Kırk Yıllık Hatır 1 Bölüm Fetvâ Fîl Hakkıl Kahve
Efendim bu yeni yazı dizimde sizlere kahveden bahsedeceğim. Evet artık bakir Anadolu’muzun en bakir köylerinde ve en bakire mezralarında bile bakir veya bakire olsun-olmasın aşağı yukarı herkesin içmeden güne başlayamadıkları kahveden bahsedeceğim.
Düşünün ki daha düne kadar sabah yataktan kalkar kalkmaz tarhana çorbasını ocağa süren Satı Nene de, yataktan kalkar kalkmaz tarhana çorbasına ekmek doğramaya başlayan Maho Dede de artık güne çorba içerek değil kahve içerek başlıyor.
O değil de ulan arkadaş bir de gelinleri Deli Saliha’ya ‘’ gııııız. Bugün dedene espresso, bana latte yap ‘’ diye emir vermeleri yok mu? Daya on dörtlüyü tara hepsini ‘’ Ulan siz Orta Asya Bozkırlarında kımız içen ataların evlatları değil misiniz? Latte ne lan? Espresso ne lan?’’ Diyerek…
Evet, kahveden bahsedeceğim sizlere… Bahsetmesine bahsedeceğim de bizim Tekir yine gelmiş göğsümün üstünde oturuyor ve mırıldanıyor ‘’ Sami Baba! Beni ne zaman yazacaksın?’’ Diye.
Tekir’i olmasa da kedileri de yazacağım bu yazı dizimde. Ama hemen değil.
Bilen bilir ve onlar şimdilik sussun. Bilmeyen de az sabretsin.
********
Yahu kim derdi ki bir gün bu ülkede insanlar bir fincan kahve içmek için bir dükkanın önünde kuyruğa girecek ve bir fincan kahveye dünyanın parasını ödeyecek?
30 sene kadar önce söyleselerdi ‘’ Salak mısın oğlum sen? Olmaz öyle şey ‘’ derdim ama şimdi görüyorum ki olmuş.
Yahu bizim zamanımızda kız arkadaşlarımızı ne güzel muhallebiciye götürürdük; hanımefendiler şimdi ille de ‘’ Aştikooooom Starbucks’a gidelim. ‘’ diyorlar. Memlekette adım başı bir kahve dükkanı, hepsi de dolu.
Neyse efendim.
Bu kahve denen nesne Osmanlı topraklarına 1555 Yılı girmiş. Aynı tarihte de ufaktan ufaktan kahvehaneler açılmaya başlamış.
Hal böyle olunca erkek milleti başlamış kahvehanelere gidip nargile fokurdatıp kahve yudumlamaya.
Boş insan ne yapar? Dedikodu elbette. Dolayısıyla da kahvehaneler kısa süre içinde dedikodu yuvaları haline gelmiş.
Derken efendim artık kadın milleti mi şikayet etmiş yoksa işgüzar bir vatandaş mı bilinmez, olay ta şeyhülislam Ebussud efendinin kulağına kadar gitmiş.
Ebussuud Efendi kahveyi almış, tadına bakmış ‘’Böğğğğ bu acı şeyi nasıl içersiniz bre .?’’demiş. Sonra daha gürlemiş: ‘’ Ulan içtiğiniz yetmiyormuş gibi bir de sanki şarap içer gibi her yudumda ohhh çekersiniz bre nâbekarlar ‘’ Demiş.
Demiş ama yasaklamak için geçerli bir sebep lazım. Öyle kafadan ‘’ Caiz değildir ‘’Diyemez ki.
Az düşünmüş, sonra birden ‘’ Evraka, evraka buldum ‘’ diye hamamdan fırlamış sadece bir peştamal sarılı olarak.
Pardon yaaa o hamamdan fırlayan Arşimet’ti değil mi? Ama Ebussud Efendi de bulmuş ve demiş ki:
“Her nesne ki fahm (kömür) mertebesine vara,( yani kömür ola ) sırf haramdır”
Evet, kahve çekirdekleri, kömür olacak kadar kavrulduğu için ve kömür olan bir şeyi yiyip içmek de haram olduğundan kahveyi yasaklamış.
