Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum AtışmaYENİ Online Üyeler
(0 oy)

Türk Kültürü Saygı Ve Saymanın Önemi

Türk Kültürü Saygı Ve Saymanın Önemi

KÜLTÜREL DNA SARMALI SAYGI NEDİR?

TÜRK TOPLUMUNDA NEDEN ÇOK ÖNEMLİDİR?

Kültürlerin hafızasında bazı kelimeler vardır ki yalnızca bir sözcük değildir. 

Bir dünya görüşüdür. Bir hayat biçimidir. Bir milletin karakterini ve olaylara bakışını içinde taşır. 

Türk kültüründe bu kelimelerden biri de hiç şüphesiz saygı kelimesidir. 

Bugün saygıyı genellikle; hürmet etmek, büyüğü küçüğü bilmek, edepli davranmak, insanlara değer vermek olarak tanımlıyoruz. 

SAYGI NEDEN ÜÇÜNCÜ BÖLÜM? NİYE İLK ÜÇE GİRİYOR... 

Kültürel DNA Sarmalı çalışmasında ilk olarak İnanç konusunu ele aldım. 

Çünkü insan önce evrendeki yerini anlamaya çalışır. 

Nereden geldim?

Kim yarattı tüm bu varlığı? 

Bu düzen nasıl oluştu?

Sorularının cevabını arar. 

Bu yüzden ilk konu inançtı. 

İkinci konu Aile ve Soy Ağacı oldu. 

Çünkü evreni anlamaya çalışan insan, daha sonra kendi yerini anlamaya çalışır. Annesini... Babasını... Atalarını... Boyunu... Budununu... Soyunu... 

Yani geldiği kökü. 

Fakat ne inanç tek başına yeterlidir ne de aile. Bunları ayakta tutan başka bir şey gerekir. İşte o şey saygıdır. 

Kadim Türk töresinde saygı yalnızca bir görgü kuralı değildir. Evrenin düzenine duyulan hürmettir. 

Toplumsal birliğin temelidir. 

Hayatın devamını sağlayan görünmez bağdır. 

Çünkü eski Türk düşüncesinde insan evrenin sahibi değil, evrenin bir parçasıdır. Gök'e saygı duyulur. Toprağa saygı duyulur. Suya saygı duyulur. Ateşe saygı duyulur. Demire saygı duyulur. Atalara saygı duyulur. Ruhlara saygı duyulur. Anneye ve babaya saygı duyulur aileye saygı duyulur 

Çünkü bunların her biri hayatı ayakta tutan büyük düzenin parçalarıdır. 

Türk töresinde saygı göstermenin özü aslında şudur: Seni var eden şeyi unutma. 

Sana hayat veren şeyi yok sayma. 

Senden önce gelenleri hesaba kat. 

Çünkü saygının özü de zaten budur: Saymak... Hesaba katmak... Yok saymamak... Bu yüzden Saygı bölümü İnanç ve Aile bölümlerinden sonra gelmektedir. 

Çünkü inanç evreni kurar. 

Aile insanı dünyaya getirir. 

Saygı ise bunların ikisini de ayakta tutar. 

Ama bana göre bu kelimenin içinde bundan daha derin bir şey vardır. Gelin bu önemli kelimenin köklerine inelim saygı nedir saymak nedir nasıl hayatımızda yer almıştır töre'nin direği haline gelmiştir.

Ben bu kelimeye iki ayrı kapıdan bakıyorum. 

Birinci kapı saymak. 

İkinci kapı ise saygı...yani say gu... say gı kelimesi, bir şeye veya bir kimseye karşı duyulan hürmeti ifade eder ve Türkçede fiil kökünden isim türeten bir yapım eki ile oluşmuştur, gı (fiilden İsim yapım eki yani varsaymak, farz etmek, sanmak. 

Ve ilginç olan şu ki, bu iki kapı sonunda aynı eve çıkıyor. SAYGI VE SAYMAK Bugün "saymak" denildiğinde çoğu insanın aklına rakamlar gelir. 

Bir, iki, üç, dört... 

