Eski Dostlar
ESKİ DOSTLAR
18 Eylül 2026
İzmir
Balıkesir'den saat ona doğru yola çıktık. İzmir'e geldiğimizde Konak Orduevi'nin bahçesine yerleştik. Ben biramı yudumlarken Engin bir parça böreğini atıştırıyor, ardından çayını yudumluyordu. Nermin abla ile Muzaffer abiyi bekliyorduk. Metro ile geleceklerdi.
Daha dün akşam Nermin ablayı aramıştım. Bizim dostluğumuzun hikâyesi Sakarya'da başlamıştı. Ben gurbetin en karanlık zamanlarını yaşarken, ana kucağı, ev gibi ona koşardım. Onun küçücük bir terzi atölyesi vardı. Neredeyse her gün telefon açardım:
“Geliyorum, kahven var mı ablacığım?”
Karşıdan hep aynı içten ses gelirdi:
“Gel, gel...”
Dün telefondaki sesi de yıllar öncesindeki gibiydi. Yine aynı içtenlikle çağırdı beni. Sanki aradan bunca yıl geçmemiş, Sakarya'daki o küçücük terzi atölyesinin kapısı hâlâ açıktı bana. Onunla görüşmeyi elbette çok istiyordum ama kalacağımız yerin bahçesinde oturmak bana daha makul göründü. Onu yormak istemedim.
Zaten hayat da bizi çoktan başka başka yerlere savurmuştu. Onlar da benim ardından Sakarya'dan ayrılıp İzmir'e yerleşmişlerdi. Bir zamanlar her gün uğradığım o küçücük terzi atölyesi geride kalmış, şehirler değişmiş, yollar ayrılmıştı. Hayat farklı işliyordu artık. Fakat bazı şeyler değişmiyordu. Dün telefondaki o “Gel” deyişi, yılların üzerinden geçip yine aynı yere dokunmuştu.
Şimdi İzmir'de, orduevinin bahçesinde onları bekliyorduk. Bir yanda bira, börek ve çay; bir yanda yılların içinden çıkıp gelecek iki dost...
Gözüm yine çevredeki ayrıntılara takıldı. Fark ettiğim tarihî kalıntılardan biri olan mozaiğin yanındaki tabelayı bu kez daha dikkatli okudum. Karşımda, gri ve beyaz küçük taş parçalarının dairesel motiflerle oluşturduğu Roma dönemi bir opus tessalatum duruyordu. MS 4. yüzyıla tarihleniyordu. Uzun ve bütün hâliyle bulunduğu için bir oda tabanını döşediği düşünülmüş, benzerleri Efes Yamaç Evleri'nde görülmüş.
İnsan bazen elindeki biranın soğukluğuna bakarken ayağının birkaç adım ötesinde bin altı yüz yıllık bir hikâyenin yattığını unutuyor. İzmir de galiba biraz böyle bir şehir; sen bugünü yaşamaya geliyorsun, o ise geçmişten bir şey çıkarıp masanın yanına bırakıyor.
Engin'in de akşam için bir planı vardı. Doğum günümü kutlamak için beni Topçu'ya götürmek istiyordu. Hatta benim için paraya kıyacağını özellikle belirtmişti. Ben de bunu duyunca içimden, “Demek bugün bütçenin de doğum günü,” diye geçirip gülümsemiştim.
Ama akşamın nasıl geçeceğini henüz bilmiyorduk. Hayatın planları bazen bizim yaptıklarımızdan daha hızlı değişiyor. Topçu şimdilik bir düşünceydi; İzmir'in akşamı ise henüz önümüzdeydi.
H. Çiğdem Deniz
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.