Attila İlhan'la Beş Dakika
ATTİLA İLHAN'LA BEŞ DAKİKA
Mezarlıkbaşı'ndan Dönertaş'a kadar uzanan tarihi Anafartalar Caddesine gideceğiz.
Namık Kemal Lisesinden arkadaşım Mevlüt'le okuldan çıkıp, öğrenci biletiyle onar kuruş verip önce fuara giriyoruz. Daha sonra Dokuzeylül kapısından Basmane'ye çıkıyoruz.
Mevlüt, amcasıyla Anafartalar caddesine çıkan bir sokakta, tek katlı küçük bir evde kalıyorlar.
Mehmet amca, otobüs ve otomobillerin direksiyonlarına sedef desenli folyolar yapıştırıyor.
Ağır başlı vakur, güleryüzlü bir duruşu var.
Öğlen yemeklerinde ısrarla beni ağırlıyorlar.Demli çaylar eşliğinde sohbet ediyoruz.
Ben daha sonra önce Mezarlıkbaşı'na, oradan Konak Meydanı'na gidiyorum. Karabağlar- Çamlık otobüsüne binerek evime dönüyorum.
Yıl 1967 veya 1968 olmalı. Edebiyat öğretmenimiz Fuat Edip Baksı. " Bir Bahar Akşamı" şiir kitabını okuyorum. Sayfa boşluklarına nazireler yazıyorum. Bizim sınıfta Denizli'den gelme bir arkadaşımız var. M.Sadık Aslankara. Adaşım " Ulusca Uyanış" isimli bir dergi çıkarıyor.
Okul çıkışı Anafartalar Caddesi'nde, Selçuklu İşhanı'nın zemin katında bir matbaaya uğruyoruz. Sahibi, Diyarbakırlı bir gazeteci ağabeyimiz, Sabri Şenci.
Demokrat İzmir Gazetesi'nin elden çıkardığı devasa bir matbaa makinesini satın almış. Yeni bir gazete çıkaracak.
Gazetemizin adı " Bu Hafta İzmir". İki sayfası bir defada basılıyor. Harfler elle diziliyor.
Gazetenin başlığını Krome (Chrome) kartona, trilin ve graphos kalemle çini mürekkebiyle hazırlıyorum. Klişesi yapıldıktan sonra gazete çıkıyor.
Sınıf arkadaşım, H. Fevzi Tekinbaş kardeşim, " Yazmak" başlıklı köşesinde ilk yazısını yazıyor. Maden Şirketi'nde çalışan Kemal Varol abimizin köşe başlığı "Çakıl Taşı". Bu başlığı da kartona çiziyorum. Daha sonra klişesi yapılınca köşesinde yayınlanmaya başlıyor.
Bu gazetede üç taşlamam çıkıyor. ("Be-Adam-1", "Be-Adam-2") ve hippileri konu alan bir şiirim yayınlanıyor. İmzam Med. Duralitlere yaptığım resimlerde kullandığım imzam da Med.
Günlerden bir gün; okulda iken , matbaaya tiyatro sahibi bir müşteri gelmiş. Gezici tiyatrolarına bir amblem çizilecek
Ve amblem gazetede yayınlanacak.
Matbaaya uğradığımda öğrendim. Yirmi lira ücret karşılığında amblemi çizdim. Bilahare gazetede çıktı.
"Gürses Şöhretler Tiyatrosu " G ve Ş harfleri iki gözü, yatay çizgisi aşağıya bakan hilal şeklinde burnu temsil eden bir T ve hafif gülümseyen bir ağız.
Yıllar sonra, Muharrem Gürsesi, "Hababam Sınıfı" filminde Özel okullardan birinin sahibi rolünde görmüş oldum.
Bu gazetede, reklamı yapılacak bazı ürünlerin resimlerini çizdim.
Bir gün, " Çakıl Taşı " köşesinin yazarı Kemal abi, çizdiğim karikatürleri görünce , kaleme kağıda sarılıp küçük bir kağıda tavsiye yazısı yazdı.
Gideceğim yer " Ege Telgraf Gazetesi" idi.
Gazeteye gittim. Kemal Varol'un arkadaşını bir çalışana sorarak buldum. Tavassut yazısını verdim. Karikatürlerimi gösterdim. Beğenmesine beğendi de, gazetelerinin prensipleri gereği yayınlayamayacaklarını söyledi.
Hızımı alamamıştım.İzmir'de çıkan bütün gazetelere gidecektim.
Ertesi gün " Ege Ekspres Gazetesi " ne gittim. Daha karikatürlerimi göstermek üzereyken, " Metin " isimli bir karikatüristleri olduğundan bahsettiler. Haftada üç gün karikatürleri çıkıyormuş.
Okulum öğle sonrası 13.00 'e kadardı. Yine başka bir gün yolum " Yeni Asır" gazetesine düştü. Kapıdaki görevli beni köşe yazarlarından Hayrullah Gülal' a yönlendirdi.
Hayrullah Gülal; " Espriler güzel ama çizgiler zayıf" dedi.
Olabilir diye düşündüm. Mizahi dergilerde ve bazı gazetelerde çizgileri daha güzel fakat esprileri daha zayıf karikatürler görmüştüm. Yılmadım, ertesi gün ," Demokrat İzmir" gazetesine gitmeye karar verdim.
Konak' ta, Elhamra Sinemasının yanındaki binada, Demokrat İzmir Gazetesi'nin merdivenlerine son bir umutla tırmandım.
Herhangi bir ücret peşinde değildim. Çize çize kendimi geliştirmek istiyordum.
Kapıdaki görevli , Attila İlhan' ın odasını gösterdi.
İçeri girdiğimde ünlü şair Attila İlhan'la karşılaştım. Masasındaki isimlikte" Attila İlhan" yazıyordu. Kendimi tanıttım, karikatürlerimi masasına bıraktım.
Yedi sekiz kadar yazısız karikatürümü tek tek inceledi. " Yayınlanma konusunda herhangi bir yetkim yok. ", dedi. " Sadece gazetenin sanat sayfasını yönetiyorum." Ademekle yetindi. Karikatürler hakkında herhangi bir yorumda bulunmadı. Klişelerin pahalı oluşundan, Avrupa'dan, kullanılmış yazısız karikatür klişelerini tercih ettiklerinden bahsetti.
Karikatürlerimin gazetede yayınlanabileceğini, on - on beş gün gazeteyi takip etmemi önerdi.
" Hoşca kalın, iyi günler" diyerek odadan ayrıldım. Belki çıkar umuduyla, merdiven basamaklarından sokağa sevinçle indim.
Yirmi gün kadar heyecanla gazeteyi her gün takip ettim.
Karikatürlerimi gazeteye kadar gidip geri almadım.
Geleceğe bir hatıram kalır diye düşünemedim.
Ömer Seyfettin'in " Pembe İncili Kaftan" hikâyesindeki kaftan gibi karikatürlerimi Attila İlhan' ın masasına bırakmış oldum
Yıllar sonra Quick dergisinde karikatürlerimden birinin benzerini gördüm. Bir Hint fakiri, iki direk arasında gerilmiş dikenli tel üzerinde iki elinin tuttuğu direkle cambazlık yapıyordu.
Mehmet Sadık Medin
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 1
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.