız ki, gözlerimiz ondan başka her şeye kör olur. Bear da Nikki'ye karşı böylesine bir duyguya sahiptir ve eline geçen fırsatı değerlendirir. Oysa etrafına ve dileğine kör iken yapar bunu.
Dileğine kördür. Çünkü “beni herkesten daha çok sevsin” demenin olası sonuçlarını aklına getirmez. Aşırı sevginin beraberinde aşırı kıskançlık, koruma ve ayrılamama konusunu gündeme getireceğini düşünmez. Hatta ilk zamanlar bu durumlar ona çok güzel gelir. Film izler, videolara beraber gülerler. Fakat ne yazık ki her mavi hayalin sonunda ışık yoktur, bazılarının sonunda siyah gerçekler vardır.
Zamanla bu ilişkinin rengi değişir. Fazla sevmenin kardeşi olan kıskançlık eve misafir olur. Uyurken seyretmeler, kapıyı kapatmalar birbirini kovalayan önlemlerdir. Nikki'nin Bear'a karşı hisleri dilek sonucu oluşan yapay bir saplantıdır. Asıl saplantı Bear'ın Nikki'ye olan hisleridir. Öyle ki, Nikki Bear'a “o şu an uyuyor, öldür beni!” dedikten sonra Bear, “ben birlikte olunmaya değer biri değil miyim!” çıkışında bulunur. Bear’ın, Nikki’ye olan saplantısı öyle bir boyuttadır ki; Nikki'nin iradesine asla konuşma şansı vermez. İnsanın iradesi alındıktan sonra beden bir kukladan başka nedir ki?
Bear, zamanla bu işin çığırından çıktığının farkına varır. Ancak dilek geri alınamaz ve sonuçları eski hâle döndürülemez. Hoş artık neticelerin aldığı hâlleri zaten iade etmek mümkün değildir. Bear, yaptıklarının sonucu ile yüzleşmek zorundadır. Bunun ise iki yolu vardır. Ya intihar etmek ya da birine Bear'ın dileğinin tersini diletebilmek...
İkinci seçeneği dener, başarısız olur. İlk seçenek ise birden Bear ve bizi insan tabiatının derinliklerine, yaşama arzumuza götürür. Öyle ki Bear'ın hayatı artık geri döndürülemez bir hâl almıştır. Ölmesi ve dileğinin sona ermesi gerekir. Aksi hâlde bu durum çığ topu gibi büyüyecektir. Fakat intihar edemez. İnsan ruhunun yaşamaya karşı ne kadar istekli, yaşamanın nasıl sönmeyen bir ateş olduğunu görürüz. Silahı ağzına dayar ancak eli tetiğe gitmez. Ölmenin tadı, kötü bir hayat yaşamanın tadından daha kötüdür. İlaç alıp intihar etmeyi düşünür ve yapar gibi de olur. Ancak sonrasında kendini kusturmaya çalışır. Sorunu olduğu durumun çözümünden sakınır, mesuliyetini alamaz. Dileğinin enine boyuna düşünemediğinin en büyük tezahürü bu sahnelerdir.
Filmin ilerleyen vakitlerinde oldukça rahatsız edici sahneler izleriz. Film bunu bilerek ve isteyerek yapar. Hatta bu sahneler o kadar başarılıdır ki, filmin bir iki yerinde birden kafamı sallayıp irkildiğimi hatırlıyorum. Rahatsız etmenin bile bu kadar estetik hâle getirilmesi filmin başardıklarının biridir.
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.