Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum AtışmaYENİ Online Üyeler
5 (1 oy)

Yezit mi Hazreti Yezit mi

YEZİT Mİ HAZRETİ YEZİT Mİ?


Efendim, Kerbela olayının 1346. Yıldönümünde aslında çok da eski olmayan ama Türkiye’de olsun, İslam aleminin başka noktalarında olsun asla kabul görmeyen bir fitne ateşi harlanmaya çalışılıyor.


Nedir bu fitne ateşi?


Bu fitne ateşi, Hz. Hüseyin’in Kerbela’da şehit edilişinin 1346. Yıldönümünde Yezit’den, Hazreti Yezit diye bahsetmektir.


Bu fitne ateşi gerçi daha önce de vardı ve bir kaç geri zekalı dışında itibar eden olmamıştı ama bu sene öyle görülüyor ki ‘’ Ya, kimse bize  inanmıyor. Vazgeçelim bu fitneden, başka bir şeyler icat edelim.‘’ diyeceklerine daha da azıtmışlar.


**** 


Bilenler bilir. Peygamberimiz, Hendek Savaşı sırasında ‘’ Kostantiniyye elbet bir gün feth olunacaktır, onu fetheden komutan ne güzel komutan, onun askerleri ne güzel askerlerdir.’’ Demiştir. 


İşte bu müjdeye nail olmak için de İstanbul, Müslümanlar tarafından ilk kez 653 Yılında Hz. Osman’ın halifeliği yıllarında Muaviye tarafından kuşatılmış ama herhangi bir savaş yapılmamıştır. Bu Bizans’ı ve gücünü tanımak için yapılan bir sefer olmuştur.

 

İkinci kuşatma Muaviye’nin halifeliği döneminde 668 de başlamıştır.Ancak İstanbul surları önünde arzu edilen sonuç hasıl olmayınca 669 da Muaviye, oğlu Yezit komutasında bir yardımcı kuvvet göndererek kesin netice almaya çalışmıştır.


İleride İslam dünyasında hep lanetle anılacak olan Yezit, henüz daha 18-19 yaşlarındayken 669 da o yüce Peygamberin(S.A.S) müjdesine nail olmak için elde kılıç İstanbul üzerine atılmıştır...Yezid’in komutasındaki orduda kim vardır peki? Ebu Eyüb-el Ensari yani hepimizin Eyüp Sultan olarak bildiği o büyük, Peygamber dostu sahabe.


Savaşta başarılı olunamaz. Doksan yaşlarında olan Ebu Eyüb-el Ensarî bu sefer sırasında Hakkın rahmetine yürür. Yezit, Bizans imparatoruyla anlaşarak onu surların dibinde bir yere gömdürür. Daha sonra öğrenir ki Bizans İmparatoru Yezit için ’Bu ne aptal bir çocuk Ben hiç o mezarı orada bırakır mıyım? O gider gitmez o mezardakini çıkarıp aç köpeklerin önüne atacağım’ demiştir. Hemen haber salar : ’O ne aptal bir hükümdardır.Eğer böyle bir şey yaparsa İslam dünyasında bir tane bile kilise koymam hepsini yıkarım.’


Bu tehdit Bizans İmparatorunu titretir adeta...Ne o ne de ondan sonra gelenler İstanbul surları önüne defnedilen hiç bir sahabe mezarına dokunamazlar.


Yezit gibi İslam dünyasında lanetle alınan bir hükümdarın korkusuyla Bizanslılar tarafından dokunulamayan o sahabe mezarlarına maalesef Cumhuriyet döneminde Müslüman(!) Türkler dokunur. ( Çocukluk ve delikanlılık yıllarımda ayyaşların, üzerine işedikleri çöplüklerin daha sonra Peygamber sahabesi kabirleri olduğunu gördüğümde yaşadığım travmayı kelimelerle anlatamam. )


Neyse konumuz bu değil. 


Yezit’i bazı fitnebazların ya da aptalların gözünde Hazret yapan(!) tüm marifeti işte budur. Yani İstanbul’u Bizans’tan almak için İstanbul önlerinde kılıç sallamak… 


Ancak Yezit bu kuşatmadan sonra adeta evrim geçirerek çok farklı bir varlığa, bir canavara dönüşür. Bunda en büyük pay da maalesef babası Muaviye’ye aittir. 


680 Yılının Nisan ayında ölen Muaviye, ölmeden önce oğlu Yezit için İslam devletinin her köşesinden biat aldı lakin Mekke ve Medine halkı buna razı değildi ancak zorla, tehditle ya da oldukça cazip vaatlerle sonunda onlardan da biat aldı ve Yezit’i kendinden sonra gelecek halife olarak kabul ettirdi. 


