Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum AtışmaYENİ Online Üyeler
(0 oy)

Neyzene Üfleyen Neyzen

Bir gün bir yerlerde o derinden gelen Ney sesini duyduğunuzda, aslında sadece bir enstrümanın tınısını duymuş olmazsınız aslında, uzun ve meşakkatli bir yolculuğun hikayesini dinlersiniz. Kamışlıkta rüzgarla salınan bir kamışın, insan ruhunun en derin köşelerine dokunan bir "Ney"e dönüşmesi, insanın kendi olgunlaşma serüveninin de aynası gibidir aslında.


İşte, topraktan kopup nefesle can bulan o sarı kamışın yolculuğu...


Her şey, dere, ırmak kenarında, yeşil bir kamışlıkta başlar. Kamış, kökleriyle toprağa, suyuyla hayata bağlıdır.


Bir vakit gelir ve ney ustası kamışlığa girer ve gözüne kestirdiği, boğumları en uygun, en kusursuz kamışı seçer aslında Usta ile O kamış buluşur demek daha doğru belki de ve dokuz boğumla keser kamışı aynı insanın 9 aylıkken doğması gibi... Yurdundan, köklerinden ve o alıştığı dünyasından koparılır kamış.


Mevlana'nın da Mesnevi'sine başlarken söylediği gibi, neyin tüm o feryadı, işte bu kamışlıktan koparılışın, ayrı düşmenin remzidir, öyle ki o binlerce kamışın içinde Ney olabilecek istidatta ya bir ya iki kamış çıkar o kamışlıktan.. Ney olacak kamış kamışlıkta tüm kamışların arasındadır ve tüm kamışlar gibi görünmektedir ama her kamıştan da Ney olmaz, çoğu sadece yaşar gider...


Kesilen kamış da hemen Ney olmaz. İçindeki su ve lifleri ile doludur ve hamdır henüz. Olgunlaşması, kamışlığından ölmesi kolay değildir vakit, sabır ve güneş gerekir. Aylarca, bazen yıllarca gölgede ve güneşte bekletilir. Bu bekleyiş sırasında yavaş yavaş sararır, kamış kurur. Kamışlığından ölen kamışın Ney olarak doğması yakındır artık...


Ustası anlar elbet, sonra kamışın içi, oyulur. Neyin ses verebilmesi için, içinin tamamen boş, pürüzsüz ve engelsiz olması gerekir. İçi "benlik" dolu olandan da hoş ses çıkamayacağı gibi, içi dolu kamıştan da çıkmaz elbet. Kamışın içi, geleneksel yöntemle kızgın demir ile dağlanır ve yakılarak boşaltılır. Boşaltılır ki, Neyzen'in nefesinin önüne geçmesin.


İçi boşaltılan kamışın gövdesine, Yedi delik açılır altısı üstte biri altta, aynı insan gibi yüzündeki yedi delikten altısı üstte ve biri altta... Altta olan delik ya yarım açılır ya da hiç açılmaz ki hakikat iyice piştiğinde oradan kendi taşsın... o da insan gibi… o alttaki delik çok sık açıldığında da bir ses çıkar elbet ama o ses lafzolur sadece...


tüm bu işler bittiğinde Ney olmuştur artık ancak o hala sessizdir, hala bir eşyadır. Ta ki ilim sahibi neyzen onu eline alıp, üfleyene kadar... Neyden çıkan ses aslında Neyzen'den yıllarca edinilmiş pişmiş olmuş o ilmin nefes ile, kamışın her perdesinden geçerken aynı güzelliğin farklı perdelerden dışarı çıkmasıdır aslında...


Peki Neyzen... Neyzen kamışa üflerken, sonsuz ses aralıklarının içinden o en âhenkli melodiyi oluşturacak olan notaları nasıl olur da o olasılıkların arasından arka arkaya seçip sıralayabilir etten kemikten görünen bir kişiden o güzellik açığa çıkıverir...


Kamış neyzenin nefesinin önüne geçmediği kadar neydir; neyzen de ona üflenen Nefes'in önüne geçmediği kadar neyzen olsa gerek. Sesin güzelliği, neyzenin ne kadar aradan çıktığı kadardır belki de.


Bir söz var, çok sevdiğim bir söz "Yazı yazan eli görmeyen göz, kalemin hareketini fiil sanır" derler...

Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)

Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler

  • Yorumlar 0
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com

Neyzene Üfleyen Neyzen

Cihan Akçeşme Cihan Akçeşme