Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum AtışmaYENİ Online Üyeler
(0 oy)

Edebiyat Evi Dedelerinin Sivas Macerası 22


Yemekten sonra Baki Usta arabayı tamir etmek için atölyeye geçti.Diğerleri misafir odasına yerleşti.Mehmet Fikret yatağa uzandı.

— Ben sabaha kadar uyurum.Kimse benden bir şey beklemesin.

Bir süre sonra ışıklar söndü.Köy sessizliğe büründü.Ama gece yarısına doğru...

Tak...
Tak...
Tak....

Nuri Hoca gözlerini açtı.

— Bu ses de ne yav?

Sami Hoca:

— Ne sesi?

— Bir ses duydum.

Mehmet Fikret uykulu bir şekilde:

— Ben hiçbir şey duymadım.

Tak... tak...

Bu kez sesi herkes duydu.

Türkmenoğlu:

— Atölyeden geliyor galiba?.

Baki:

— Usta çalışıyor olabilir.

Nuri Hoca:

— Bu saatte mi Baki abi?

Baki:

— Arabayı tamir ediyordur

İpçi Erdoğan yatağından kalktı.

— Gidip bir bakayım.

Mehmet Fikret:

— Dur! Sen gitme.

— Niye gitmeyecek mişim?

— Çünkü senin gittiğin her yerde olay çıkıyor.

Erdoğan:

— Bu kez çıkarmam.Hem en son ustayı da ben bulup getirdim. Unutma bunu.

Kapıyı açıp çıktı.

Birkaç saniye sonra sesi geldi:
--Baki!

— Ne oldu?Neymiş o ses, öğrenebildin mi?

— Usta atölyede yok!  Birkaç yere baktım ama bulamadmı.

Baki:

— Nasıl yok?

— Atölye açık ama içerde  usta yok.

Herkes dışarı çıktı.Gerçekten de atölyenin ışığı yanıyordu.Kapı açıktı.Ama Baki Usta ortalıkta yoktu.

Baki:

— Usta! Ustaaaaaaa!

Cevap gelmedi.Atölyeye girdiler.Arabanın kaputu açıktı.Aletler yerdeydi.Ama Baki Usta yoktu.

Nuri Hoca:

— Belki eve gitmiştir.

Sami Hoca:

— Evin ışığı da açık.

Tam o sırada Türkmenoğlu:

— Şuraya bakın arkadaşlar.

Herkes döndü.Atölyenin arka tarafında küçük bir kapı vardı.Kapı aralıktı.

Baki:

— Bu kapı nereye gidiyor böyle?

Erdoğan:

— Açıp bir bakalım.

Mehmet Fikret:

— Hayır.

Erdoğan:

— Neden?

— Belki ustanın gizli bir deposu falan olabilir. İzinsiz açarsak gelip bozulur bizlere.

Ama yine de Baki kapıyı açtı.Arkasında dar bir koridor vardı.

Nuri Hoca:

— Burada bir depo var galiba?

Baki:

— Girelim bakalım nereye çıkacak? Usta kızarsa seni arıyorduk deriz.

Koridorun sonunda küçük bir oda çıktı.Odanın içinde eski eşyalar vardı.Kutular...Eski motor parçaları...Çuvallar...Ve duvarda büyük bir pano.Pano üzerinde onlarca eski fotoğraf vardı.Baki bir anda durdu.Fotoğrafların arasında...Babası vardı:

Baki'nin yüzü bembeyaz oldu.

— Bu nasıl olur?

Nuri Hoca yanına geldi.

— Ne oldu Baki abi, bir şey mi var?

— Babamın resmi burada ne arıyor?

Sami Hoca:

— Biz nerden bilelim ki Baki. Bilmiyoruz.

Baki fotoğraflara tek tek bakmaya başladı.Hepsinde babası aynı köydeydi.Bazen Baki Usta ile...Bazen başka insanlarla...Bir fotoğrafın altında tarih yazıyordu.

1978.

Baki:

— Babam bana bu köyden hiç bahsetmemişti.Şişdi ben de merak ediyorum.Bu köyde ne işi varmış?.

Nuri Hoca:

— Belki anlatmak istememiştir. Bazı olaylar vardır ki insan aile efradına bile anlatmak istemez..

Tam o sırada arkalarından bir ses geldi.

— Çünkü anlatacak güzel bir şey yoktu da onun için anlatmamıştır..

Herkes bir anda döndü.Kapının önünde Baki Usta duruyordu.Yüzü gayet ciddi idi.

Baki:

— Siz buraya nerden geldiniz?

Usta:

— Asıl soru şu...

— Nedir ustam?