Böylece Yezit 680 Yılı Nisanında halife oldu ve halifelik artık babadan oğula geçen bir makam oldu.


Bu arada antiparantez belirtelim: Hz. Ali’den sonra yerine Hz. Hasan, sonra Hz. Hüseyin geçmiş olsaydı halifelik yine babadan oğula geçen bir makam olarak devam edecekti. 


Neyse…Sonrasını biliyoruz. 680 Yılının Ekim ayında Kerbela Faciası meydana geldi ve bilindiği gibi bu olayda Hz. Hüseyin ve beraberindeki 72 kişi feci şekilde katledildi. 


Peki Yezit, Kerbela’da Hz. Hüseyin’i katlettirdiği için mi daha sonra lanetle anılmaya başladı?


Bu da var ama tam sebep bu değil.


Evet, İslam dünyasında Yezit artık şüpheyle bakılan, kendisinden korkulan, pek de sevilmeyen bir liderdi Hele de İslam dünyasında ilk içki içen halife olması sebebiyle hiç sevilmiyordu ama ‘’ O, Hz. Hüseyin’in öldürülmesini istemiyordu. Böyle bir emir de vermemişti. Komutanların barbarlığıdır Hz. Hüseyin’in katledilmesi ‘’ Gibi söylemler Yezit’i adeta sütten çıkmış ak kaşık yapıyordu. Hz. Hüseyin’in katlinde sanki onun hiç rolü yoktu. 


Eee o zaman Yezit neden lanetleniyor?


Yezit, Hz. Hüseyin’in katlindeki rolünden daha çok Harre Olayı sebebiyle lanetlidir ve maalesef İslam aleminde ( Özellikle de Türkiye’de ) Kerbela Olayını herkes öyle ya da böyle bilir de Harre Olayını bilmez. 


Peki nedir Harre olayı?



HİCRİ 63 (27 Zilhicce), Miladi 683 yılında, 27 Ağustos’ta meydana gelen ve İslam tarihinin en kanlı olaylarından biri olup tam bir sahabe katliamıdır. 


Medine civarında Harre (volkanik arazi) diye anılan arazilerden biri olan Harre-tü Vâkım’da vuku bulan büyük çarpışma, Emevi hükümdarı Yezit kuvvetleriyle "Peygamber kenti" Medine halkı arasında olmuştur.


Medine halkı, yönetimin zulüm ve ahlaksızlıklarına karşı çıkarak Yezit’in halifelik, yani devlet başkanlığı makamından inmesini istedi. Bunu hilafete isyan sayan Yezit, Müslim bin Ukbe komutasında büyük bir ordu oluşturarak Medine üstüne saldı.


Yezit ordusundaki asker sayısı on bin ila yirmi dokuz bin arası rakamlarla ifade ediliyor. Sahabi katili komutan Müslim’in yanında yer alan beş yüz kişilik kurmaylar kadrosu ise Rumlardan seçilmişti.


Onlara karşı çıkan Medine halk kitlesinin sadece imanları, iradeleri ve bir de şehit olma arzuları vardı. Teçhizatları, silahları son derece basit kılıç, pala ve sopalardı.


Peygamber kenti Medine’de, 80 küsuru sahabi olmak üzere, yaklaşık on bin kişi katledildi. Ödül olarak, "Peygamber kenti, üç gün boyunca katillere mubah kılındı". Yani canilere, istedikleri her şey serbest ilan edildi. Bu serbestlik üzerine, yaklaşık 900 kadının ırzına geçildi. Bu tecavüzden doğan babası belirsiz çocuklara, İslam kaynakları "Harre Evladı" demektedir.

Bazı sahabiler, öldürülmedi ama ağır işkencelerden geçirildi. Bunlardan biri olan Ebu Said el-Hudrî sakalları tel tel yolunarak acılar içinde feryat ettirildi


Katliam, yağmalama ve ırza tecavüzlerin ardından, halife Yezit için biat tazelemeye geçildi. Katil komutan Müslim şu emri verdi:


"Biat şu şekilde olacaktır: Yezit’in kulu ve kölesi olarak biat ettim." 


Bazıları buna karşı çıkarak, "Allah’ın kitabı ve Peygamberin sünneti üzere biat ederim"

diye ısrar etti. Bu şekilde biat edenlerin tümü katledildi.


