Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum AtışmaYENİ Online Üyeler
(0 oy)

Atatürk Lehine Ve Aleyhine Uydurulan Hikayeler Ve Sorulan Bazı Sorular

Atatürk Lehine Ve Aleyhine Uydurulan Hikayeler Ve Sorulan Bazı Sorular

ATATÜRK LEHİNE VE ALEYHİNE UYDURULAN HİKAYELER VE SORULAN BAZI SORULAR


Bugün bayağı bir uzun olacak yazım. İnşallah ‘’ Ne uzunmuş ‘’ denip okunmazlık edilmez.

*******


Efendim,  daha önce de yazdım: Benim bu yazı dizisinde amacım Padişah Vahdettin’in vatan haini olmadığını kanıtlamaktı ama maalesef konu farklı mecralara çekildi.


Mustafa Kemal Paşa… 1934’den sonra Atatürk…


Dünya üzerinde hiç bir şahsiyetin lehinde ya da aleyhinde tamamı palavra olan bu kadar çok yazı yazılmamıştır. 


Mesela lehinde yazılan ve ilk okuduğumda benim de göz yaşlarına boğulduğum hikaye ile başlayalım:


23 Nisan 1920’de TBMM’nin açıldığı gün bazı mebusların memleketlerine geri dönmek istediklerini öğrenen Mustafa Kemal Paşa onlara hitaben şöyle bir konuşma yapar: 


‘’ İşittim ki, bazı arkadaşlar yoksulluğumuzu bahane ederek memleketlerine dönmek istiyorlarmış. Ben kimseyi zorla milli meclise davet etmedim. Herkes kararında özgürdür, bunlara başkaları da katılabilirler. Ben bu mukaddes davaya inanmış bir insan sıfatı ile buradan bir yere gitmemeye karar verdim. Hatta, hepiniz gidebilirsiniz. Asker Mustafa Kemal mavzerini eline alır, fişeklerini göğsüne dizer, bir eline de bayrağını alır, bu şekilde Elmadağı’ na çıkar, orada tek kurşunum kalana kadar vatanı savunurum. Kurşunlarım bitince de bu aciz vücudumu bayrağıma sarar, düşman kurşunları ile yaralanır, temiz kanımı, mukaddes bayrağıma içire içire tek başıma can veririm. Ben buna and içtim.’’


Bu konuşmanın kaynağı var mı?


Sorduğunuzda ‘’23 Nisan 1920 Tarihli TBMM zabıtları’’ diyorlar. 



Külliyen yalan. 


23 Nisan 1920’de TBMM’de sadece mebusların yoklaması yapılmış, konuşma olarak da aşağıdaki iki konuşma dışında kayda geçen bir konuşma yok. [ 24 Nisan 1920 Tarihinde yani ertesi günkü konuşmasında Atatürk'ün, sonu ‘’Ant içerim ‘’ diye biten bir cümlesi var ama böyle değil ( Onu yazacağım gelecek bölümde ] 


Evet 23 Nisan 1920 Tarihli TBMM zabıt tutanaklarına baktığımızda eski yazılı olan orijinalinde de yeni yazıyla düzenlenmiş şeklinde de olan şu: 


1- En yaşlı üye sıfatıyla Emekli Maarif Müdürü Sinop Mebusu Şerif Beyin ( Avkan ) yaptığı konuşma---Günümüz Türkçesiyle : 


‘’Muhterem Hazırda bulunan topluluk!


İstanbul’un geçici kaydıyla yabancı güçler tarafından işgal olunduğu, bütün temelleriyle halifelik makamının ve hükümet merkezinin bağımsızlığının bozulduğu hepinizce bilinmektedir. Bu duruma baş eğmek, bize önerilen yabancı köleliğini ulusumuzun kabul etmesi demektir. Ancak kesinlikle tam bağımsız olarak yaşamaya kararlı bulunan, başlangıcından beri özgür ve başına buyruk olan ulusumuz, tutsaklık durumunu son derece sertlik ve kesinlikle reddetmiş ve hemen vekillerini toplamaya başlayarak Yüce meclisini oluşturmuştur. Bu yüce meclisin en yaşlı üyesi kimliğiyle ve Allah’ın yardımıyla, ulusumuzun içte ve dışta tam bağımsız olarak yazgısının sorumluluğunu doğrudan yüklenip kendi kendisini yönetmeye başladığını bütün cihana duyurarak Büyük Millet Meclisini açıyorum. 


