Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum Atışma Online Üyeler
(0 oy)

Görmeden İnanmama Kibri Ve Emrin İçini Boşaltmak

Bakara Suresi 55-56 ve 58-59. Ayetler


Bismillâhirrahmânirrahîm.


İsrailoğullarına verilen nimetleri, mucizeleri ve kurtuluşları konuştuk. Ama insanın garip bir tarafı var: Bunca şeyi gördüğü hâlde yine de daha fazlasını isteyebiliyor.


Rabbimiz şöyle buyuruyor:

“Hani, ‘Ey Mûsâ! Allah’ı açıkça görmedikçe sana asla inanmayacağız’ demiştiniz de bunun üzerine sizi yıldırım çarpmıştı. Siz de bakıp duruyordunuz. Sonra şükredesiniz diye ölümünüzün ardından sizi tekrar hayata döndürmüştük.” (Bakara, 55-56)


Burada insanın içindeki o tanıdık sesi görüyoruz: “Önce bana göster, sonra inanayım.”


Oysa iman, her şeyi gözümüzün önüne koyduktan sonra kabul etmek değildir.


İnsan Allah'ın varlığını inkâr ettiği için değil, Allah'a inanmak için kendi şartlarını koyduğu için uzaklaşır.


  • “Şunu da göreyim.”
  • “Bunu da anlayayım.”
  • “Her şey tam benim istediğim gibi açıklansın.”


İnsan farkında olmadan Rabbine şöyle demeye başlayabilir: “Sen bana istediğim kesinliği ver, ben de inanayım.”


Peki bu iman mıdır, yoksa insanın kendi aklını ölçü kabul etmesi mi?


Şimdi bir de başka bir sahneye geçelim. Rabbimiz onlara şehre girerken ne söylemeleri gerektiğini bildiriyor:


“Hani, ‘Şu şehre girin, orada dilediğiniz yerde, bol bol yiyin; kapısından eğilerek girin ve ‘Hıtta!’ deyin; biz de hatalarınızı bağışlayalım, iyilik edenlerin mükâfatını artıracağız’ demiştik.” (Bakara, 58)


Fakat hemen ardından:


“Fakat zalimler, kendilerine söylenen sözü başka bir sözle değiştirdiler. Biz de yaptıkları kötülükler sebebiyle o zalimlerin üzerine gökten bir azap indirdik.” (Bakara, 59)


Burada daha ince bir problemle karşılaşıyoruz. İnsan bazen emri tamamen reddetmez. Emri kabul ediyor gibi görünür ama anlamını kendi nefsine göre değiştirir.


  • Sözü söylüyor ama ruhunu taşımıyor.
  • Şekli koruyor ama özü boşaltıyor.
  • Allah'ın istediğini yapmak yerine, Allah'ın emrini kendi istediği hâle getiriyor.


Ve belki asıl tehlike tam da burada. Çünkü açıkça reddeden insanın durumu bellidir. Ama insanın ibadetin şeklini koruyup içini değiştirmesi, hakikatin kelimelerini kullanıp kendi anlamını yerleştirmesi çok daha sinsi bir hâle dönüşebilir.


Şimdi bu ayetleri sadece İsrailoğullarının yaşadığı bir olay olarak okumayalım. Kendi hayatımıza bakalım.


  • Allah'ın bir emrini yerine getirirken gerçekten O'nun istediğini mi yapıyoruz, yoksa bize dokunmayan kısmını alıp geri kalanını kendi konforumuza göre mi şekillendiriyoruz?


  • Bir şeyi Allah emrettiği için mi yapıyoruz, yoksa kendi istediğimiz hâle getirebildiğimiz sürece mi kabul ediyoruz?


Belki de ayetlerin bize bıraktığı en zor soru şu:

Biz Allah'ın sözünü mü hayatımıza uyduruyoruz, yoksa hayatımızı Allah'ın sözüne mi uyduruyoruz?


Çünkü iman yalnızca “inanıyorum” demek değildir. İman, Allah'ın sözü karşısında kendi nefsimize son sözü söyleme hakkını vermemektir.


Ya Rabbim,

Bize imanımızı kendi şartlarımıza bağlama hastalığından kurtulmayı nasip eyle. Görmediğimiz hâlde Sana güvenebilen, aklımızı ve kalbimizi kibirden koruyabilen kullarından eyle.


Emirlerini kendi nefsimize göre eğip bükmekten, şekli koruyup özü kaybetmekten bizi muhafaza eyle. Bize Senin sözünü değiştirmeye değil, kendimizi Senin sözünle değiştirmeye talip olan bir kalp nasip eyle.


İbadetlerimizi alışkanlıktan çıkarıp samimiyete, sözlerimizi şekilden çıkarıp hakikate dönüştür.


Âmin.

Allah’a emanet olun.


Cumamız mübarek olsun 


Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)

Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler

  • Yorumlar 0
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com

Görmeden İnanmama Kibri Ve Emrin İçini Boşaltmak

mesut-tutunculer mesut-tutunculer