Gel de Yazma Dercesine
Düşlerim dahi hacizli iken ruhumun haznesinde doğan güneşe minnettarım:
Teslimiyetim sadece Rabbime geride kalanları çoktan es geçtim.
Aşkın menkıbesi ve de:
Yaralı göğün yamalı bulutlarına öykünüyorum ve öldürebildiğim kadar yok sayıyorum aciz sefil nefsimi.
Açlığımı da yok sayarım yağmayan yağmura da şerh düşerim susuzluğumu sadece O’dur dindiren.
Mevsimlerden göğe kamp kuran serin bir yaz akşamı:
Aşkın şerefesinde saklı hüsranım ve gökteki sadık yıldızlara selam çakıyorum bir asker gibi:
Asker adımlarında yalnızlığımın kutsanmış şafaktaki rüzgâra göz kırpıyorum ve yerin göğün tek Sahibi aşkla ihya eden bizleri bizler ki sefil ve aciz kullar, aşkı şehvetle bir tutan zavallı mahlûkatlar misali önce rengimizi siyaha boyuyoruz sonra masumiyeti darağacında sallandırıyoruz.
Ey, mavi teni gök kubbenin!
Ey, seferi tanıklığında her iki âlemin.
Alaya alınmış ruhum ve kazınmış iç sesim bense mealiyim duyguların ve de hükmeden hüzne sirayet eden mutlak umut kırıntılarını serpiyorum kâinata.
Ne külfet ne lanet:
Aşkın kutsadığı bir rahmet misali…
Ölümü irdeliyorum safça.
Saf tuttuğum adalette cihanda süregelen adaletsizliğe tef tutuyorum ve yorgun notalar s/üzülüyor ruhumdan.
Solfeji kayıp her birinin çünkü aşkın ayıp addedildiği bir zümre var ki…
Oysaki aşk hep masum başlamışken yolculuğuna ve yorgun kıtaları aşan vaadinde saklı iken özlem ve imkansızlık ve işte aşka kılıf geçiren değil aşkın mecazi rengi iken kavuşamayanların saf tuttuğu asalet.
Aşk ki imkânsızı seven.
Aşk ki yalnızlığı boykot eden.
Aşk ki bir nüve.
Bir sekant.
Bir seans.
S/onsuzluğa kucak açan ve hicreti duyguların.
Ruhumu kemiren manalar var alt edemediğim.
Ölüm ve de sık sık yolumu kesen oysaki ölmem için bir neden yok ve ölmem gereken zamanlardan dahi alnımın akıyla geçmişken önümde beni bekleyen yola göz kırpıyorum.
Her beden ölümü tadacaktır illa ki.
Renkler huşu içerisinde ruhumsa pembeye döndü bu gece.
Acım değil açım hiç değil sadece huzura açlığım…
Eserler ve esirler misali akan sözcükler ve evet, ben sözcüklerin esiri değil efendisiyim ve eser mahiyetinde doyamıyorum yazmaya:
Bazen şiir olup akıyorum.
Bazen hikâye olup esiyorum.
Bazen roman oluyorum ve başka bir yazarın romanını okumayı bırakıp her gece ama her gece kendi romanımı yazıyorum ki gidişatından bihaber olduğum ve her boş sayfayı doldururken ilhamımla merak ediyorum bir sonraki sayfayı.
Aşkın inzivaya çekildiği bir dönemeç bir uçurum.
Aşkın esintisi ruhumu üşüten.
Ve yaşadığım aşk tek kişilik.
Aşka âşık bir beşerim ki aşkı yaşatan duygularda ve yazılarda şiirlerde soluklanıyorum haricinde beni kesen hiçbir duygu yok.
Ömrün küpeştesinde bir sır misali.
Aşkın haznesinde donan bir çiy tanesi.
Ruhumun saltanatını sürüyorum çünkü ben duyguların ve şiirlerin hükümranıyım.
Vecizeler saklı dimağımda.
Atasözleri.
Deyimler.
Milyonlarca kelime ve terim ve imge ki bir ömrün hasılası.
Gel de yazma dercesine…
Ve işte süzgeçten geçirip bunca elementi kalan tortuyu da diskalifiye edip yazmaya ve yaşamaya doyamıyorum lakin herkesten farklı bir bakış açısı iken benimki.
Alışveriş yapmak yerine ya da dünyayı gezmek adına ben ruhumla salınıyorum ve doyuma ulaşıyorum hem de yorulmadan hem de para harcamadan hem de dükkân dükkân ülke ülke gezmeden.
Bu yüzden yazmak benim gıdam.
Aşk ile.
Tüm benliğimle tüm hücrelerimle…
Bazen patavatsız.
Sözümü de esirgemeden.
Aşkı elimine edemediğim bu dergâhın en uyumsuz dervişiyim işte dünya denen âleme.
Beşer olarak şaşmamak adına.
Kul olarak sadece Mevla’ma dönük yüzümle.
Ve de kalemime itaat edip.
Renklerin hasıyım duyguların hazzıyım ben sadece kelamın erbabı olmak istiyorum yaşadığım ve nefes aldığım müddetçe…
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 1
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.