BÜTÜN MÜSLÜMANLARIN HALİFESİ VE OSMANLILARIN PADİŞAHI SULTAN VI. MEHMED KURTULUŞUNA VE yüce saltanatın payitahtı İstanbul’umuz ile türlü zulüm ve felaket içinde maddi ve manevi insafsızca imha edilmekte olan bütün mazlum vilayetlerimizi elde etmemize ihsanda bulunmasını Cenab-ı Allahtan niyaz ederim (Alkışlar) (TBMM Zabıt Ceridesi, s.2, tarih: 23 Nisan 1920).



2- Ankara Mebusu Mustafa Kemal Paşa’nın konuşması:


Yüksek bilgileri içindedir ki Yüce meclisiniz, olağanüstü yetkilerle yeniden seçilen saygıdeğer mebuslarla, saldırıya uğrayan Saltanat Merkezinden ( İstanbul ) canlarını kurtararak buraya gelen saygıdeğer mebuslardan oluşmuştur. Kendilerini kurtarıp gelebilecek olan mebuslarla birlikte yüce bir meclis kurulması, ancak yeni kabul edilen seçim yönteminde söz konusu olmuştur. Bu anda meclisimiz toplantı halindedir. Daha önce seçilmiş olan mebusların dahi aynı yetki derecesiyle görev yapmaları mebusların seçilme yönteminden (yani yeniden mebus seçilmesinden) daha çok kapsamlı olduğu için, bunun uygun olacağı kanısındayım. Bu konuyu belirtmek isterim (Uygun, uygun sesleri) (TBMM Zabıt Ceridesi, s.2, tarih: 23 Nisan 1920).[ 23 Nisan 1920’nin zabıt ceridesi zaten 2 Sayfadır ] 


Sonra meclis encümenleri oluşturulur Mustafa Kemal’in teklifi üzerine..


Hepsi bu… Başka konuşma yok. Yani ne Elmadağ var ne fişekler ne de bayrak… Bazı vatandaşlar Mustafa Kemal Atatürk’ün yüceliğini yeterli görmemiş olacaklar ki daha da yüceltmek için uydurmuşlar böyle bir hikaye, onlarca senedir anlatılır durur.  


***** 


Bunun yanı sıra Atatürk aleyhine yazılmış sayısız hikayeler de vardır. Bu hikayelerden en bilinenini ele alalım.


Soruyor vatandaş: ‘’ Hocaaaaammm ! Mustafa Kemal, Çanakkale Kara Savaşlarının ilk günü olan 25 Nisan 1915’de 57. Alaya ‘’ Ben size taarruzu değil ölmeyi emrediyorum ‘’ emrini verdi, 57. Alayının tamamı öldü de kendisi nasıl sağ kaldı. ’’ 


Cevap veriyorum : ‘’Peki 57. Alayın tamamı 25 Nisan 1915’de öldüyse o günkü kahramanlığı sebebiyle binbaşılıktan yarbaylığa terfi ettirilen 57. Alay komutanı Hüseyin Avni Bey 13 Ağustos 1915’de nasıl bir kez daha şehit düştü?’’


Anlamıyor tabii ki. İşin içinde bir takvim( Kronoloji ) konusu var. Kafa basmıyor işin içine rakamlar girince.     


Dahası… ‘’Tamamı şehit düşmüş olan (!) 57. Alayın Çanakkale Savaşlarından sonra Galiçya, hemen arkasından da Filistin-Nablus Cephesinde işi neydi?’’ diye soruyorum kafa allak bullak oluyor ‘’ Ulan Çanakkale mi önceydi yoksa Nablus mu? ‘’ diye.


Yahu o değil de fotoğrafta gördüğünüz 1917 Yılına ait Çanakkale Savaşındaki askerimizin yemek listesine ‘’ Kardeş, 1917’de Çanakkale Savaşı çoktan bitmişti ‘’ diye yorum yapıyorsun, vatandaş seni vatan haini ilan ediyor. Neden? 1- Ezberi bozuldu 2- Senin haklı olduğunu anlıyor, bu da onu çıldırtıyor. 


Hep böyle oluyor zaten. Vatandaşın ezberi bozulunca bir de asla kabullenmek istemese de senin haklı olduğunu görünce resmen çıldırıyor…


********


Evet, devam edelim. 


Bu arada bizim millet magazinsel konulara çok meraklı. Mesela soruyorlar: ‘’Hocaaaaaam Mustafa Kemal dindar mıydı yoksa ateist mi?’’


Namaz kılabilecek yaşta ve sıhhatteki toplam insan nüfusumuzun sadece %18’inin günde beş vakit namaz kıldığı %82'sinin alnı  bayramdan  bayrama  ya da Cumadan  Cumaya  secdeye değen  bir ülkede neyi merak ediyoruz görüyor musunuz? Biz çok dindarız ya o sebeple merak ediyoruz Atatürk de dindar mıydı yoksa dinsiz miydi?


