Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum AtışmaYENİ Online Üyeler
(0 oy)

Padişahım Çok Yaşa 3 Bölüm Veli İ Nimeti Uğruna Feda Yı Can Eden Çerkes

Padişahım Çok Yaşa 3 Bölüm Veli İ Nimeti Uğruna Feda Yı Can Eden Çerkes

PADİŞAHIM ÇOK YAŞA- 3. BÖLÜM / VELİ-İ NİMETİ UĞRUNA FEDA-YI CAN EDEN ÇERKES HASAN 


4 Haziran 1876’da alçakça bir suikast sonucu öldürülen Sultan Abdülaziz’in ardından göz yaşı dökenler çok olmuştu ama bunlar içinde Neşerek adlı eşinin kalbi bunca üzüntüye, ağlamaya dayanamamış ve 11 Haziran 1876’da o da kocasının ardından oldukça genç yaşında hayata gözlerini yummuştu.


Neşerek Hanım Sultan’ın kardeşi Yüzbaşı Hasan, hem eniştesi Sultan Abdülaziz’in hem de kız kardeşinin ardı ardına ölümü üzerine kafasına koydu: Tüm bunların müsebbibi olan ve öteden beri gıcık olduğu Hüseyin Avni Paşa’yı öldürecekti. 


Bu amaçla 15 Haziran 1876’da Hüseyin Avni Paşayı öldürmek amacıyla altı revolver tabanca ve bir adet Çerkez kaması ile silahlanmış olarak Hüseyin Avni Paşanın konağının bulunduğu Üsküdar’a gitmek için bir kayığa bindi. Ancak Üsküdar’a vardığında konaktaki hizmetliler, paşanın kabine toplantısı ( bakanlar kurulu ) için Mithat Paşa’nın konağına geçtiğini söylediler.


Yüzbaşı Hasan ( Herkes onu Çerkes Hasan olarak bilirdi. ) tekrar bir kayığa atlayarak geri döndü ve doğruca Mithat Paşa’nın konağına geldi.( Bu konak Fatih ilçesi Baye4zıt semtindeydi. ) Kabine toplantısının yapılacağı odanın önüne kadar sorunsuz geldi ve odanın önündeki nöbetçilere Hüseyin Avni Paşa’ya iletilecek bir telgraf getirdiğini söyledi. 


Nöbetçiler ‘’ Şu anda toplantı var. İçeri giremezsin. Bekle burada, toplantı bitsin o zaman verirsin telgrafı.’’ dediler.  


Çerkez Hasan az bekledi. Sonra zabitlerin dalgınlığına denk gelen bir anda hızla koşarak sert bir biçimde kapıyı açtı ve kabine odasına girdi. Tam karşısında oturmuş toplantı halindeki Cuntacılardan Şeyhül İslam Hayrullah Efendi ve iki bakan hariç hepsi oradaydı. Sadrazam Mütercim Rüşdi Paşa, Serasker Hüseyin Avni Paşa, Bahriye Nazırı Kayserili Ahmet Paşa, Hariciye Nazırı Raşid Paşa, Maarif Nazırı Cevdet Paşa, Defter-i Hâkanî Nazırı Yusuf Paşa, Şûrây-ı Devlet Reisi Midhat Paşa, Hasan Rıza Paşa, Şerif Hüseyin Paşa, Hâlet Paşa, Sadaret Müsteşarı Said Efendi, Âmedci Mahmud Celaleddin ve Sadaret Mektupçusu Memduh Bey... 


Kabine üyeleri bir anda huzurlarında gördükleri bir eli silahlı bir eli kamalı adam karşısında şaşkınlık yaşayarak konuşmayı bıraktılar. Salonda Çerkes Hasan’ı tanıyan ilk kişi Cuntanın başı Hüseyin Avni Paşa oldu. Paşa kaçmak için ayağa kalktığında Çerkes Hasan elindeki revolver tabancayla Paşa’nın göğsünün ortasına iki el ateş etti. Hüseyin Avni oracıkta yere yığıldı. Bakanlar kaçışmaya başladığında Kaptan-ı Derya Ahmed Paşa, Çerkes Hasan’ın silahının üzerine atıldı, Hasan çevik bir hareketle elindeki kamayı Ahmet Paşa’nın kulağına saplayıp onun atağından kurtuldu.


Ahmed Paşa’yı atlattığında yere yığılan Hüseyin Avni Paşa’nın can çekiştiğini gördü. Bu sefer elindeki kamayı defalarca saplayarak Hüseyin Avni Paşayı delik deşik etti. 


Sonra ayağa kalktı daha ilk kurşun sesiyle korkudan bayılmış olan Hariciye Nazırı Reşid Paşa’yı da vurdu, akabinde gırtlağını elindeki kamayla kesti. 