Müslim, kestiği sahabe başları ile esir sahabileri Yezit’e gönderdi. Yezit bunların karşısına geçip Uhud günü intikam şarkıları söyleyen İbnü’s-Sib’arî’nin, Bedir’de öldürülen müşriklerin intikamının alındığını ifade eden bir şiirini okudu.


Müslim, Medine başarısının ardından hemen Mekke üzerine yürüdü. Yezid’e karşı olanlardan İbnüz Zü-beyr’in Kabe’ye sığındığını bahane ederek Beytullah’ı mancınıkla tahrip etti, daha sonra da ateşe verdi.


Yani Yezit’in lanetle anılmasının sebebi sadece Kerbela olayı değildir. Ondan daha fazla Harre olayındaki sahabi katliamı sebebiyle, Beytullah’ı taşa tutturup yaktırması sebebiyle lanetle anılır. 


Peki Harre Olayından sonra Yezit ne kadar daha saltanat sürdü?


İlginçtir, Harre olayı 27 Ağustos 683’de cereyan etti, Yezit ise 10 Kasım 683’de öldü. Yani Harre olayından sonra sadece 2.5 Ay kadar daha saltanat sürebildi. 


Nasıl öldü peki?


Pek bilinmiyor ama en çok dillendirilen rivayet şöyle.


Avı çok seviyordu ve bir gün ava çıkmıştı. Ancak atı birden dörtnala gitmeye başladı. Maiyetindekilerden çok uzaklaşmıştı. Gele gele fakir bir adamın kulübesi önüne geldi. Adamdan bir tas su istedi. Adam ‘’ Sen kimsin ?’’ Diye sorunca kendisinin Halife Yezit olduğunu söyledi. Bunun üzerine adam ‘’ Demek Hüseyin’in katili Yezit sensin.’’ Diyerek üzerine yürüyünce at ürktü ve dört nala koşmaya başladı. Yezit bir müddet sonra attan düştü ama ayağı üzengiye takılmıştı. O sebeple at koştukça taştan taşa çarparak parçalandı. At durduğunda sadece bir bacağı kalmıştı ondan geriye…


Evet, Yezit büyük bir ihtimal böyle ölmedi ama İslam dünyası ondan o kadar nefret eder ki böyle bir ölümle ölmüş olmasını diler hep. 


Ve son söz:


Yezit’ten sonra İslam dünyasında gerek Sünni gerekse Alevi, ya da Şia, doğan hiç bir çocuğa Yezit adı koymamıştır. 


Bazı fitnebazların ya da salakların dediği gibi Yezit eğer Hazreti Yezit olsaydı Emevilerden sonraki İslam Devletinde ya da Müslüman olan diğer devletlerde Yezit adı çok kullanılan bir isim olurdu.  


Dahası: Türk Ceza Kanunun 125. Maddesine göre bir kişiye ‘’ Yezit ‘’ demek hakaret suçu kapsamındadır ve üç aydan 2 Yıla kadar hapis gibi bir cezası vardır. Yezit eğer Hazreti Yezit olsaydı böyle bir kanunumuz olur muydu?


SONUÇ: Yezit, Yezittir. Hazret filan değildir. Maalesef ‘’ Bereket ‘’ anlamında bir kelimedir ama günümüzde ‘’ Alçak, adi, şerefsiz ‘’ anlamında kullanılır O sebeple de mesela birine ‘’ Aslansın’’ derseniz ona ‘’ Hayvan ‘’ demiş olmazsınız da ‘’Yezit ‘’ Derseniz ‘’ Şerefsiz- alçak ‘’ demiş olursunuz. 


Bir kaç fitnebaz ya da salak dışında da hiç kimse Yezit için Hazreti Yezit ifadesini kullanmaz.  


Nitekim büyük İslam Alimi İmam Rabbanî ( 1564- 1624) Yezit için aynen şöyle der: ‘’ Frenk gavuru yapmadı onun yaptığını’’

Frenk gavurunun yani Antakya önlerinde Müslüman ölülerin etlerini yiyen yamyam Haçlıların yaptıklarından çok daha kötüsünü yapmıştır Yezit. Aklı, vicdanı, zerre kadar tarih bilgisi olan biri Yezit İçin Hazret diyemez. Diyorsa bilin ki ya fitnebazdır ya aptal.  


Peki ya babası? Ya dedesi? Diye soracak olursanız…


Sorarsanız onun cevabını da veririm de sormayın.  


Çünkü hep cevabını bildiğiniz sorular bunlar.  



Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
5 (1 oy)

Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler

  • Yorumlar 1
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com

Yezit mi Hazreti Yezit mi

Sami  Biber Sami Biber