Ama yine de cevap verelim bu soruya.   


Murat Bardakçı’ya göre Atatürk ‘’ İslamiyet, beyni sulanmış hafızların dinidir.’’ Dediğine göre evet ateisttir ve bunu kıvırmadan söylemek gerekir.


Kazım Karabekir’e göre Atatürk Kur’an için ‘’ Arapoğlu'nun yaveleri ‘’ dediğine göre en azından Müslüman değildir ( Kazım Karabekir Anlatıyor- Yayına Hazırlayan Uğur Mumcu.) 


Prof. Haydar Baş’a göre Atatürk, daha 7 yaşında annesi Zübeyde Hanım’ın isteği ile Kuran-ı Kerim’i hatmetmiştir. Yani son derece dindar bir insandır.[ KAYNAK: Haydar Baş / Hoş geldin Atatürk. ]  


Sinan Meydan ise 15 sene emek vererek yazdığını söylediği 1155 sayfalık ‘’ Atatürk ile Allah Arasında ‘’ adlı kitabında Atatürk’ün son derece dindar bir insan olduğunu, Çankaya’da kurduğu sofrasına sık sık çağırdığı Hafız Yaşar’a ( Okur ) zaman zaman Kur’an okuttuğunu ve huşû içinde dinlediğini anlatır. Hatta bir seferinde Hafız Yaşar ‘’ Hangi Sureyi emredersiniz?’’ diye sormuş da çok dindar olan Atatürk kızmış ve hafıza ‘’Bu şarkı değil ki istediğimizi okuyalım, Allah'ın kelamı... Ne istersen onu oku!" demiş. Bunun üzerine Hafız Yaşar, Yusuf Suresini okumuş , Atatürk de huşû içinde dinlemiş meşhur sofrasında. O denli dindar yani


Hangisi işine geliyorsa seç beğen al…


****

-Hocam ! Atatürk vatansever miydi?



İşte bizim bu millete bir türlü anlatamadığımız konulardan biri de bu vatanseverlik konusudur.


Mesela1980 öncesinde bir Ülkücüye sorsaydınız ‘’ Devrimciler vatansever midir?’’ vereceği cevap şu olurdu: ‘’ Vatanseverlik kim onlar kim. O komünist dinsizlerde vatanseverlik ne gezer?’’


Aynı soruyu bir devrimciye sorsaydınız ‘’ Ülkücüler yurtsever midir? ‘’ Alacağınız cevap aynen şu olurdu: ‘’ Yurtseverlik mi? O faşist yobazlarda yurtseverlik ne gezer? ‘’


Dikkat ederseniz ülkeyi biri ‘’ Vatan ‘’ diyor, seviyor öteki ‘’Yurt ‘’ diyor seviyor. İkisi de seviyor ama…


Teşbihte hata olmaz derler. Şöyle bir benzetme yapayım. 


Siz de kedi seviyorsunuz, bir tanıdığınız da..


Siz, kediyi sırtını okşayarak seviyorsunuz, tanıdığınız yere yatırıp karnını gıdıklayarak seviyor. Kedi bu sevgiden memnun ama siz birbirinize etmediğiniz hakaret bırakmıyorsunuz ‘’ Kedi öyle mi sevilir ulan kedi düşmanı?’’ diye.. İşte öyle bir şey.


‘’Eeee ? Hocam şimdi anlamadık ki vatansever mi değil mi?’’ diyenler olmuştur. ( Onlara yine can kurban. Şimdi birileri çıkıp da ‘’ Ulan alçak ! Sen Atatürk’e kedi demek mi istiyorsun?’’ derse hiç şaşırmayacağım zira o denli sapıttık maalesef. ) 


Ha bir de şu konu var:


-Hocaaam ! Atatürk İngiliz ajanı ( ya da İngilizlerin adamı ) mıdır? 


Öyle bir iddia da var?


Gelin hem vatansever mi değil mi hem de İngiliz ajanı mı değil mi konusunu gelecek bölümde ele alalım.


Sonra Allah nasip ederse ve araya başka sorular, başka yorumlar girmezse Osmanlının son padişahı Vahdettin ile devam edelim. 


Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)

Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler

  • Yorumlar 0
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com
Atatürk Lehine Ve Aleyhine Uydurulan Hikayeler Ve Sorulan Bazı Sorular

Atatürk Lehine Ve Aleyhine Uydurulan Hikayeler Ve Sorulan Bazı Sorular

Sami  Biber Sami Biber