Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum AtışmaYENİ Online Üyeler
(0 oy)

Güz Esma'sı

Güz Esma'sı

Erzurum’un dar, taş döşeli sokaklarında güneş batarken, ahşap cumbaların altındaki gölgeler katran gibi uzuyordu. Vahan, kucağında iki yaşındaki Zehra ile Esma’nın yanında yürürken; adımları her sokak başında biraz daha ağırlaşıyordu. Onları teslim edecekti ama içindeki bir his, o kapının ardında felaketten daha beter bir soğukluğun beklediğini fısıldıyordu.

Esma, çocukluğunun geçtiği o sokağa girdiğinde dizlerinin bağı çözülür gibi oldu.

Bir zamanlar anasının ve babasının yaşadığı o eski ahşap evin harabeye dönmüş duvarlarına baktı. Yüzüne, acının ortasında yeşeren mahzun bir tebessüm kondu. Babasını düşündü... Bayram sabahları kendisini kucağına alışını, saçlarını koklarken "Benim gül kokulu kızım, can parem" deyişini... Anasının tandır başında ekmek kokuları arasında ona sarılışını, dizine yatırıp okşayışını anımsadı. İkisi de toprağın altındaydı. O iki merhamet dağının yokluğu, Yetim kalmış bir çocuk gibi içini titretti.

Hemen ardından, o cennet hatıranın üstüne simsiyah bir perde çekildi.

Anasıyla babası ölür ölmez kimsesiz kalan Esma’yı amcasının nasıl bir boyunduruk altına aldığını hatırladı. O sokakta, amcasının onu üç beş kuruşluk arazi ve mülk hesabı uğruna Süleyman adında bir adama —hiç tanımadığı, rızasının olmadığı, tarlasındaki ırgattan farksız gördüğü bir adama— diri diri sattığı o kara günü anımsadı. Ağlamasın diye anasının kucağından sökülüşünü, Aras boyundaki o ücra köye sürgün edilişini düşününce, geçmişin zehri boğazına tıkandı.

Yüzünün bir tarafı, ölmüş anasının ve babasının hatırasıyla mahzunca gülümsüyordu. Ama yüzünün diğer tarafı; satıldığı o günün, gençliğinin elinden alınışının ve en çok da yanı başındaki bu adama duyduğu, dile gelmesi günah sayılan o yakıcı sevdanın harıyla alev alev yanıyordu.

Sokağın sonundaki devasa, pirinç tokmaklı konağın önüne geldiler.

Vahan öne çıkıp ağır tokmakla kapıya vurdu. Ses, sokağın boşluğunda bir ölüm çanı gibi yankılandı.

Kapı gıcırtıyla aralandı. Eşikte, sakalları sararmış, gözlerinde tek bir zerre şefkat kırıntısı olmayan amcası ve arkasında onun kibirli karısı belirdi. Amcası, toza batmış, üstü başı yırtık Esma’yı ve kucağında çocuk tutan bu garip adamı görünce yüzünü ekşitti.

Vahan, iki yaşındaki Zehra’yı kucağında biraz daha yukarı çekip, dik ve vakur bir sesle konuştu:

Aras boyundaki büyük felaketten geldik amca... Eviniz, köyünüz yerle bir oldu. Süleyman taşın altında kaldı. Ama Esma ile bu sabinin nasibinde yaşamak varmış. Yol boyu bana emanettiler, işte kendi ellerimle kapınıza teslim ederim.

Amcasının gözleri Esma’nın üzerindeki yırtık abaya, toza batmış heybeye takıldı. Ne bir kucaklaşma ne bir "geçmiş olsun" vardı ağzında. Sadece tiksinti ve yük kalmış bir adamın soğukluğuyla baktı:

Süleyman öldü demek... dedi amcası, sesi bir taş kadar sertti. "Evi mülkü de battı gitti ha? Bir dul kadınla bir yetim eksikti başımıza..."

Esma, amcasının bu sözüyle bir kez daha vuruldu. Bir akraba kucağına değil, kendisini bir yük, bir karın ağrısı olarak gören bir zindana geldiğini anladı.

