Hoş Geldin Adil Abi
HOŞ GELDİN ADİL ABİ
Bir zamanlar
Şehrin batı yakasında tek katlı bir evde oturan Adil'in çocukluk günleri bir âlemdir.
Adil cam ve meşe oyununda epey mahirdir. Yaptığı uçurtmalar adeta bir sanat eseridir. O yıllarda şahane pastel renklerle satılan kâğıtlar vardır. Elişi kâğıtlarının mat olanlarıdır.
Şehrin ekonomik kaynaklarının en önemlisi urgancılıktır.
Urgancılar; Derekahve semti, Ekinhisarı, Turan ve Paşa mahallelerindedir. Upuzun uzanan bahçelerinde kurulan çarklarda, sicimleri, kınnapları, urganları işlerler.
Şehir civarında yetiştirilen kendirler, kabuk kısımları tavlansın diye önce Menderes Nehri'nde bir müddet demetler hâlinde havuzlara yatırılır. Daha sonra develere yüklenilerek kenar mahallelerde kendirlerin mahlâçlarını soyan evlere bırakılırlar.
Ücret karşılığı kendirler soyulup mahlâçları bazı ticarethanelerde ürgancılara satılır.
Kendirlerin çubukları evlerde ocak tutuşturmada kullanılır. Bir kısmı çocukların ilkbaharlarda, bilhassa 21 Mart'a en yakın pazar gününde kutlayacakları Sultan Nevruz için saklanır.
O gün geldiğinde çoğu Tireli ailecek piknik yerlerine giderler. Bir gün öncesinde Nevaleler hazırlanır.
Yaprak sarmaları, dolmalar, rafadan yumurtalar, lalengiler (pişiler), semaverler, termoslar içinde sıcacık çaylar. Piknik için ne gerekliyse, türlü yiyecekler ve içecekler yemyeşil çayırlara ve bayırlara arabalarla taşınır.
Piknikçiler oturdukları semtlere yakın; Maltepe'ye, Toptepe'ye, Balım Sultan'a, Taştepe'ye, Kısıklı'ya giderler.
Sultan Nevruz günlerinde, Yeniceköy'de oturan Adil arkadaşlarıyla Kısık'tan Armutlu Tepe'ye ya da Balım Sultan'a gider.
Milli Bayramlarda ve On Kasımlarda ,İlkokulun bahçesindeki Atatürk büstünün önüne çelenk düzenleme işi Adil'dedir.
Öğretmeni, Adil ve arkadaşı Kamil'i görevlendirir hep.
Resim, müzik ve beden eğitimi derslerinde, okula yakın olan Beyler Deresi'nin kenarından defne dallarını kesip okula getirirler.
Her bayram arifesinde Adil ve Kamil bu görevi seve seve yaparlar. Tepelere çıkıp defne ( tenhel) keserken birbirlerine fıkralar anlatıp, okulda öğrendikleri şarkıları ve marşları söylerler.
Kendilerini dağcılara benzetirler. O gün iki üç saat dersten kaytarmış olurlar.
Öğretmen bir gün Adil'i tabiat dersinde tahtaya kaldırır. "Tavuğun iç organlarını anlat" der.
Bu soru müfredatta var mıydı yok muydu bilemiyoruz. Adil'i işleten bir öğretmen var, ya da Adil bizi işletiyor.
Adil anlat bakalım. Tavuğun iç organları nelerdir?
" Öğretmenim... Bizim evde yıllardan beri hiç tavuk yok. Yumurtayı pazardan ya da bakkaldan alırız. Yılda bir defa kurban keseriz. Kasaba ara sıra uğrarız. Koyunun keçinin iç organlarını sorun anlatayım."
"Tavuğun iç organlarını bilemedin . Hindinin organları..."
"Öğretmenimin sorunuza cevap verebilmem için komşunun tavuğunu mu çalayım?"
"Adil otur yerine, şakanın yeri burası değil. "
Adil sırasına oturunca yanındaki arkadaşı Kamil kısık sesle: " Üç gün önce tavuk kestiniz. Taşlığını bir güzel yedin. Bal gibi biliyorsun.Ayıp ayıp" der.
“Adil gülmemek için kendini zor tutar. Bereket teneffüs zili çalar. Bütün sınıf bahçeye çıkar.
İlkokul sıralarındayken yaz tatillerinde bir berberin yanında yaz çıraklığı yapar.
Adil daha sonra ortaokula gider. Yaz tatillerinde ve yıl içinde cumartesi günleri berber dükkânında çıraklığa devam eder.
Ortaokulu bitirdiğinde kalfadır artık. Askerlik çağı gelmiştir. Vatani görevini berber olarak bitirdikten sonra yaşadığı şehre döner.
Atatürk Parkı yakınlarında bir berber dükkânı açar.
Adil yaz aylarında deniz mevsimi açılınca her pazar Pamucak'a ya da Kuşadası'na 'a yüzmeye gider. Yanında bir kaç arkadaşı vardır mutlaka.
Arkadaşlarıyla, mobiletlerle köylere giderler çaylarda ve Menderes'te de tuttukları balıkları pişirip yerler.
Adil bir kış günü mayosunu yanına alır, mobiletiyle tek başına Pamucak'a gider. Niyeti beş on dakikalık da olsa mutlaka denizde yüzmektir.
Pamucak'a geldiğinde saat 10.00 sıralarıdır. Mobiletini sehpaya alır. Pantolonunu, çoraplarını, gömleğini ve atletini çıkarır. Mayosuyla soğuk havaya aldırmadan denizin kumsalla birleştiği yere kadar gelir.
Hafiften titriyor olsa da köpüklü dalgaların Adil'i çağırdıklarını ve seslendiklerini hisseder:
— Hoş geldin Adil Abi, hoş geldin Adil Abi.
Adil kendini, soğuk havadan sonra daha soğuk sulara atar. Üç dört adım attıktan sonra suda birkaç dakikadan fazla duramaz.
Hemen geriye döner, kendini aceleyle kumlara atar. Ayağa kalkar havlusuyla kurunmak ister. Vücuduna bir titreme gelir. Düşmemek için elleriyle kumsaldaki eski bir kayığa tutunur. Geriye doğru başını çevirir denize bakar.
Bu defa dalgalar Adil'le alay eder gibi sanki yön değiştirmiştir.
Selamsız sabahsız nereye gidiyorsun. Daha Yeni geldin, niye gidiyorsun, der gibi Adil abilerine seslenmektedirler.
Az önce üstünden çıkardıklarını hemen giyer. Dalgalar tarafından kovalanmasına üzülse de, kabahatin kendisinde olduğuna ikna olup oradan ayrılır.
Vedalaşmak için denize tekrar baktığında, dalgaların gelecek yaz tekrar gelmesi için tezahüratta bulunduklarına şahit olur.
Koro halinde seslenmekte ve beyaz köpükleriyle Adil'i uğurlamaktadırlar;
– Güle güle Adil Abi, güle güle Adil Abi...
Mehmet Sadık Medin
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.