Kırık Kalem Ve Arşiv
Bu şiirde yer alan tüm metinler, tamamen kurgusal (kurmaca) bir evrenin
ve sanatsal bir yaratımın ürünüdür. Şiirlerde geçen karakterler, unvanlar,
mekânlar, olaylar ve kurumlar tamamen hayal ürünü olup evrensel insan doğasını,
güç olgusunu ve bireyin içsel/vicdani sorgulamalarını ele almak adına birer
edebî metafor olarak kullanılmıştır.
Metinlerin hiçbirinde gerçek bir şahsı, kurumu veya toplumsal yapıyı hedef alma,
hedef gösterme, karalama veya alenen aşağılama amacı (kastı) bulunmamaktadır.
Gerçek hayattaki kişi, kurum ya da olaylarla var olabilecek her türlü benzerlik
tamamen tesadüfidir.
Eserlerin tamamı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ve uluslararası hukuk metinleri
tarafından güvence altına alınan "Sanat ve İfade Özgürlüğü" sınırları içerisinde,
tamamen edebî ve estetik kaygılarla kaleme alınmıştır.
Yazar: Karanlıkta saklı ışık
---
Adalet sarayının o nefessiz, rutubetli bodrum katı...
Tavana kadar uzanan, üzeri toz kaplı çelik raflar.
Burası, yukarısı parlasın diye gömülen gerçeklerin mezarlığı,
benim kürsümün hemen altındaki o dilsiz mahşer.
Elimde soluk bir fener, rafların arasında yürüyorum;
az önce imzaladığım o sipariş kararın mürekkebi henüz kurumadı,
gölgesi düşüyor kâğıtların üzerine,
kendi vicdanımı dinliyorum.
Fakülteden mezun olurken omuzlarıma aldığım o ağır cübbe,
siyasî rüzgârların estiği o lüks odalarda,
o tayin pazarlıklarında eridi.
Şimdi ne zaman bir dosyayı açsam önümde,
kanunun esnek maddeleri arkasına saklanıyor o güçlü suçlular;
ben bir hâkim değil, muktedirlerin elinde bir noter gibiyim,
yukarıdan gelen emirleri infaz hükmüne çeviriyorum.
Bir masumun zindanda geçen gençliği kaç rüşvet eder?
Hangi terazi tartar gücü elinde tutanların o gizli günahlarını?
Yüksek kurulların cilalı masalarında kararlar şerefe kaldırılırken,
biz suçluyu akladıkça,
bu heybetli binaların gölgesi halkın üstüne büyüyor.
Aynaya bakmaya korktuğum o mesai bitimlerinde,
arşiv odasındaki sararmış eski dosyaları kokluyorum.
Parmaklarımı gezdirdiğim o kırık kalem uçlarında,
dudaklarıma bulaşan adaletsiz kararların zehri kalıyor.
Bir dosya açılıyor önümde;
sayfalar birbirine değdikçe
yıllardır susturulmuş hayatların sesi yükseliyor.
Bir mühür duruyor hâlâ masamda.
Küçük, soğuk, suskun.
Bir zamanlar adaletin işaretiydi;
şimdi verdiğim hükümlerin üzerine
kendi adımı basıyor.
Biliyorum,
bu cübbeyi bin kez temizlesem de arınmaz bu kir.
Çünkü aşağıdaki arşiv,
yukarıdaki salonlardan daha iyi hatırlıyor.
Benim unuttuğum her karar
bir dosyanın içinde yaşamaya devam ediyor.
Bir gün o sararmış klasörler açılacak,
raf raf, sıra sıra.
Benim imzamı taşıyan her hüküm
yeniden okunacak.
Ve kırılmış o kalem,
yazamadığı son cümleyi
benim yerime söyleyecek:
Adalet burada verilmedi.
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.