Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum AtışmaYENİ Online Üyeler
Altın Üye
29.07.2026 · 27 · 0 · Tahmini 4 dk okuma
PDF olarak indir

“Kibir” yazısını çevrimdışı oku.

İndir
(0 oy)

Kibir

   

                

‘’Soğan gibidir kibir , 

en dış kabuğunu atınca , ‘dış kabuğu attım’ kibri gelir, 

bunu atarsın , ‘dış kabuğu attım kibrimi de attım ’ kibri gelir.’’ (Anonim)

         Bitkiler öleceğini bilmez, hayvanlar da öyle. Bu canlılar sadece hayatta kalma güdüsüyle yaşarlar fakat insan öleceğini bilen tek canlı olarak yaşamını devam ettirir. İnsan, öleceğini bilip ne zaman öleceğini bilemeyen ve bu bilgilerin şuurunda olan tek ölümlü olarak tüm gezegen ve canlılar üzerinde hak iddia eder. Her an ölümle karşılaşma ihtimali olan bir ölümlü nasıl olur da kendini gezegenin efendisi ilan eder? 

        İnsanın sayılı gün sahip olduğu şeyleri sonsuza kadar sahip olacakmış gibi sahiplenmesi çok enteresan bir durumdur. Sahip olduğu her şey bir kenara, bitkiler ve hayvanlar olmasa açlıktan nefesinin kokacağını ve soyunun tükeneceğini nasıl unutur? Unutuyoruz işte çünkü insanız ve insanlar unutur. Zaten insan unutan demektir değil mi?

      21.yüzyıl toplumları , canlılarla ve birbirleriyle olan bağlarını zayıflatıp bu boşluğu cansızlarla doldurmaya çalışan insanlarla doludur. Marka takıntısı, moda düşkünlüğü, teknoloji bağımlılığı gibi durumlar hep cansız eşyalardan medet umma çabasıdır aslında .Zamanının önemli bir kısmını bunlarla heba eden modern insan, hayatı ıskaladığının genellikle farkında bile değildir . Modern insana sorsanız, kendini gelmiş geçmiş tüm toplumlardan daha gelişmiş, daha bilgili, daha görgülü, daha üstün görür.

     Komik bir kibri vardır modern insanın. Taktığı marka çanta ile yürüyüşü , bindiği lüks araba ile bakışı değişenler, cebindeki parayla ne yapacağını şaşıranlar, doğurduğu çocuğu yeryüzündeki tek çocukmuş gibi büyütenler, güzelliğin ve itibarın bir kendinde olduğunu zannedenler diye uzar gider liste. Modern insanın kibir zaafını esasında atalarımız zamanında özetlemiş ; ’’Abdal ata binince bey oldum sanır, şalgam aşa girince yağ oldum sanır.’’ Gelin görün ki böyle insanların taktığı çantayı , bindiği arabayı çekip aldığınızda kibirleri yerle bir olur lakin kibriyle birlikte özgüveni de dibe vurur. İşte modern dünyanın yarattığı kibirli insan, zannettiğimizden daha da acizdir.

‘’Her başlayan biter

   Her gelen gider

   Her yeni eskir

  Her taze bayatlar

  Her güzel çirkinleşir

  Her yaşayan ölür

  Ezeli ve ebedi olan sadece Allah(c.c) ‘tır.’’

demiş Peygamber efendimizin (sav) güzel annesi , ne güzel de söylemiş. Dünyalık her şeyin akıbetini ne güzel de özetlemiş birkaç satırda. 

     Maalesef modern zamanlarda kibre kapılmak için kelli felli sebeplere ihtiyaç yoktur. Zengin , fakir , orta halli , kültürlü, kültürsüz, genç, yaşlı dinlemeden toplumun her kesiminden her tür insanın kibirlenmek için çok rahat sebepler bulması, kısacası kibrin ayağa düşmesi gerçekten can sıkıcıdır.       

