Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum AtışmaYENİ Online Üyeler
5 (1 oy)

Yolda Bulduğum İşaretler

Söze ilk önce YOLDAKİ İŞARETLER kavramından başlamak gerek. Çünkü kitabın tüm mahiyeti aslında yoldaki bu işaretleri fark ettirmek, onları hayata tatbik ettirmek üzerine kurulu. 


Yol, Seyyid Kutub'un lügatından söyleyecek olursak Dar'ul İslam'ı kurmayı ifade eder. İşaretler ise Allah'ın gerek geçmiş ümmetler vesilesiyle gerekse Resulü (s.a.v.) üzerinden verdiği derslerdir. Her işarete bu yazıda değinebilir miyim, bilmiyorum. Fakat Bismillah. 


Bizler için en büyük örnek daima Peygamber'dir. Kendisi kainatın yaratılış sebebi, yaratıcının hem kulu hem de Resulüdür. Onun hayatına bakarak hayatımızı hem sosyal hem iktisadi hem de akla gelen her cihetten düzeltmeye çalışmak bizlerin asli görevlerindendir. Bu bakış açısını davete çevirecek olursak karşımıza çıkan ilk şey kelimei tevhide doğru bir şekilde bağlanmak ve inanmak olacaktır. Çünkü hiçbir mükellef Allah'ın vahitliğine yürekten inanmazdan ve tasdik etmezden evvel onun bizlere seçtiği yaşamı kendi hayatına uygulayamaz. Böylece ilk aşama yani LA İLAHE İLLALLAH kısmı vuku bulur. Bundan sonra gelinmesi gereken aşama ise vahit olan Allah'a ait olan hakların hiçbir varlığa devredilmemesi, dolayısıyla hiçbir varlığın ona ortak koşulmamasıdır. 


Kutub'un burada karşısına aldığı en temel şey sizin de aklınıza geldiği üzere hukuk sistemi yani aslında kanun koyma yetkisidir. O, "yerde de gökte de hüküm ancak Allah'ındır." ayeti kerimesi gereğince yerde kanun yapma yetkisinin de Allah'tan başka kimseye devredilemeyeceğini söylemektedir. 


MEDENİ TOPLUM 


Medeni olmak ve medeni toplum tanımı yüzyıllardır tanımı yapılan, sonrasında uygun bir başka tanımı tekrar ve tekrar aranılan bir kavram. Bu kavram günümüzde artık ulaşılması gereken bir hedef oldu. Teşbihte hata olmayacaksa bunun için bir "KIZIL ELMA" diyebiliriz. Buna ne kadar yakınlaştıysak o kadar iyiyiz, algısı insanlarda vuku bulmuştur. Kutub ise tam burada medeni toplumun modern tanımlarına karşı çıkar. Ona göre "medeni bir toplum" diye ayırmaya dahi gerek yoktur. Çünkü dünyada bu vasıfları karşılayan tek bir toplum olabilir, o da ancak ve ancak İslam toplumudur. Bu toplumlarda görev taksimi vardır ve en temel mesele aslında "gelecek nesil" algısıdır. Kadın ve erkek yalnızca eşit olmaları gereken yerlerde eşit ve fıtrata göre bir görev taksimi çerçevesinde yaşarlar. Örneğin kadının en birincil görevi evinin iç düzeni ve evin gözbebeği olan çocuğu salih veya saliha olarak yetiştirmektir. Erkeğin görevi ise kavvam olmak ve başta hanımı olmak üzere ailesini kimseye muhtaç etmemektir. Geri kalan şeylerse (teknik vs.) İslam'ın engel olmadığı, bilakis desteklediği faaliyetlerdir. Zira Müslümana emredilen ilk vahiy "OKU!" ayeti kerimesidir. Sırf bu ayet dahi insanın Sünnetullahı elinden geldiğince keşfetmesini bir vecibe olarak mükellefe yükler. 


"Gevşeklik göstermeyin, üzüntüye kapılmayın. Eğer iman etmişseniz üstün gelecek olan sizlersiniz." (Necm, 29-30) 

Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
5 (1 oy)

Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler

  • Yorumlar 1
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com

Yolda Bulduğum İşaretler

Umut Can Zan Umut Can Zan