Nehir
Dağın içinde
bir su vardır önce.
Kimsenin bilmediği.
Kayaların birbirine yaslandığı
o sağır karanlıkta
ince bir damar gibi ilerler.
Henüz ışık görmemiştir.
Henüz gökyüzünün
ona vereceği bir adı yoktur.
Sadece
aşağıya doğru
ısrar eder.
Bir gün
bir kayanın altından çıkar.
Öyle büyük bir şey değildir bu.
Bir avuç su.
Bir avuç serinlik.
Fakat dağ,
içinden bir şey eksildiğini
o gün fark eder.
İlk düştüğü taşın üzerinde
gökyüzü parçalanır.
Su, göğü taşıyamaz.
Her rüzgârda
bulutlar yer değiştirir.
Her bulutta
suyun yüzü değişir.
Bir serçe gelir,
başını eğip içer.
Gökyüzünden küçük bir parça
gagasına takılır.
Sonra uçar.
Su arkasından bakmaz.
Belki suyun ilk öğrendiği şey budur:
Kendisinden ayrılan her şey
geri dönmek zorunda değildir.
Aşağıda taşlar vardır.
Yuvarlak olanlar.
Keskin olanlar.
Yolunu kapatanlar.
Su hiçbirini düşman bilmez.
Bir taşın önünde
bir gece kalır.
Sonra bir gece daha.
Yıllar boyunca
aynı yere dokunur.
Taş yerinde durur.
Su da.
Fakat bir sabah
taşın içinde
suyun eski parmak izleri vardır.
İnsan buna aşınma der.
Nehir başka bir isim bilir:
geçmek.
Kış gelir.
Nehir donar.
Üstüne kar yağar.
Bir çocuk
buzun üzerine adını yazar.
Yanına bir kalp.
Bir ok.
Bir tarih.
Akşam olur.
İsim kalır.
Gece boyunca
altındaki su yürür.
Sabah güneş çıkar.
Önce kalbin içi erir.
Sonra okun ucu.
En son tarih.
Öğleye varmadan
çocuğun adı da
suyun içine düşer.
Nehir
hiçbir ismi uzun süre
taşımak için yaratılmamıştır.
İlk köprü
suyun üzerinden değil,
insanın korkusunun üzerinden kurulur.
Karşıya geçmek için.
Sonra ikinci köprü.
Sonra üçüncü.
Taş kemerler.
Demir korkuluklar.
Beton ayaklar.
Nehir bunların altında
aynı eski karanlıkla akar.
Bir gün yatağını değiştirir.
Köprü yerinde kalır.
Fakat artık
altından hiçbir şey geçmez.
Yolunu kaybeden
nehir değildir.
Köprüdür.
Şehir büyür.
Nehir daralır.
Kıyısına duvarlar çekilir.
Suyun içine
fabrika ışıkları düşer.
Gece olduğunda
nehir yıldızları değil,
vardiya lambalarını taşır.
Bir işçinin cebinden düşen
paslı bir vida
dibe çöker.
Yıllarca orada kalır.
Üzerinde yosun büyür.
Yosunun içinde
küçücük bir canlı saklanır.
Şehir yukarıda
kendisini dünyanın sahibi sanırken,
aşağıda
bir vida,
bir yosun,
bir yumurta
kendi sessiz tarihini kurar.
Nehir hiçbirini alkışlamaz.
Hiçbirini küçümsemez.
Sadece
hepsine yer açar.
Bir yaz
su çekilir.
Kıyının çamurunda
eski bir evin anahtarı çıkar.
Bir çorba kaşığı.
Bir çocuk tokası.
Kırılmış mavi bir tarak.
Birinin cebinden düşmüş
yıllar önceki bir madeni para.
Kimse bunların sahiplerini bilmez.
Nehir de bilmez.
Ama onları
yıllarca saklamıştır.
Su çekilince
unutulmuş şeyler
yeniden ağırlık kazanır.
İnsan geçmişi
hatırladığında değil,
ayağının altında
ona rastladığında
tanır bazen.
Sonra yağmur gelir.
Bir gece.
İkinci gece.
Üçüncü.
Dağların bütün sessizliği
aynı anda çözülür.
Nehir kabarır.
Kıyısındaki söğüt
kökleriyle birlikte kalkar.
Dallarında üç yuva vardır.
Birinde yumurta.
Birinde boş kabuk.
Birinde
yalnızca yağmur.
Ağaç suya düşer.
Nehir onu alır.
Ne yumurtayı koruyabilir,
ne boş kabuğa hayat verebilir,
ne yağmuru durdurabilir.
Bazı şeyleri taşımakla
kurtarmak arasında
çok büyük bir mesafe vardır.
