Çıplak Elle Karılan
Seni ilk gördüğümde boş bir arsaydım,
Adımlarla ölçülen, sınırları tel örgülü.
Sen ceplerinde kireç beyazı bir niyetle geldin;
Hani değdiği her pürüzü örten,
Dokunduğu yarayı yakan ama illaki temize çeken beyazla.
Dedim ki, bu ev yıkık, bu zemin tekinsiz,
Dedin ki, kireç sönmeden durulmaz insan.
Sonra aramıza kum girdi, uçsuz bucaksız zaman.
Aşkı tek bir blok sanıyorduk oysa,
Meğer milyarlarca küçük kırgınlığın toplamıymış sadakat.
Her gün bir elekten geçtik seninle;
İri taşları, keskin hayal kırıklıklarını yukarıda bıraktık,
Elene elene ufalandık, incecik kaldık.
Gözlerimize kaçtı dünya, sustuk,
Çünkü kum, fırtınasını içinde taşırmış meğer.
Ve bir akşamüstü, gri bir gök gibi çöktü çimento.
Ağır, tozlu ve her şeye sinen kesif sadakat.
Birbirimizin gençliğine hapsolmak istedik.
Sözlerimiz su oldu, gövdemiz harç,
Zamanın devasa mikserinde döne döne,
Kendi canımızdan eksilterek kardık bu hayatı.
Şimdi durup bakıyorum yüksek duvarımıza:
Kireç kadar beyaz değil artık aşk, lekelendi;
Kum gibi akıp gitmiyor zaman, dondu;
Çimento kadar katı ki, istesek de sökemeyiz bu kaderi.
Biz birbirimizi sevmedik sevgilim,
Biz birbirimizden,
depreme dayanıklı bir keder inşa ettik.
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.