       Eski zamanların güç ve nüfuz sahibi insanlarının kibirlenmelerine insan bir derece de olsa hak veriyor. Kibir sadece toplumun en üst kesimine ait bir hâl olunca toplumun geneline yayılmayınca çok da rahatsız etmiyor sanki. Mesela Aristo tarafından eğitilen ve girdiği hiçbir savaşta yenilmeyen Büyük İskender’in kibirlenmesine hak veriyorum buradan bakınca ya da tarih boyunca gelmiş geçmiş onca imparator, padişah, şehzade , kral , kraliçe, prens ve prensesin kibirlenmek için nefislerini körükleyecek sebepleri olmuş hep.

     Osmanlı padişahlarına ‘’ Mağrurlanma padişahım senden büyük Allah var!’’ diye ikazda bulunan halkı takdir etmek lazım. Öyle ya padişah, sahip olduğu yetkilerin etkisiyle kendini her şeyin sahibi zannedebilir çünkü nefis taşıyor. Kibri kırmak için Allah’ı hatırlatmak çok akıllıca bir davranış. Padişah bile olsan nihayetinde toprak olup gideceksin demeye getiriyorlar. Yaratan’ın yarattığı bir yaratılmış olduğunu hatırlatıyorlar. Ne mutlu hatırlatana da , hatırlayana da.

     Sonuçta padişah , kral da olsalar niceleri ölüp gitmedi mi bu dünyadan? Kimi beyin kanamasından, kimi zatürreden ya da veremden, kimi attan düşerek kimi de kanserden terk –i diyar eylemedi mi? Sekiz yıllık saltanatında Osmanlı topraklarını yüzde yetmiş genişleten Yavuz Sultan Selim’i sırtında çıkan bir çıban hayattan koparmadı mı? Nemrut’un hakkından bir sivrisinek, Firavun’ un hakkından bir karınca gelmedi mi?

 Hepimizin sonu Cahit Sıtkı’nın dediğine varmayacak mı?

Neylersin ölüm herkesin başında.

Uyudun uyanamadın olacak.

Kim bilir nerde, nasıl, kaç yaşında?

Bir namazlık saltanatın olacak,

Taht misali o musalla taşında.

 Ölüm , insanoğluna bir trafik kazası kadar kolay ve ansızın geliyor iken, bu kibir neyin kibri? 

Biraz uykusuz kalmak ya da yüzümüzde çıkan birkaç sivilce güzelliğimizi al aşağı ediyorken bu kibir neyin kibri? 

Dünyada zenginlikten fakirliğe düşmüş binlerce insan örneği var iken ya da sahip olduğu varlığı ağız tadıyla yiyemeyen onca insan varken bu kibir neyin kibri?

Hastalık ve yaşlılıktan kaçacak bir yer yok iken ve en önemlisi ölümün çaresi yok iken bu kibir neyin kibri?

Bütün ömrümüzü bir mezara sığdırıp hiç yaşamamış gibi oluyor iken bu kibir neyin kibri?

Sevgili Peygamberimiz Hz.Muhammed (sav) ‘in şu hadisini hatırlayalım.

‘’Ağızların tadını kaçıran ölümü, çokça hatırlayınız.’’ (Hadisi şerif, tirmizi.)

Suya kapılıp giden bir dal parçası gibi, kendimizi şaşaalı hayatlara kaptırmamak için, daha şuurlu ve ölçülü bir hayat için ölümü hatırlamak zorundayız.  

 Ey kendini dev aynasında gören 21.yüzyılın modern insanı!

 Kibrin hakkından ölümü hatırlamak gelir der ve sözü Yavuz Sultan Selim’e bırakırım.

    Gamına gamlanıp olma mahzun,

    Demine demlenip olma mağrur,

    Ne dem baki ne gam baki, ya Hû!


                                                                                                                          Selamlarımla

                                                                                                                      Yazan: Ruh-ı Revan

                                                                                                                        29 Temmuz 2026




Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)

Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler

  • Yorumlar 0
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com

Kibir

Ruh-ı Revan Ruh-ı Revan