Daha sonra Hasan bu kez salonun içinde yaraladığı Kaptan-ı Derya Kayserili Ahmed Paşa’yı aramaya koyuldu. Birçok bakanın can havliyle sığındığı ve çığlık çığlığa yardım istediği küçük odaya yöneldi. Paşalar kapıyı sıkı sıkı tutmuş can havliyle Hasan’ın içeriye girmesini engellemeye çalışıyordu. Bu sırada Mithat Paşa’nın emir eri Ahmet Ağa salona gelerek, kapıyı zorlayan Çerkes Hasan’ın başına ve omzuna iki darbe vurdu. Büyük bir acıyla arkasını dönen Çerkes Hasan elindeki tabancayla Ahmet Ağa’yı karnına sıktığı tek kurşunla yere yığdı. 


Salonun önüne geldiklerinde Hasan’ın kurşunlarının hedefi olan zabitler uzun bir müddet içeri giremedi. Hasan bir yandan kapıyı açıp diğer Cuntacı Paşaları öldürmeye çalışırken bir taraftan da toplantı salonunun önündeki zabitlere ateş açıyordu. Hasan, bu çatışmalarda da üst düzey rütbeye sahip iki subayı öldürdü. Kurşunu bitip de daha fazla çatışamayacağını anlayan Çerkes Hasan zabitlere teslim oldu.


Olay sonrası ikisi bakan olmak üzere toplam beş kişi öldü. Çerkes Hasan sorgulandığında ölen zabitler için üzgün olduğunu amacının sadece cuntacıları öldürmek olduğunu söyledi. 


Çerkes Hasan çok alelacele bir yargılama sonucunda bugünkü İstanbul Üniversitesi ana giriş kapısı önündeki büyük bir dut ağacına asılarak vatana ihanet cürmünden idam edildi 17 Haziran 1876’da. 


Sultan İkinci Abdülhamid tahta çıktığında Çerkes Hasan’ı kahraman ilan ederek iade-i itibarda bulunmuş ve Hasan için Edirnekapı Şehitliğinde bir mezar yaptırarak başına şu levhayı astırmıştır:


‘’…Genç yaşında veliyyünnimeti uğrunda fedây-ı cân eden merhum Çerkes Hasan…’’


Günümüzde Çerkes Hasan için ‘’ Zamanının Ömer Halisdemir’i ‘’ Diyenler olsa da bu benzetme çok da doğru değildir. Ömer Halisdemir, darbeci Semih Terzi’yi intikam için öldürmemiştir. Oysa Çerkes Hasan’ın amacı intikamdır. 


*****


Bu olay Sultan V. Murad’dan gizlenmeye çalışılsa da bu tabii olarak mümkün olmadı ve padişah artık temelli kendi canından endişe eder oldu. Bir tek kişi kabine toplantısını basıp onca zabitin arasında beş kişiyi öldürebiliyorsa elli atmış kişilik bir fedailer gurubu sarayı basıp kendisini öldürebilir miydi? Bal gibi de öldürürdü. 


Bu ikinci olaydan sonra artık uykular haram oldu V. Murad’a. Hatta halisünasyonlar görmeye bile başladı ve nihayet Avusturyalı ruh hastalıkları uzmanı Max Leidesdorf Avrupa’dan gelip V. Murad’ı muayene ederek raporunu sundu: Raporda V. Murad’ın vücutça iyi halde bulunmasına karşın yaşadığı derin duygusal şoklar ve kronik alkolizme bağlı olarak depresyona girdiği, düzelmesinin mümkün olduğu ancak bunun da en az üç ay bulacağı şeklindeydi.


Balkanlarda isyanların devam ettiği ve ekonomik sıkıntıların yeniden gündeme geldiği böyle bir dönemde bu şekilde devletin idare edilemeyeceğini anlayan Mithat Paşa o güne dek çok da önem atfedilmeyen Şehzade Abdülhamid’le görüşmelere başladı.


Böyle bir zamanda taht boş kalamazdı. O halde acaba şehzade Abdülhamid Efendi, padişah V. Murad iyileşene kadar geçici olarak padişahın koltuğuna oturur muydu? 


******


Evet, ne dersiniz? Şehzade Abdülhamid, ağabeyi Murad iyileştikten sonra tahtı ona bırakmak şartıyla Osmanlı tahtına oturur muydu?  



Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)

Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler

  • Yorumlar 1
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com
Padişahım Çok Yaşa 3 Bölüm Veli İ Nimeti Uğruna Feda Yı Can Eden Çerkes

Padişahım Çok Yaşa 3 Bölüm Veli İ Nimeti Uğruna Feda Yı Can Eden Çerkes

Sami  Biber Sami Biber