__Siz burayı nasıl buldunuz?

Baki:

— Arabamız bozuldu.Biz de belki köyde tamir işinden anlayan vardır diye buraya geldik.

Usta:

— Ben arabayı sormuyorum.

— Bu odayı nasıl buldunuz?

Kimse cevap vermedi.İpçi Erdoğan elini kaldırdı.

— Biz şu kapıyı gördük.Nereye açılıyor diye merak ettik. Hem de seni arıyorduk.

Usta:

— Erdoğan...

Erdoğan:

— Efendim ustam?

— Sen hiç konuşma bakıyım..

Mehmet Fikret kısık sesle:

— İlk defa biri onu susturdu

Baki Usta derin bir nefes aldı.Sonra anlatmaya başladı:

— Babanızla yıllar önce burada ortak bir iş yaptık.

Baki:

— Ne işi?

— Araç tamiri değildi tabii ki.Çünkü baban ustalıktan anlamazdı.

— Neydi, hangi işti peki usta?

Usta cevap vermeden önce duvardaki eski fotoğraflardan birine baktı.

— Köyün yukarısındaki eski değirmenle ilgiliydi.

Türkmenoğlu:

— Değirmen mi?

— Evet.

Sami Hoca:

— Ne olmuş yani usta? Anlamadık ki!..

Usta:

— Yıllar önce büyük bir sel felaketi  oldu.O sel..

Bir an sustu."Benim hayatımı değiştirdi."

Mehmet Fikret:

— Ne olmuştu da hayatınızı değiştirdi usta.?Çok esrarengiz konuşuyorsunuz.

Usta:

— Bunu anlatmam için sabaha kadar konuşmam gerekir.

İpçi Erdoğan:

— Biz sabaha kadar buradayız.

Usta ona baktı.

— Sen uyumayacak mısın?

— Merak ediyorum.Bu meraktan çatlarım uyku tutmaz ki gözüm. Nasıl uyuyayım?

Usta gülümsedi.

— O zaman dinleyin öyleyse.

Herkes yere oturdu.Baki Usta eski bir sandalyeye geçti.Ve yıllardır kimseye anlatmadığı hikâyeyi bizimkilere anlatmaya başladı.

— Bundan yaklaşık otuz yıl önce...

Tam o sırada dışarıdan büyük bir gürültü geldi.

Gümmmm!

Herkes yerinden sıçradı.Baki Usta ayağa kalktı.

— Bu ses...

Nuri Hoca:

— Ne oldu usta?

Usta kapıya doğru koştu.

---Değirmen tarafı!

Baki:

— Ne var orada?

Usta kapıyı açtı.

Dışarıdan köylülerin bağırışları geliyordu."-Usta! Usta!... Yol kapandı...Derenin suyu yükseldi

Usta bir anda ciddileşti.

— Hepiniz içeride kalın.Sakın dışarı çıkmayın.

Baki:

— Ben de geliyorum.

— Hayır.

— Neden?

Usta ona baktı.

— Çünkü bu gece...

Bir an durdu."Otuz yıl önce yaşadığım hadiseler sanki yeniden yeniden başladı.

Baki'nin gözleri büyüdü.

Nuri Hoca:

— Ne demek istiyorsunuz?

Ama Baki Usta çoktan dışarı çıkmıştı.Altı kafadar birbirlerine baktılar.

Mehmet Fikret:

— Ben artık eve dönmek istiyorum.Ne diyor bu usta. Bir cümlesini bile anlamıyorum.Her cümlesinde ayrı bir gizli.

İpçi Erdoğan:

— Ben de.

Sami Hoca:

— Ama önce dışarıda ne olduğunu öğrenelim.

Nuri Hoca başını salladı.

— Haklısınız Sami Hoca'm.

Baki kapıya yöneldi.

— O zaman gidiyoruz.

Mehmet Fikret:

— Nereye?

Baki:

— Değirmene. Ustanın peşinden gidelim bakalım ne olacak?

Mehmet Fikret:

— Ben neden böyle arkadaşlara sahibim bilemiyorum ki? Yangına körükle seğirtiyorlar.Yav bize ne değirmeninden, köylüsünden, ustasından. Şu arabayı tamir ettirelim de bir an önce şu illet yerden gidelim.

Ve altı kafadar, gecenin karanlığında köyün yukarısındaki eski değirmene doğru yürümeye başladılar.Önlerinde yükselen dağ...Aşağıda uğuldayan dere...Ve yıllardır kimsenin konuşmadığı bir sır vardı.Üstelik bu kez yağmur yeniden başlamak üzereydi...

Devam Edecek...

Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)

Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler

  • Yorumlar 0
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com

Edebiyat Evi Dedelerinin Sivas Macerası 22

Nuri Baş Nuri Baş