Kısır Kimlere Nasip Oldu
KISIR KİMLERE NASİP OLDU
21 Eylül 2026
Öyle uyumluyduk ki, yalnızca güldüğümüz şeyler, sevdiğimiz insanlar ya da hatırladığımız anılar değildi ortak olan. Sanki içimizden geçen düşünceler bile aynı yerden geçiyordu. Birimiz aklından geçeni söylediğinde diğer ikimiz ağzımız açık, şaşkın şaşkın birbirimize bakıyor, “Nasıl olur?” diyorduk. Daha biri söylemeden ötekinin ne düşündüğünü bilmek gibi tuhaf bir hâl içindeydik.
Yasemin direksiyonda, Mine yanında, ben arka koltukta yol alıyorduk. Benim aklımda ise yalnızca kısır vardı. “Şöyle güzel bir kısır yapsak,” diye geçiriyordum içimden. Kimseye söylemiyordum.
Eve vardığımızda mutfağa girip getirilen yiyecekleri birer birer dolaba yerleştirmeye başladık. Tam o sırada anladım ki kısır canı çeken yalnızca ben değilmişim.
Birbirimize baktık ve yine o şaşkın ifade...
Meğer üç kardeş, aynı anda aynı kısırı düşünmüşüz.
El birliğiyle kısırı yaptık. Hepimizin elinin mahareti bir başka doğrusu. Babam, “Anneniz gibi hamaratsınız,” der bizi sevgiyle, bir yandan da aç kurt gibi izler. O bakışını şimdi bile hissediyorum. Mutfaktaki uyumumuza bakıp içimden “Maşallah,” dedim. Galiba sevgiyle yapılan her lezzet, içine biraz da şifa katıyor. Belki de en güzel iksir, birlikte hazırlanmış sofranın kendisi.
Atladık arabaya. Bu kez ön koltuğu bana bıraktı benim tosbağa gözlü Mine'm, kendisi arka koltuğa geçti. Denizle yeşilin birbirine karıştığı güzel bir yere geldik. Kamp sandalyelerimizi, masamızı kurduk. Çayımız ve kısırımız hazırdı; biz de iştahla yemeğe hazırlanıyorduk.
Derken Yasemin'in gözü yanımızdaki köylü kadına takıldı. Kadın, kendi ürettiği, dalından toplayıp getirdiği belli olan iştah açıcı ürünleri satmanın telaşındaydı. Yasemin hiç düşünmeden kısır ikram etti.
Kadın kibarca geri çevirdi.
Kısır sevmiyormuş.
İnanmaktan başka çaremiz yoktu.
Yasemin vazgeçmedi. Hemen çaprazımızdaki başka bir kadına teklif ettik. O da sağlık nedeniyle geri çevirdi.
Sanıyorum Yasemin sonunda pes etti. Kısırımızı kimseye zorla yedirecek hâlimiz yoktu. Biz yine koyu bir sohbete daldık.
Derken başımı karşı tarafa doğru kaldırdım.
“Amanin!”
Ben daha yola çıkarken, “Bakalım kimlerle karşılaşırız,” demiştim. Hah! İşte karşımdalar!
Selvi boylu teyze oğlu İrfan ve eşi Yıldız tam da bana doğru bakıyorlar.
Anlatmadan geçemeyeceğim. Kara Şimşek, 1980'lerin en meşhur dizilerindendi. İşte bizim teyze oğlu da başrol oyuncusu Michael Knight gibi giyinir, saçlarını da aynı onun gibi kestirirdi. O yıllarda David Hasselhoff'a özenen kaç delikanlı vardı kim bilir? İrfan da onlardan biriydi. Şimdi karşıma geçip böyle bakınca, gözümün önüne birden o gençlik yılları geldi.
Hey gidi günler hey...
Neyse, geçmişin saç modellerini ve Kara Şimşek günlerini bir kenara bırakıp onları buyur ettik, soframıza aldık. Kısırdan nasiplerini aldılar. Öyle bir beğendiler, öyle bir beğendiler ki... Kaşığın biri bitmeden diğeri sofraya uzanıyordu sanki. Ben de içimden, “Tamam,” dedim, “demek ki kısır sınavından başarıyla geçtik.”
Bizimkiler bana öyle bir bakıyordu ki, sanırım sonunda benim ermiş olduğuma kani oldular. Hem de öyle yeni bir kanaat değil. Bu konuda kayınvalidemin de geçmişten gelen kuvvetli bir referansı vardı zaten!
H. Çiğdem Deniz
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.