Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum AtışmaYENİ Online Üyeler
(0 oy)

Selimiye Camiinin Eğri Minaresi Nasıl Düzeltildi

Selimiye Camiinin Eğri Minaresi Nasıl Düzeltildi

SELİMİYE CAMİİ’NİN EĞRİ MİNARESİ NASIL DÜZELTİLDİ?


Fotoğraf, Erzurum Çifte Minareli Medreseye ait ama yazının başlığı Selimiye Camii ile ilgili neden? 


Okudukça anlayacaksınız efendim.


Yıl 1575. 


Bazı kendini bilmezlerin ısrarla haremden çıkmayan, ayyaş bir padişah olarak tanıttığı hatta haremde cariye kovalarken ayağı kayıp başını mermer kurnaya çarptığı için öldüğünü yazıp çizdikleri Osmanlı Padişahı II. Selim’in Edirne’de yaptırdığı Selimiye Camii tamamlanmış, açılışı için çok az zaman kalmıştı.


Seksen yaşındaki Mimar Sinan ‘’ Ustalık Dönemimin Eseri’’ Dediği bu şahesere hayran hayran bakarken arkadaşlarıyla koşturmaca oynayan bir çocuk aniden durdu, camiye baktı ve ‘’ Aaaaa minare eğik ‘’ dedi. Sonra koşmaya devam edecekti ki Koca Sinan, çocuğu durdurdu ve sordu: 


-Hangisi eğik?


Evet, caminin dört minaresi olduğuna göre çocuk hangi minareden bahsediyordu? 


Çocuk, kendisine en uzak olan minareyi gösterdi. 


-İşte şu.


Mimar Sinan çocuğun başını şefkatle okşadıktan sonra sordu:


-Peki o eğri minareyi sen düzeltmek ister misin?


Çocuğun gözleri parladı. Kim istemezdi ki böylesi bir şaheserin eğri minaresini düzeltmeyi? Bunu becerdiği takdirde tüm Edirne ondan bahsedecekti. 


-İsterim tabi dedi. 


Çocuğun arkadaşları da durmuştu. Bu cılız oğlanın koskoca minareyi nasıl düzelteceğini görmek onlar için de unutulmaz bir anı olacaktı.


Mimar Sinan, çalışan işçilerden birine emretti.


-Uzunca bir halat al ve minareye çıkıp külaha yakın bir yere bağla.


İşçi şaşırmıştı ama Mimarbaşının boşa iş yapmadığını çok iyi biliyordu. Şimdi de vardı bir hikmeti. ‘’Başüstüne ustam’’ deyip uzun bir halatla çocuğun gösterdiği minareye çıktı ve halatın bir ucunu minareye bağladı. O işçi bunu yaparken Koca Sinan bir başka işçiye para verip bir kilo kadar akide şekeri aldırdı. 


Birinci işçi halatı minareye bağlamıştı. Mimar Sinan, halatın diğer ucunu çocuğa verdi.


-Haydi şimdi çek de düzelsin minare.


Çocuk başladı çekmeye. Mimar Sinan bir taraftan çocuğun ceplerine şeker koyarken diğer taraftan sordu:   


-Düzeldi mi?


Çocuk ‘’ Hayır ‘’ dedi.


-O zaman daha kuvvetli asıl halata da düzelsin


Cebine konan bir miktar daha şekerle birlikte çocuk daha kuvvetli asıldı.


Ama çocuğun cepleri neredeyse tamamen şeker dolduğu halde minare bir türlü düzelmiyordu(!)


Bu arada çocuğun arkadaşları seslendiler.


- Biz oyuna devam edeceğiz. Sen minareyi düzelttikten sonra bize katılırsın artık.


Çocuk sıkılmıştı. Hem cepleri yeterince şeker doluydu. Bu kadar şeker kendisine de arkadaşlarına da yeterdi. Seslendi arkadaşlarına: 


-Durun ! Tamam düzeldi. Ben de geliyorum sizinle.


Ve koşmaya başladı arkadaşlarıyla. Az sonra neşe içinde at gibi katır kutur akide şekeri yiyorlardı.


Tüm işçiler, kalfalar ve olayı seyreden halk Mimar Sinan’ın etrafını sardılar. 


-Ustam bir çocuğun çekmesiyle minare mi düzelirmiş? Bu nasıl iş böyle? Nedir bu olayın hikmeti?


Mimar Sinan hafifçe tebessüm etti:


-Eğer ben bugün o minareyi bir çocuğa düzelttirmeseydim(!) [ Yani o hareketi yaptırmasaydım. ] ileride herkes ‘’Mimar Sinan çok güzel bir cami yapmış ama bir minaresini eğik koymuş.’’ diyecekti.  


Çok doğrudur.


Nitekim 1964 Yılında Erzurum Çifte Minareli Medreseye ilk kez gittiğimde yanımdaki arkadaşım Ömer aynen şöyle bir efsane anlatmıştı.


-Sami sen bu Çifte Minerenin hikeyesini bilir misen?


İlk defa görüyordum ve hayranlıkla seyrediyordum ama henüz on yaşındaydım. Nereden bilebilirdim ki?


-Yok bilmiyorum


-Ham bu minereleri bir usta ve bir çırak yapmış. Ama çırak ustasından önce bitirmiş ve ustasına demiş ki: ‘’ Ola usta! Görirsen mi ben senden önce bitirdim.’’ Usta bakmış hakket de çırak daha önce bitirmiş. Gururuna yedirememiş, kendini atmış minereden ölmiş. Ustasının öldügini gören çırak ‘’ Vay ben poh yedim’’ demiş o da atmış kendini ve ölmiş.


-Allah Allah ilginç.


-İşte o sebepledir ki ham bu minerelerden biri uzun biri kısadır.


Taa o zamanlardan araştırmacı soruşturmacı bir insandım.


Medresenin karşısından bakınca iki minare de boy olarak eşit görünüyordu ama sağdan baktığımda sol minare, soldan baktığımda sağ minare sanki daha kısa gibi görünüyordu.


-Oğlum sağdan bakınca soldaki, soldan bakınca sağdaki daha kısa görünüyor. Karşısından bakınca eşit gibiler. Hangisi daha kısa bunların?


Arkadaşım cevap verdi:


-Vallah ben de bilmirem. Biri daha gısaymış ama hangisi bilmirem. 


Aradan neredeyse yarım asır geçti. 


Yıllar sonra öğrendim ki meğer her iki minare de tam tamına 26 Metreymiş. Yani ikisi de aynı boyda.


Eee ikisi de aynı boyda ise bu usta- çırak hikayesi nereden çıkmış? 


Gelecek bölümde onu da anlatacağım ama sanırım Mimar Sinan’ın Selimiye Camiinin bir minaresini neden bir çocuğa düzelttirdiğini(!) anlamayan kalmamıştır değil mi?


NOT: Gelecek bölümde yazı başlığını değiştireceğim. Başlık ‘’HER İKİSİ DE 26 METRE OLAN MİNARELERDEN HANGİSİ DAHA UZUNDUR? ‘’ olacak. 


’HER İKİSİ DE 26 METRE OLAN MİNARELERDEN HANGİSİ DAHA UZUNDUR?



Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)

Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler

  • Yorumlar 1
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com
Selimiye Camiinin Eğri Minaresi Nasıl Düzeltildi

Selimiye Camiinin Eğri Minaresi Nasıl Düzeltildi

Sami  Biber Sami Biber