Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum AtışmaYENİ Online Üyeler
(0 oy)

Yaşatma Çabasında Sevgi Lisanını Okuyamamak 3

Okuyamamak


Yaşatamayan,


Sevemeyen bir zümrenin içinde,


Kalplerin taş kesilip

Borçlarının karşılığında

Kadınların ve kızların ailelerinden zorla alınıp

Tefecilerin malı kılındığı,


Anne ve babanın

Dünyaya kız evlat getirmekten korktuğu,


Babaların,

Gözünün içine baka baka,

Gözyaşlarıyla kızlarını ölüme götürdüğü,


Azgınlığın ve taşkınlığın doruklara ulaştığı,


Putları için bayramlar,

Şölenler tertip edildiği,


Tevhit inancının garip kaldığı bir dönemde


Kendisinin layıkıyla bilinmesini isteyince Yaratıcı,


On bir ayın sultanının konuk ettiği,

Bin aydan daha hayırlı bir gecede


“Oku” buyurdu;

Nur Dağı’nda tefekküre dalan Kuluna:


“Yaratan Rabbinin adıyla oku.”


Yaradan’ın,

O devrin çirkinliklerinden özene bezene koruduğu,


Kalbini güzel ahlakla yıkayıp pakladığı,


Dürüstlüğü ile herkesin güvenini kazandırdığı Kuluna


Henüz okuma yazma bilmese de

Ona gelen “Oku” emri,


Geldiği derecede manidar,

Manidar olduğu kadar hikmet doluydu.


Yaratıcı,

Okuyamamanın bahane olmadığını,


Hangi yaşta,

Hangi şartta

Ve nerede olursa olsun


Öğrenmenin elzem olduğunu

Öğretmişti seçkin Kuluna o gece.


Okumak:


Nasıl?

Neyi?

Niçin?

Kime?


Sorular korkuları,


Korkular, içine gizlenmiş cevapları açık etti.


“O, insanı bir alaktan (kan pıhtısından) yarattı.

Oku! Rabbin sonsuz kerem sahibidir.

Ki O, kalemle yazmayı öğretendir.

İnsana bilmediğini O öğretti.”


Okumak,

Yaratıcının ismiyle başlamaktı.

Okuyanın sadece diliyle değil,

Ağzından çıkanı

Ancak gönlünden de geçirirse

Anlam kazanacağını bilmesi demekti.


Okumak,

Kendini tanımak,

Kim olduğunu bilmekti.


Tanımak,

Kendi rızasıyla

Gönlünü ateşe verebilme cesaretini göstermekti.


Ki bilmek,

Onu okumaktan alıkoyan her bir şeyi

O ateşte çatabilmekten geçiyordu.


Ta ki

sevgi lisanı ile söylenen sözcükler

Kendisinde açığa çıkana dek çatmak...


Okuyabilen olduysa,

Kimler, nasıl okudu?

Okuyanlar o esnada ne hissetti?

Okuyabileni kanabildi mi gerçekten?

Yoksa tatmin olmayıp daha fazlasını mı istedi?

Ya okuyanlara cahiller nasıl karşıladı?


Ve biz,

Onların ne kadarını,

Hangi sıfatla bakıp görebildik?


Kalp, kalbin aynasıdır.


Okumak için gönle bakmalıydı öyleyse.

Sözler, aynanın sırlı kısmında kaldığından

Okumak,

Ayna olmayı gerektiriyordu.


İnsanı bakıp

Kendini görebilmeliydi kul,

Sırrını kendi sırrı bilip gizleyebilmeli,

Yaratıcısını tanıyıp

Kendini okuyabilmeliydi kul...


Peki yazan, kalemi tutan mıydı

Yoksa onu tutturan mıydı?


Şayet kalemi tutan olsaydı,

Hangi ilhamın verdiği lisanla

Söyleyip yazacaktı?


Yazmak için sebep aradığında

Karşısında neyi bulacaktı?


Ki buldu diyelim,

Kalem, yaşatma çabasını

Sevgi lisanı ile yazabilir miydi?


O halde yazan,

Kalemi tutan değil,

Onu tutturan olsa gerek.


İlham veren de O,

Bilgi veren de.


Öğreten de O,

Sevgi lisanıyla söyleten de.


Kalem oldurup dik durduran da O,

Onu hayat veren de.


Asırlardır şevkle okutan da O,

Okudukça aynı şevkle yaşama sevinci veren de...


İnsanoğlu okudukça

Bilmediğini öğrendi,


Eli, öğrendiğini unutmamak için

Kalem de tuttu.


Yazdı, yazdı, yazdı...


Bunu yaparken

Öğrendiğini de öğretmiş oldu.


Öğrettiği ölçüde itibar gördü,

Himaye edildi bir zaman.


Ta ki

İlim öğreten ve öğrenenler susturulana kadar.


Gözden düşürülene,

Katledilene kadar...


Heyhat!


Yaratıcının yaşatma çabasını göremeyen insanoğlu,

Sevgi lisanı ile yazılanları unuttuğu an


Okumadı,


Okuyamadı,


Okutmadı...


Mesut Tütüncüler / Denizli


Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)

Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler

  • Yorumlar 1
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com

Yaşatma Çabasında Sevgi Lisanını Okuyamamak 3

mesut-tutunculer mesut-tutunculer