Nehir bunu bilir.
Daha aşağıda
iki su birleşir.
Biri dağdan gelmiştir.
Soğuk.
Saydam.
İçinde karın tadı.
Öteki
ovaların içinden geçmiştir.
Ilık.
Bulanık.
Şehirlerin pasını taşır.
Bir süre
iki renk yan yana akar.
Sonra çizgi kaybolur.
Hangisinin nerede bittiğini
kimse söyleyemez.
Su birbirini temizlemez.
Birbirini kirletmez.
Sadece
birbirine dönüşür.
Nehir büyüdükçe
başlangıcından uzaklaşır.
Artık dağın suyu değildir.
Yağmurun da değil.
Karın da değil.
Toprağın altında bekleyen
o ilk karanlığın da değil.
Bütün bunların
birbirine karışmış hâlidir.
İnsan da böyledir belki.
Bir babanın sesi
bir yabancının bakışında kalır.
Bir çocukluk korkusu
elli yıl sonra
başka bir kapının önünde uyanır.
Bir zamanlar söylenmiş
tek bir cümle
yıllar sonra
başkasının ağzından geri gelir.
İnsan kendi hayatını
tek başına taşımaz.
Bazen
başkalarının bıraktığı suyla akar.
Nehir bir yerde
yerin altına girer.
Gözden kaybolur.
Üstünde yollar vardır.
Evler.
Arabalar.
İnsanlar.
Kimse aşağıdaki suyu görmez.
Karanlığın içinde
kendi yatağını bulur.
Sonra başka bir yerde
yeniden çıkar.
Aynı su mudur?
Kimse cevap veremez.
Ama çıktığında
taşın yüzü ıslaktır.
Ve taş,
uzun zamandır beklediği şeyi
tanır.
Yıllar sonra
bir adam gelir kıyıya.
Elinde eski bir fotoğraf vardır.
Fotoğrafta
nehir daha dar.
Köprü daha küçük.
Bir çocuk
suyun kenarında duruyor.
Adam fotoğrafı suya tutar.
Kendi yüzüne bakmaz.
Çocuğa bakar.
Uzun süre.
Sonra fotoğrafı katlar.
Cebine koyar.
Nehir hiçbir şey söylemez.
Ama adam giderken
bir an durur.
Çünkü suyun içinde
çocukluğunun sesini değil,
artık geri dönmeyecek
birinin suskunluğunu duymuştur.
Nehir
bazı kayıpları geri getirmez.
Sadece
onların içimizde hangi yatağı açtığını gösterir.
Sonra ova başlar.
Nehir genişler.
Hızı azalır.
Bir zamanlar
taşları yaran su
şimdi sazların arasından
neredeyse görünmeden geçer.
Kolları çoğalır.
Bir kol
bataklığa saplanır.
Bir kol
tuzlu toprağa.
Bir kol
kumların altında kaybolur.
Nehir azalıyor sanırsın.
Oysa çoğalıyordur.
Bütün olmak için
tek bir yatağa ihtiyacı kalmamıştır.
Sonunda
hava değişir.
Suyun üzerinde
ince bir tuz kokusu.
Kıyıda kuşlar.
Uzakta
denizin ağır sesi.
Nehir yavaşlar.
Dağdan beri taşıdığı
taşları,
şehirden aldığı pası,
kökleri,
kabukları,
külü,
çocukların attığı taşları,
unutulmuş anahtarları,
yağmurun karanlığını
birlikte getirir.
Hiçbirini ayıklamaz.
Çünkü yolun sonunda
temiz kalmak değil,
bütün kalmak vardır.
Deniz görünür.
Nehir
ona kavuşmaz.
Bir süre
kıyıda kendi sesini taşır.
Sonra
suyun içindeki sınır
yavaşça silinir.
Dağdan beri taşıdığı
her şey
artık aynı genişliğin içindedir.
Taşlar.
Pas.
Kökler.
Kabuklar.
Kül.
Unutulmuş anahtarlar.
Hiçbiri
eski adını istemez.
Nehir de istemez.
Yatağını bırakır.
Yönünü bırakır.
Adını bırakır.
Ama su
eksilmez.
Gece iner.
Ay,
suyun üzerinde
tek bir yol bırakır.
Nehir o yola bakmaz.
Çünkü artık
gideceği yeri
kendisinin seçmesi gerekmiyordur.
Akıntı onu taşır.
Sınır yoktur.
Geri dönüş yoktur.
Tutunacak kıyı yoktur.
Sadece
sessizce genişleyen
bir varlık vardır.
Ve su,
ilk kez
kendi adını söylemeden
vardığı yerde kalır.
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.