Aynadaki Yabancı
Gece yarısını çoktan geçmişti. Eski, ahşap evin koridorunda yankılanan tek ses, duvardaki guguklu saatin ritmik tik-takları değil; mutfak lavabosundan saniyede bir düşen o sinir bozucu su damlasıydı. Şıp. Şıp. Şıp.
Hakan, yatağında sırtüstü uzanmış, gözlerini tavandaki karanlığa dikmişti. İçinde, anlam veremediği yoğun bir huzursuzluk vardı. Şehir dışındaki bu eski evi, sırf sessizlikte kafa dinlemek ve yazılarına odaklanmak için kiralamıştı. İlk üç gün her şey harikaydı. Ancak bu gece, havadaki statik elektrik tenini karıncalandırıyordu. Doğrulup yatağın kenarına oturdu. Ev buz gibiydi, nefesi hafif bir buğu halinde havaya karıştı. Derin bir nefes alıp ayağa kalktı ve mutfağa doğru yürüdü. Amacı sadece musluğu iyice sıkıp o sesi kesmekti. Koridorun ahşap parkeleri ayaklarının altında hafifçe esniyor, her adımda hafif bir gıcırtı çıkarıyordu. Mutfağa girdi. Tezgahın üzerindeki loş ışığı açtı. Musluğa uzandı, çevirdi… Damlama kesildi. Tam bir sessizlik çöktü eve. Hakan rahatlayarak arkasını döndü ki, salonun köşesinden gelen o sesi duydu.
Hışır… Hışır…
Sanki biri, çıplak ayaklarını halıya sürterek çok yavaş hareket ediyordu. Hakan’ın kalbi göğüs kafesini zorlamaya başladı. "Kim var orada?" diye seslendi. Sesi, kendi kulağına bile yabancı ve titrek gelmişti. Cevap yoktu. Adımlarını salona doğru yönlendirdi. Koridordan geçerken, boy aynasının önünde durdu. Karanlıkta kendi siluetini seçebiliyordu. Aynadaki yansımasına bakıp sakinleşmeye çalıştı. "Alt tarafı eski bir ev, rüzgardır," diye fısıldadı kendi kendine. Tam arkasını dönüp gidecekken, donakaldı. Damarlarındaki kanın çekildiğini hissetti. Aynadaki yansıması arkasını dönmemişti. Hakan, sırtı aynaya dönük bir şekilde koridorun ortasında taş kesilmişti ama göz ucuyla aynaya baktığında, yansımasının hâlâ ona doğru baktığını görüyordu. Üstelik, yansımasının yüzünde, kendi yüzünde olmayan, kulaklarına kadar uzanan çarpık, sabit bir gülümseme vardı. Nefes alamıyordu. Vücudu dehşetten kilitlenmişti. Arkasını dönmeye, aynaya bakmaya korkuyordu. Tam o esnada, ensesinde buz gibi soğuk bir nefes hissetti. Kulak memesine değecek kadar yakın, hırıltılı bir fısıltı koridorda yankılandı:
"Gözlerini benden ayırma… Çünkü arkandaki ben değilim."
Hakan, dehşet içinde gözlerini aynaya dikti. Aynadaki yansıması yavaşça elini kaldırıp, Hakan’ın tam arkasındaki karanlık boşluğu işaret ediyordu. Hakan, kendi omzunun üzerinden arkaya bakmaya cesaret edemeden, aynanın içindeki karanlıktan, kendi omuzlarına doğru uzanan uzun, kemikli ve simsiyah iki elin yaklaştığını gördü. Hakan, omuzlarına dokunan o buz gibi ellerin soğukluğunu iliklerine kadar hissettiği an, dehşetin verdiği son bir refleksle ileriye doğru fırladı. Aynadaki yansıması çarpık gülüşüyle onu izlemeye devam ederken, Hakan arkasına bile bakmadan koridorun sonundaki banyoya daldı ve kapıyı kilitleyip sırtını ahşaba dayadı. Nefes nefeseydi. Kalbi o kadar hızlı vuruyordu ki kulakları uğulduyordu. Dışarıdan, koridorun parkelerinden gelen o yavaş, sürtünme sesi tekrar başladı. Hışır... Hışır... Ses tam banyo kapısının önünde durdu. Hakan nefesini tuttu. Gözlerini kapının altındaki ince boşluğa dikti. Orada, karanlıkta bile seçilebilen, insana ait olamayacak kadar uzun ve çarpık iki gölge belirdi. Ardından kapı hafifçe tırmalanmaya başladı.
"Hakan..." diye fısıldadı dışarıdaki ses. Bu, kendi sesiydi. Ama tonu bozuk, hırıltılı ve tekinsizdi. "Kendinden kaçamazsın. İçeri al beni."
Hakan korkudan ağlamak üzereydi. Gözlerini kapıdan kaçırmak için banyonun küçük lavabosuna doğru döndü. Başını kaldırdı ve gayriihtiyari lavabonun üzerindeki küçük aynaya baktı. İşte o an, gerçek dehşetle yüzleşti. Banyonun aynasındaki yansıma, koridordaki gibi değildi. Aynadaki Hakan, dehşet içinde kapıya bakıyor, korkudan titriyordu. Hakan yavaşça kendi ellerine baktı. Ellerinin üzeri simsiyah bir deriyle kaplanmıştı; parmakları uzamış, tırnakları sivrilmişti. Dokunduğu her yer buz kesiyordu.
Dışarıdan gelen ses tekrar yükseldi, ama bu sefer banyo kapısının arkasından değil, aynadan geliyordu: "Lütfen aç kapıyı! Yalvarırım!"
Hakan, korkuyla geriye doğru bir adım attı. Asıl kırılma o an gerçekleşti. Koridordaki o karanlık varlık, aynanın içinden kaçıp Hakan'ın bedenini ele geçiren şeyin ta kendisiydi. Gerçek Hakan ise, banyonun aynasında sıkışıp kalmış, çaresizce dışarıya bakıyordu. Şimdi bedenini kontrol eden o karanlık siluet, yani yeni "Hakan", yüzündeki o kulaklarına varan çarpık gülümsemeyle banyonun kapısını açtı. Aynada hapis kalan gerçek Hakan, kendi bedeninin koridorda yürüyüp gidişini, evden çıkıp karanlık gecede kayboluşunu sadece izleyebildi.
Sabah banyoya giren ev sahibi, yerde kırık bir ayna parçası ve musluktan akan suyun sesinden başka hiçbir şey bulamadı. Tek tuhaflık, yerdeki en büyük ayna parçasının üzerinde, sanki içeriden birisi tırnaklarıyla kazımış gibi duran derin çiziklerdi.
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 2
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.