Tek Heceden Doğduk Biz
Her düş kendi bacağından asılır, hafız varsın olsun düşeyim içtenliğin reveransı iken sevgi varsın dikeyim söküklerimi bir bir kurduğum hangi düş ise ben yorgun ve içine düştüğüm hangi aşk ise umarsız ve yalın ve çıkarsız bir sevdaya serili.
Göğün telkin ettiği bir bulut gibi
Kıymete binmese de sevgim
Afaki sözcüklerin büyüsü ve de
Deştikçe derine
Yüzeye çıkma arzusu
Mentollüdür benim düşlerim:
Azıcık genzimi yakan
Hayal et ve gerçek kılmaksa…
İnhisarında hayatın düşe kalka yürümek olsa bile
İçimde saklı tasa
Ruhumda saklı tema
Temas ettiğim sözcüklerin bakaya kalan yansıması
Eş güdümlü bir sevgi ve rica
Üzerine sevmedim hem ben
Metruk hanelerden firar etti edeli sözcüklerim
Kemale ermekle iştigal
Varsın olsun sefil bir tanı
Varsın hükmetsin nerede saklı ise acı
Bir yitişin hegemonyası…
Yetmedi mi?
Bir dirilişin şiir arası verdiğim moladan ayrı kalamazken yasımdan.
Yaşlı ve gergin bir ip:
Kurumam lazım ve işte üzerine astım kendimi.
Künyem parlak.
Sözcüklerim revnak.
Bu aralarsa düşlerim kesat.
Parmak arası bir ket; sözcükler derdest etmişken iç âlemim ve işte o baskın dış ses nedamet yüklü ve öfkeli ve pişekar.
Kayıp ruhlar konçertosu:
Ayıp addedilen bir yasak olmasa gerek hem aşk hem yas:
Yasak dolu cihanın yasa hükmünde şeceresi:
Bak, nasıl da yağıyor kar ince ince oysaki aylardan Ağustos ve müridi iken coğrafya sıcağın hüküm sürdüğü aymazlığında hem karanlığın hem b/atıl ruhların toleransı vücuda:
Bir cihat.
Bir de cihan:
Cahilce yaşanan nice gel-git oysaki kıyısından köşesinden dahi nasiplenmeli insan mademki münferit ve tek bir heceden doğduk biz:
Aşk.
Aşikâr.
Aşina.
Aşiyan yollarına serili aşk ve ulu Huda.
Hüzün serkeş.
Sözcükler adeta birer keş ne zamanki çekilseler köşesine yalnızlığım ne zaman bir rivayet olsa yazmanın mümkünatı.
Yaza yaza yazı da getirdik madem.
Temkinli bir ses ve eş:
Ruh ikizi aşkın rüyalar şehri İstanbul’un ve İstanbul sevdasının kat izi.
Buruşuk ruhumda saklı turuncu güneş:
Başımda kepim sırtımda esvabım ve ardı arkası kesilmeyen söküklerim:
Ey, yücelerin yüce Rabbim, Sana sadece Sana muhtacım.
Geviş getiren sessizlik.
Hem de nasıl: nasıl da kesif.
Bense keşfe çıktım cihanı mademki tebdil-i mekânda ferahlık var:
Yerdeyim.
Kendimle kavgalı.
Ve işte göğe erdim kimse ruhuma bir kulp taktı takalı:
Ben sevdalı bir Yıldızım ve sevecen bir rahmet aşkla eşleşen ve vücut bulduğum kadar göğün koynunda uyuya kaldığımın ertesi şiarım sadece sevda.
Meskenim.
Zamansızlığım.
Boyutsuz bir rahlede içimin kıvançla dolduğu.
Hükümranlığında Rabbin:
Ve işte Sana sadece Sana geldim.
Renkler solgun.
Ruhum s/üzgün.
Sözcüklerse vurgun yedi yiyeli ve vurucu timleri göğün yerle yeksan oldum olalı tecrit edildiğim sefasını süremediğim cihanın ve karanlığın entrikaları.
Uyumsuz addedilen varlığım.
Uyurgezer değildir vasfım:
Gözüm açık gördüğüm rüyalarım.
Pişekâr sevinçlerim ve tek muradım.
Evladiyelik öğütleri babamın küpe kulağıma ve sarmalında inancın kitle imha silahı iken nefret ve işte sevgiyle aşılan yollar ve engeller alametifarikası hayatın.
Sunumu kaderin.
Somun ekmeğin her dilimi.
Tüm gücümle koştuğum.
Kulvarımda tek geçtiğim kendime hâkimiyetim ve kendimden kaçtığımın ertesi ve işte yeniden ansızın kendime yakalandım.
Keşke söyleyeceklerim bunlardan ibaret olsaydı ve şimdi azıcık müsaade bana mademki buldum kendimi yeniden ivedilikle kaybolmalıyım.
Öznemle sakit olduğu kadar özlemin direncinde var olmanın hikmeti elbet hiçliğimin gölgelediği onca kehanet.
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.