Kalanın Yükü
Bir sokak lambasının altında sararır dostluk bazen,
asfaltın buğusunu yutan ıslak bir gece gibi.
İki gölge yan yana durur,
aynı karanlığa alışır.
Bazı yüzler vardır,
sana yaklaşırken kendini çoğaltır gibi görünür,
sonra fark edersin:
sende eksilen şeylerle büyümüşlerdir.
Bir ses kalır geriye,
odanın tenhasında asılı bir gömlek gibi.
Her “buradayım”
kendi yankısına geç kalmış bir tebessümdür artık.
Masalar kurulur hayatın ortasında,
herkese bir yer düşer.
Ama bazı sandalyeler
üstünde bir ceset taşır gibi soğur.
Bir çay iki kişilik gelir sanırsın,
oysa bir yudum hep eksik içilir.
Bardağın buğusunda
parmak izi kalmış bakışlar saklanır.
Dostluk, kalabalıklar dağılınca başlar.
Gürültü çekilir, ışıklar söner,
sadece o kalır;
gözündeki tozu silmek için bekleyen.
Ve bazı insanlar…
sana değil,
sana bıraktıkları o keskin boşluğa dönüşür.
Bir gün herkes gider,
ama bazıları giderken bile kalır:
omzunun çukurunda, dilinin pasında, uykunun en ince yerinde.
Geriye kalan şey dostluk değildir belki,
omurgayı büken o dilsiz hatıradır.
Adı söylenmez,
ama ağırlığı altında ezilirsin.
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.