Oysa insan yalnızca rakam saymaz. İnsan davranış da sayar. İyilik de sayar. Kötülük de sayar. Hatıra da sayar. Vefa da sayar. Güven de sayar. Hatta farkında olmadan insanları da sayar. 

Mesela yeni tanıştığınız birini düşünelim. Üç gün önce tanışmışsınız. 

Bu insan saygıyı hak ediyor mu? sayılacak biri mi?

Zihniniz hemen görünmez bir hesap yapmaya başlar. İlk gün güler yüz gösterdi. +1 Kahve ikram etti. +1 Hal hatır sordu. +1 Verdiği sözü tuttu. +1 Dara düştüğünüzde yardım etti. +1 Farkında olmadan topluyorsunuz. 

Sonunda bir hüküm oluşuyor: "Bu adam sayılacak adam." İşte saygı burada doğuyor. Aslında yaptığımız şey görünmez bir matematikten ibarettir. 

Fakat hayatın matematiği... Karakter matematiği... İnsanlık matematiği... Aynı durum tersinden de işler. Bir insanı yıllardır tanıyorsunuz. Dürüst. Çalışkan. Güvenilir. Toplam puanı yüksek. Fakat zamanla yanlış tanıdığınızı anlıyorsunuz yada gerçek yüzünü görmeye başlıyorsunuz ,bazı davranışları sizi rahatsız etmeye başlıyor. İnsanların içinde sizi rencide ediyor küçük düşürüyor. Verdiği sözleri tutmuyor. Güveninizi sarsıyor. Bu kez zihniniz çıkarmaya başlıyor. -2 -2 -3 Bir süre sonra: "Eskisi kadar saymıyorum." artık onu hayatımda istemiyorum diyorsunuz.

Dikkat edin. Türkçede hâlâ aynı ifadeyi kullanıyoruz. 

"Eskiden çok sayardım." Neden? Çünkü gerçekten sayıyorduk. Topluyorduk. Çıkartıyorduk. Hesaplıyorduk. İşte benim gördüğüm ilk saygı budur. 

İnsanın zihninde yaptığı görünmez hesap. 

SAYGI denen kavram, sayılarak oluşuyor çünkü.  

SAYGI? Kelimesinde dikkat çeken başka bir şey vardır, doğal olan kendiliğinden gelen saygı . 

Bugün saygı duyduğumuz insanların çoğu bize emir vererek saygı duyurmaz. 

Onları zamanla saymayı öğreniriz bu tip saygılar sevgiyle başlar insan sevmediğini sayamaz. 

Mesela dedemizi düşünelim. Neden sayarız onu? 

Çünkü yalnızca biz saymayız. Babamız sayar. Annemiz sayar. Amcalarımız sayar. Halalarımız sayar. Dayılarımız sayar. Komşular sayar. Dostları sayar. 

Biz de bütün bunları görürüz. 

Ve zihnimiz yine görünmez bir hesap matematiksel işlem yapar ve sayar toplamda ne kadar çok puan aldıysa toplumda o kadar saygı görür kişi . 

Bu adamın bir ağırlığı var. 

Bu adamın bir değeri var. 

Bu adamın bir bilgeliği var 

Bu adam o yüzden sayılıyor herkes sayıyor. 

O halde ben de saymalıyım. İşte saygınlık böyle oluşur. 

Bu yüzden Türkçede: saygın insan, sayılan adam, hatırı sayılır kişi gibi ifadeler vardır. Bunların hiçbirinde rakam yoktur. 

Ama hepsinde görünmez bir hesap vardır. 

Toplumun yaptığı bir değerlendirme vardır. 

HATIRI SAYILIR İNSAN ne demek? 

Bu ifade üzerinde özellikle durmak gerekir. 

Hatırı sayılır insan... Ne demektir? 

Bugün çoğu kişi bunu önemli insan anlamında kullanır. 

Ama ben başka bir şey görüyorum. 

Mesela iş yerinden Cemal Abi'yi düşünelim. 

Yıllar önce bir iyilik yapmıştır. 

Zor gününüzde yanınızda olmuştur. 

Sizi destekleyen bir söz söylemiştir. 

