Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum AtışmaYENİ Online Üyeler
(0 oy)

Mermere Doğru

Mermere Doğru

Yürümek vücut için faydalı olmasının yanında zihne de iyi gelmesi hasebiyle insanın kendi için yapabileceği en faydalı fiillerdendir. Bazı vakitler kafamızın içinde kızgın bir kedi gibi oradaki kanepeden buradaki masaya atlayan düşünceleri alır, ehlileştirir. Kimi vakitler ise ayağımızın altındaki dünyayı tam tersine bir şekilde kaydırır ve bize yepyeni bir alemde soluk almanın hazzını yaşatır. 


Sadece yürümek dahi bu kadar esrarlı ve mucizevi iken bu faaliyeti bir tarihi eserin yanında, içinde veya avlusunda yapmak fiilin kemale erdiği yerdir. Çünkü böyle yerlerde yalnızca yürümez, yalnızca görmeyiz. Aynı zamanda dinler, hisseder ve zamanı koklarız. Oraya adımı atan yalnızca ayaklar değil, insanın zihni, insanın organlarıdır. Hülasa insan tarihi mekanlarda her şeyiyle yürür. 


Müzelerde bizden önce gelmiş ve sadalar sunmuş kavimlere yürürüz. Onların savaş meydanlarında bastıkları çığlıklarını işitiriz. Yahut uzaktan bir elinde upuzun bir kargı, diğer elinde yarım bir kalkanla bize doğru koşan askeri görür gibi oluruz. Bununla da kalmaz onların yaptıkları yahut yapmayı umdukları şeylere de adeta onların bilince girerek şahit oluruz. Bu şahit olmalar aslında bir nevi bilinç yürümeleridir. Onların ruhlarının ücra köşelerinde, belki onlara dahi sır olan kısımlarında, dolaşmak ve insanın keyfiyetini öğrendiğimiz vakitlerdir.


Tüm bu ölmüş medeniyetlerin içine adım atmak, onların ruhlarının içinde dolaşmak güzeldir. Fakat asıl büyülü olan geçmiş bir zamanda yapılmasına rağmen hâlâ sanki daha dün açılışı yapılmış bir abide gibi dimdik duran eserlere yürümektir. Bu eserler bir kilise veya kolezyum da olabilir. Yahut bu topraklar ve bize çok daha uygun olan camiler de. 


Ben Aksaray meydandan yürümeye başlar başlamaz zamanında orada kurulmuş, her şeyden habersiz yemeğini yiyen yeniçerileri işitir gibi olurum. Biri bıyığını burup önündeki etten yerken diğeri öbür tarafta uzanmış dinleniyor, hayatını tadını çıkarıyordur. Dışarıda ise tepelere kurulmuş toplar ile onların başında Sultan Mahmud-ı Sani bekler ve onlara son anlarını yaşatır. Tüm bunlar benden çok, çok evvel gerçekleşmiş olmasına rağmen hava aynı, sokak aynıdır. Ben adım atmakla bunların hepsine nüfuz ederim. 


Biraz yürüdükçe gözümün önünde bir abide yükselir. Bu abide insanların bir olan Allah’a kulluk aşkıyla mermerlerini işledikleri, taşları kağıttan sayfalar gibi kırıp döktükleri eserdir. Belki ilk görüşte üzerinde kubbe olmasa veya ezan okunmasa bir Katolik kiliseyi andırabilecek bu yapı zamanla kulaklarda ezanıyla yer eder. İnce ince işlenmiş taşları ile, kubbesinin içine yerleştirilen süsleri ile başlı başına bir şehrin merkezi olabilir. Bazı zamanlar bu camiye doğru yürürken caminin iki minaresinin göğe doğru açılmış eller gibi uzandığını, adeta Allah’a yakardığını görürüm. Her bir adım bana ondan birtakım sözleri yaklaştıran, beni onunla bütünleştiren vasıtalar olur. Adım atmakla nüfuz edemediğim, bilakis onun bana nüfuz etmesine izin verdiğim bu yapıya her defasında bir başka hayranlıkla bakar bir başka şaşkınlıkla onunla sırdaş olurum. 


Ayaklarım, bedenim, zihnim ve tüm zihnimle yürüdüğüm yoldur bu.


Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)

Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler

  • Yorumlar 0
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com
Mermere Doğru

Mermere Doğru

Umut Can Zan Umut Can Zan