Tam o an, iki yaşındaki Zehra ne olduğunu hissetmiş gibi panikle feryat etmeye başladı. Küçük çocuk, amcasının ve kadının o soğuk yüzlerini görünce dehşete kapıldı. Minik elleriyle Vahan’ın yırtık abasının yakasına, boynuna öyle bir sarıldı ki... İki yaşında bir sabiydi; konuşamazdı, derdini anlatamazdı ama kendisini koruyan o sıcak göğüsten koparılacağını anladığı için bacaklarını çırpıyor, yüzünü Vahan’ın boynuna gömüp hıçkırıklara boğuluyordu.

Vahan’ın boğazına koca bir kaya oturdu. Yüreği cız etti. Zehra’yı incitmeden, o minik parmakları abasından tek tek sökmek zorunda kaldı. Çocuğu amcasının isteksizce uzatılan kollarına bırakırken, sanki kendi evladını ateşe atıyormuş gibi bir acı saplandı sine sine.

Esma, kapının eşiğinde kalakalmıştı. Amcasının karısı Esma’nın kolundan tutup içeri doğru kabaca çekerken, Esma dönüp son kez Vahan’a baktı.

O bakışta artık saklanacak hiçbir şey kalmamıştı.

Esma, hayatı boyunca kimseden görmediği merhameti, adamlığı, sığınacak bir dağı bu yabancı adamda bulmuştu. Bu bir yol arkadaşlığı değil; acının, sefaletin ve dağ ayazının içinde filizlenen, hiçbir zaman kavuşamayacaklarını bildikleri dilsiz bir sevdaydı. Esma’nın gözpınarlarından akan yaşlar çenesinden süzülürken, bakışları Vahan’ın ruhunu iliklerine kadar yaktı.

Hakkını helal et Vahan... dedi Esma, sesi hıçkırıkla boğularak. "Bizi bu kapıya getirdin... Ama keşke o dağlarda, o taşın altında kalsaydık da bu kapıya gelmeseydik...

Bu söz, Vahan’ın göğsüne bir kurşun gibi saplandı.

Vahan, koynunda sakladığı ahşap haç, üzerindeki Müslüman kılığı ve içindeki o devasa yalanın altında ezilerek baktı Esma’ya. O da seviyordu bu kadını... Bu temiz, cefakâr, kaderin silip attığı kadını ve onun kucağındaki yetimi bir can gibi benimsemişti. Ama aralarında asırlık inançların, sahte kimliklerin ve tarihin ördüğü aşılmaz duvarlar vardı.

Helal olsun Esma... diyebildi Vahan, sesi bir fısıltı gibi kırılarak. Allah yardımcınız olsun.

Amcası, Girin içeri, millete rezil etmeyin bizi! diyerek Esma’yı içeri itti. Dev ahşap kapı büyük bir gürültüyle kapandı.

Tokmak ahşaba oturduğunda, arkadan Zehra’nın kapıyı döven minik ellerinin pat pat sesleri ve çığlık çığlığa ağlayışı duyuldu. Birkaç saniye sonra amcanın içeriden gelen bağırışı ve kapının ardındaki o çaresiz sessizlik sokağa çöktü. Vahan, kapının önünde tek başına kaldı. Elleri bomboştu. Kucağında Zehra’nın sıcaklığı, gözlerinde Esma’nın o çaresiz sevdalanması vardı. Koynundaki ceylan derisi emanetler ağırlaşmış, kalbinin üzerine oturan o yalan ve çaresizlik onu bir enkaz gibi yere yıkmak üzereydi. Arkasını döndü. Taş kaplı sokakta adım atarken, iki yaşındaki bir sabinin çığlıkları ve bir kadının sessiz feryadı Erzurum’un soğuk duvarlarında yankılanmaya devam ediyordu. Vahan, hayatının en büyük acısıyla baş başa, kendi karanlığına ve Ermeni mahallesine doğru yürümek zorundaydı.

Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)

Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler

  • Yorumlar 0
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com
Güz Esma'sı

Güz Esma'sı

ömer altun ömer altun