Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum AtışmaYENİ Online Üyeler
Altın Üye
01.07.2026 · 36 · 0 · Tahmini 2 dk okuma
PDF olarak indir

“Hasret Zehr Ve Şerbet” yazısını çevrimdışı oku.

İndir
(0 oy)

Hasret Zehr Ve Şerbet

Hasret Zehr Ve Şerbet

İsfahan’ın soğuk kış gecesi, şifahanenin o rutubetli odasına sızarken, Azad’ın içindeki hasret yangını her şeyi kavuruyordu. Aylardır süren bitkinliği, onu zihnen ve bedenen bir harabeye çevirmişti. Yasemin, Azad’ın odaya düşen gölgesine bakarken, Ruken’in adıyla yanan her hücreyi hissediyordu. Azad’ın dudaklarından dökülen her "Ruken" kelimesi, Yasemin’in kalbinde garip bir sızı bırakıyor, onu sevdiği adamı bu amansız sevdadan kurtarmaya daha çok itiyordu.

O akşam, koridorlar sessizliğe büründüğünde, Yasemin çantasındaki küçük dikiş kutusundan, İsfahan’ın karanlık sokaklarından tedarik ettiği o küçük şişeleri çıkardı. Kara afyon sakızı ve ban otu özleri, Azad’ın başucundaki ballı sütün içine, görünmez zehirler gibi usulca damladı. Yasemin, bu şerbeti Azad’a uzatırken, yüzünde o bilindik mesafeli ve profesyonel ifade vardı. Azad, her zaman olduğu gibi, Yasemin’in kendisi için gösterdiği bu "özeni" mahcup bir minnetle kabul etti ve son damlasına kadar içti. Bilmiyordu ki, içtiği şerbet, onu sevgilisinin hayalinden bile koparacak bir zehirdi.

İlacın etkisi kısa sürede Azad’ı ele geçirdi. Bilinci bir sis denizi gibi kaplanırken, gözleri yarı açık, ruhu çırpınan bir kuş gibiydi. Yastığında bir sağa bir sola dönerken, dudaklarından dökülen her "Ruken" kelimesi, odaya sanki kan damlıyormuş gibi ağır bir sızı bırakıyordu.

Azad, gözlerini tam açamadan elini boşluğa uzattı. Parmakları, sanki havada Ruken’in yüzünün hatlarını arıyor, ona dokunamazsa ruhunun kopup gideceğini biliyordu. "Ruken..." dedi, sesi ciğerinden sökülen bir parça gibiydi. Gönlüm vatanı... Ruhumun rızkı... Neredesin?" diye inledi Azad. "Bu nasıl bir yangın, bu nasıl bir hasret? Yüreğim kor, her soluğumda içime bir avuç kül doluyor sensizlikten... Hani o son vedada, rüzgârın sesinde buluşacaktık? Hani kuşların kanadında bir çift kelamın, bir 'canım' deyişin gelecekti bana? Neden her yer zifiri karanlık ömür ışığım? Neden sesin gelmiyor artık o rüzgârla? Yoksa... Yoksa unuttun mu beni? Yasemin, yatağın kenarına ilişti. Azad’ın bu "deli divane" hallerine, Ruken’e olan bu akıl almaz bağlılığına bakarken içindeki o koruma güdüsü, tehlikeli bir cesarete dönüştü. Azad’ın hasretle titreyen elini tutup, avucunun içini usulca öptü. Bu, bir hemşirenin ya da dost kardeşinin yapacağı bir hareket değildi; bu, bir ruhun diğerini mülkiyetine geçirme hamlesiydi.

Azad, tenine değen bu sıcaklıkla irkildi. Zihni ilaçların sisi altında bir oyunun içindeydi. Yasemin, Azad’ın kulağına doğru eğildi; sesi artık sadece bir fısıltı değil, Azad’ın rüyalarında ezberlediği o narin tınının bir yansımasıydı. Azad ve Ruken’in sadece ikisinin bildiği o gizli söze sığındı:

"Rüzgâr sustu Azad... Kuşlar yoruldu ama ben geldim," dedi Yasemin, sesini Ruken’in o mahzun ama vakur tınısına bürüyerek. "Hani demiştin ya; 'Kalbim senin vatanındır' diye... Bak, vatanıma döndüm."


Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)

Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler

  • Yorumlar 0
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com
Hasret Zehr Ve Şerbet

Hasret Zehr Ve Şerbet

ömer altun ömer altun