Bir dostluk göstermiştir. 

Aradan yıllar geçmiştir. 

Ama siz bunları unutamamışsınızdır. 

Hâlâ hafızanızdadır. İsterseniz bugün bile tek tek sayabilirsiniz. 

İşte bu yüzden onun hatırı sayılır. 

Çünkü yaptığı iyilikler hafızadan silinmemiştir. 

Koruma altına alınmıştır. Hatırda tutulmuştur. 

Tek tek sayılmıştır. 

Ve unutulmamıştır, o yüzden hatırı sayılır olmuştur ve saygıyı hak etmiştir. 


İKİNCİ KAPI: SAY Kİ... FARZETKİ Şimdi gelelim ikinci kapıya. Bence saygı kelimesini anlamak için yalnızca saymak yetmez. Bir de şu ifadeye bakmak gerekir: "Say ki..." Bugün hâlâ kullanıyoruz. Say ki yarın geldim. 

Say ki öyle oldu. 

Say ki doğru. 

Say ki haklısın. 

Burada yapılan şey nedir? 

Aslında farz etmektir. 

Varsaymaktır. 

Öyle kabul etmektir. 

İşte bu noktada konu başka bir kelime ailesine geçer. San. Sanı. Sanmak. Sanık. Zan. Zannetmek. 

Burada da zihin çalışmaktadır. 

Fakat bu kez toplama çıkarma yapmaz. 

Bir şeyi gerçekmiş gibi kabul eder. 

Öyle varsayar. Öyle sanır. 

Bir bakıma: Say ki... dediğimiz anda, sanmaya başlarız. 

Bu yüzden bana göre Türkçedeki saymak ve sanmak fiilleri birbirine düşündüğümüzden daha yakındır bir birinin içine girmiştir. 

Birinde hesap vardır. 

Diğerinde varsayım. Ama ikisinde de zihnin faaliyeti vardır. 

KÖKEN'İN BAKIŞI 

Benim ilgilendiğim şey kelimenin pasaportu değildir. Hangi dilden geldiği elbette önemlidir. 

Fakat daha çok şu soruyla ilgileniyorum: 

Bir toplum bu kelimeyi neden böyle kullanmıştır? 

Neden saygı demiştir? 

Neden saygın demiştir? 

Neden sayın demiştir? 

Neden hatırı sayılır demiştir? 

Ben burada ortak bir damar görüyorum. 

Saymak. Hesaba katmak. 

Değer vermek. Var kabul etmek. 

Yok saymamak. 

Belki de saygının özü budur. 

Bir insanı yok saymamak. 

Onu hesaba katmak. 

Onun varlığını kabul etmek. 

Saygı ise tam tersine; onu saymakla başlar. 

Bu yüzden bana göre saygı yalnızca bir görgü kuralı değildir. 

Bir insanı, bir fikri, bir hatırayı, bir emeği ve bir hayatı hesaba katabilme yeteneğidir. Ve belki de bu yüzden Türk kültürünün en önemli kavramlarından biridir.


KÖKEN – Kültürel DNA Sarmalı

2.bölümde kelimenin diğer kolunun nereye , nerelere gittiğini ve toplum içinde nasıl gizli anlamları yaşattığını göreceğiz

San.

Sanı.

Sanmak.

Sanık.

Sandık

Burada birden konu değişiyor gibi duruyor.

Oysa bu anlattığım kelimelerin Arapça karşılıkları anlamdaş ve ses deş kardeşleri karşımıza çıkacak ve anlamlandırmaya açıklamaya genel akademik açıdan değil hayatın içinden bakmaya çalışacağız.

Arapçada zan etmek.

Hüsnü zan.

Suizan.

Farz etmek.

Faraza.

Farazi.

Faraziye.

Yarınki konumuz olacak.

Yılmaz Tizgöl

08.06.2026/Nijninovgrad


Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)

Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler

  • Yorumlar 1
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com
Türk Kültürü Saygı Ve Saymanın Önemi

Türk Kültürü Saygı Ve Saymanın Önemi

Yılmaz Tizgöl Yılmaz Tizgöl