İşçi Musa
Saat dört yirmi.
Ezan, gecenin omzundan şehri kaldırırken
Musa çoktan sokaktadır.
Ayakları taşa sert basar,
gözlerinde uyanmamış bir sabah.
Fabrika, karanlığın ortasında
paslı dişlerini gıcırdatır.
Duvarlarında sesini yutmuş yıllar,
bacasında göğe varamayan duman.
Musa kapıda durur.
Elleri bugün kart basmak için değil,
yumruk olmak için kalkmıştır.
Cebinde ekmekten başka
asgari hayalleri vardır.
Bir adım atar, sonra bir adım daha.
Sokağın sonunda bir avuç ışık: meydan.
Bir pencere açılır, bir baş görünür;
bir kapı, ardından başka bir kapı.
Meydanda bir pankart dalgalanır,
boyası akmış tek kelime: EKMEK.
Sesler yükselir, eller havaya kalkar.
Musa da açar ağzını—
Tam o anda
omzunda bir el.
"Hayali bırak Musa."
Musa döner. Ustasıdır.
Yüzünde yılların uykusuzluğu,
tırnak diplerinde makine yağı.
Usta kapıdaki camı gösterir:
"Cam hâlâ aynı cam.
Kırarsan elinde kalır parçaları."
Musa cama bakar:
camda kendi yüzü,
arkasında ustası.
Usta bu kez sesini alçaltır:
"Emin ol, ben görmem.
Sorarlarsa kendi kendine kırıldı derim.
İşe dön Musa."
Musa susar.
Meydanın sesleri yavaş yavaş
içinden çekilir.
Ağzında kalan cümleyi
ekmek gibi yutar.
Asgari hayallerini cebine geri koyar.
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.