Birbirimizin Mevsimi
Ne kadar yol yürüdük,
ayakkabılarımızın tabanından değil,
sustuğumuz çetin kesikten belli.
Şimdi aynı camın arkasından bakıyoruz dünyaya.
Dışarıda akşam, usulca iniyor omuzlara;
içeride dilsiz buhar,
iki yorgun gövde arasında incecik bir barikat.
Senin ellerin,
toprağın yağmurdan sonraki çıplak eti gibi.
Dokununca,
içimde yıllardır kurak duran bahçe
kendi kökünü hatırlıyor yeniden.
Benim sesim,
rayları paslanmış bir istasyonda gecikmiş son anons.
Ama sen,
her gecikmeyi bir kavuşmaya çevirmeyi bilen
dilsiz yolcusun.
Biz birbirimizi severken, takvimler yalnızca gün eksiltmedi.
Meydanlarda kendi gölgesini boğdu ağaçlar,
ve çocuklar, oyunlarını sokak lambalarının altında
karanlığa feda etti.
Gök görmeyen bir pencerenin, perdeleri neyi değiştirir?
Yarısında kesilen bir çığlık gibi
duruyor ömrün ortasında yabancı yüzler.
Bak sevgilim,
yıllar omuzlarımıza ince bir kül bıraktı.
But bazı küller,
yangından kalan dürüst hafızadır; insan silmeye kıyamaz.
Biz birbirinin rafında unutulmuş değil,
aynı sayfada asılı kalan iki cümle gibiyiz.
Gün gelir, ellerimiz daha yavaş tutar birbirini,
adımları kısalır zamanın.
Ama aynı gölgeyi paylaşmanın,
bir ömre yettiğini çoktan fısıldamıştır toprak.
Ve eğer bir gün, dünya bütün kapılarını yüzümüze kapatırsa;
sen gül, ben duvarı delip çıplak ışığı bulurum.
Sen inat ol,
ben inadın yalın ateşini, gecenin en kör sokağına taşırım.
Ömür, bizden neyi koparıp alırsa alsın;
içimizde beslediğimiz küçük yangına,
hiçbir mevsim kış olamayacaktır.
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 1
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.