Yasaklamasına yasaklamış ama gayrimüslimer içiyor. Müslümanlardan da evlerinde içenler var. Kahvehanelerde gizli gizli içiliyor; velhasılıkelam yasak olsa da içiliyor.
Kanuni’den sonra III. Selim zamanında kahve ve kahvehanelerle ilgili önemli bir karar olmasa da III. Murat kahvehaneleri tamamen kapattı ve kahveyi bir kez daha şiddetli bir şekilde yasakladı
III. Murat’tan sonra tahta geçen III. Mehmet zamanında vatandaşlar kahvenin ve kahvehanelerin yeniden açılması için çareler düşünürken bunun ancak şeyhülislam fetvası ile olabileceğinin farkına vardılar ve İştipli vaiz Emir Efendi’ye varıp dertlerini anlatarak bu sorunun zamanın şeyhülislamı Bostanzâde Muhammed Efendi’ye iletilmesini rica ettiler.
Vaiz İştipli Emir Efendi, dilekleri ve istekleri, Şeyhülislam Boztanzâde Muhammed Efendi’ye iletti.
Oldukça iyi bir şair olan Şeyhülislam Bostanzâde Muhammed efendi, oturdu 64 beyitlik bir şiir fetva yazdı.
64 Beyitlik bu şiir fetvanın ilk on iki beyiti vaizin sorduğu soruların şiirleştirilmiş haliydi, 52 Beyit ise sorulara verdiği cevapları kapsıyordu.
O zaman gelin vaiz İştipli Emir Efendi’nin sorduğu sorularla başlayalım [ Yanlış anlaşılmasın. Vaiz soruları şiir halinde sormamış. Onları şiirleştiren de Şeyhülislam ]
FETVÂ FÎL-HAKKİ’L KAHVE
Müfti-i müşkil-i savâb u hatâ
Mesned-ârâ-yı mahfil-i fetvâ
Müşkilüm var cenâbuna geldüm
Eylerem hazretünden istiftâ
Kahvenün hıll u hürmetinde meğer
Bir iki şübhe ârız oldı bana
Evvelâ hey’et-i idâresidür
Ehl-i meclis içinde hamr-âsâ
Sâniyâ sekri var humâra şebîh
Sâlisâ berd ü yübsidür tab’â
Bârid ü yâbisün müdâvemetin
Bedene key zarar dimiş hükemâ
Râbi’â muhtemeldurur sâkî
Kâsesine harâm ide ilkâ
İhtilât eylese harâm u halâl
Hürmeti cânibinedür fukahâ
Hâmisâ zemme bâis olmışdur
Her ne meclisde kim içe zurefâ
Budurur şübhem evvel ü âhir
Eylerem bir bir anı istiksâ
Her ne denlü cevâb zâhir ise
Bana oldı setîr ü nâ-peydâ
Hâme-i lutfunile sultânum
Umaram idesin anı imlâ
************
Vaiz bugünün Türkçesi ile şöyle sormuştu:
Ey müşkülatı çözen, fetvâ makamını süsleyen müftü
Bir müşkülüm için sana fetva sormaya geldim.
Kahvenin haram veya helal oluşunda bende bir iki şüphe oluştu.
Birinci şüphe, mecliste tıpkı şarap gibi döndürülüp içilme şeklindedir.
İkincisi, şarap gibi sarhoşluk veriyor.
Üçüncüsü, tabiatça soğuk-kuru olup
Hekimler ise buna devam etmenin bedene çok zararlı olduğunu söylemişlerdir.
Dördüncüsü; fakihler, onu sunan saki içine haram şey katıp haramla helal karışmış olabilir düşüncesiyle haramlığı yönünde görüş belirtmişlerdir.
Beşincisi, onun zariflerce içildiği meclisler sürekli ayıplanmıştır.
Şüphelerim bunlardır ki hepsini tek tek saydım.
Cevabı her ne kadar açık ise de bana gizli kaldı.
Ey sultanım, senin lütfedip onları kaleminle yazmanı ümit ediyorum.
******
Peki Şeyhülislam ne cevap vermiş?
Gelecek bölümde.
**********
Bu arada ‘’ Fetvâ Fîl’’ dedik ya ileride filler de bu yazı dizisine dahil olacaklar.
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 3
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.