Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum AtışmaYENİ Online Üyeler
(0 oy)

Beşbin Yıllık Taş

Yas tutmak geliyor içimden;

Yaş aldıkça siliniyor anılar zihnimden.


Yirmi iki yaşında bir ihtiyarım ben;

Yirmilik bir delikanlı gibidir, dertten sıyrılırsa bu beden.


Fani dünyada yaş almadan yaşlandı Furkan.


İçimde bir his yatar ki: Ben en az beş bin yıllık bir taşım;

Bugünlerde dert ile hemhâl olmuş başım.


Sanki lime lime edilmiş, parçalanmış bağrım;

Kaç bin sene daha devam eder bu dinmez ağrım?


Ben sevmeden ve sevilmeden yaşadım;

Kendime dipsiz dünyanın cehennem zindanında bir aşk aradım.


Gökte herkesin sevgilisi olan Güneş,

Yüzün varsa karanlıkta bıraktığın bu adamla yüzleş!


Binlerce yıl soğukta yanan bir alev misalidir yüreğim...


Ben soğukta soğuğa bağlanarak çıktım bugünlere;

İstemem, gerek yok sizin pasaklı fikrinizden doğan öğütlere!


Ruhum bedenimden yaşlıdır, o kadim bir efsanedir bilene;

Benzer yüreğim her mevsim yemyeşil bir çimene.

Gitme demem baştan yolun sonunun bozuk olduğunu bilene,

Dur demem ayrılık getirse bile yaklaşan trene,

Aldırmam o trenden adımı sayıklayıp inene.


Ben boşlukta var olmaya çalışan bir sicim kadar toprak gördüm;


O toprağa bir parça su döküldü ve çamur oldu,

O çamurdan bir insan doğdu, şu fani dünyaya kondu.


Çamurdan toprağa bir yolculuktur hakikat;

Sor, sana anlatsın bu sırlı yolculuğu bize sır olan kâinat!


Ben binlerce yıl öncesine kadar giderim benliğimde;

Kararır sayfalar kederimi hayat kalemiyle çizdiğimde.

Hovarda ya da gamsız biriymişim sizin demenizle gençliğimde,

Oysa gözyaşları saklıdır kalbimden ördüğüm mendilimde...


Bak, çocuk olmak ne güzel olurdu büyümek olmasa!

İleriye koşmak, atılmak güzel olurdu zaman peşimizden koşmasa!

Ve çocuklar, bütün çocuklar özgürce oyunlar oynasa...


Ben yorgun bir ruhu olan beş bin yıllık bir taşım,

İnsan denen mahlukatın elinde ziyan olmuş bir ayyaşım.

İçime akar, hiç durmaz kanlı gözyaşım.

Ey bu şiiri okuyan arkadaşım!

Ben esasen sana kendimi tam anlatamadım,

Şöyle yağmur misali ağlayamadım...

Ben de sizler gibi görünmez bir karanlıktayım;

Ne yaptımsa ışığı insanlık için kazanamadım.

Şimdi fırtınalı bir gecede, kıyıdan uzak okyanustayım.

Duyulmaz mı binlerce yıldır haykırışlarım?

Hiç dinmez mi sıkıntılarım?

Tıpkı ben de sizin gibi bir avuç insan yüzünden yaşayamadım,

Onlarla savaştım ama yenmeyi başaramadım.

Bu savaşta tüm insanlık zalime "dur" demeli, hatırlatayım!


Ey kendine merhameti yakıştıran,

Gönlünde vicdanı barındıran,

Sert dolu yüreği kelam ile yatıştıran!

Emin ol, kurtulacağız bu alçakça saldırıdan.


Şimdi bir umut yeşermeye başladı:


Ben ki beş bin yıllık taş olmaktan uzağım artık.

Yüreğimde bir umut, şimdi güzel günlere bir kapı açtık.

Kötülüğü kalpten silip dara astık,

Toprağa k

endinden emin adımlarla bastık,

Hep beraber el ele güzel günlere baktık.


Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)

Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler

  • Yorumlar 0
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com

Beşbin Yıllık Taş

muhammet-furkan-sayan muhammet-furkan-sayan