Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum Atışma Online Üyeler
(0 oy)

Fenerci Dede

Fenerci Dede

FENERCİ DEDE 


13 Ekim 2026


Kamptan çıkmış, yol almaya başlamıştık. Belki on dakika kadar olmuştu ki önümüze bir dağ keçisi atladı. Bir yaya gibi yolun önünden geçercesine belirdi, ardından da dağa doğru tırmanıp gözden kayboldu. Her şey öyle hızlı gelişti ki arkasından bakakaldık. Daha yolculuğumuzun başında, dağın kendi sakinlerinden biriyle karşılaşmıştık. Şehirde rastladığımız hiçbir karşılaşmaya benzemiyordu bu; o, bizim yolumuza çıkmış ama kendi yoluna devam etmişti.


Fenerci Dede’nin Işığında


Engin, “Navigasyonu açar mısın?” dedi. “Fenerci Dede’ye gidelim.” Geçen gün kayınvalidemin ilgisini çekmişti. Marmaris’ten dönerken yol üzerindeki trafik levhasının fotoğrafını çekmiştim. Şimdi o levha işimize yarayacaktı. Hemen Akıllı Bıdık’a soruyorum; Fenerci Dede hakkında halk arasında anlatılan hikâyeler önüme dökülüveriyor.


Doğanın içinde yol almak ne güzel! Bir virajı dönüyorsun, başka bir manzara karşılıyor seni; deniz, dağlar, kıvrılarak uzanan yollar… Ülkemizin kıymetini hâlâ yeterince bilmiyoruz diye düşünüyorum. Oysa bazen yalnızca yola çıkmak, gözlerini çevrene açmak yetiyor; yaşadığımız coğrafyanın ne kadar zengin olduğunu yeniden hatırlamaya.


Navigasyonda ara sıra kesintiler oluyor ama sonunda deniz kıyısındaki mezara ulaşıyoruz. Fenerci Dede’nin mezarı, Marmaris’in Adaköy Mahallesi’ndeki Yalancıboğaz mevkiinde. Fotoğrafını çekiyorum. Özellikle mezar taşının farklılığı ilgimi çekiyor; insan ister istemez merak ediyor, bu taşın ardında nasıl bir hikâye var?


Fenerci Dede’nin hayatına dair kesin bilgiler yok; halk arasında anlatılan iki rivayet var. Birine göre Marmaris’i korsanlardan korumak için kucağındaki kumları serperek bugün Yalancıboğaz denilen kara parçasını oluşturmuş. Diğer anlatıda ise boğazın geçişi güçleştirdiğini bildiği için denizcilere yol göstermek amacıyla geceleri fener ya da ateş yaktığı söyleniyor. Belki de ona Fenerci Dede denmesinin sebebi bu inanış.


Bir zamanlar mezarının başına gelenler dua eder, dilek tutarmış. Eski mezar taşının delikleri varmış; insanlar küçük taşları bu deliklere yerleştirmeye çalışır, taş düşmezse dileklerinin kabul olacağına inanırmış. Yıllar içinde çevrenin değişmesiyle bu gelenek de eski canlılığını kaybetmiş.


Biz de deniz kıyısındaki bu mezarın başında duruyoruz. Bir yanda denizin mavisi, öte yanda hakkında türlü hikâyeler anlatılan bir mezar… Tarih bazen kitapların sayfalarında değil, bir yol levhasında, deniz kenarındaki bir taşta, kuşaktan kuşağa aktarılan bir halk anlatısında karşımıza çıkıyor. Bizim payımıza da o gün, yolumuzu biraz uzatıp bu hikâyeyi yerinde dinlemek ve hafızamıza kaydetmek düşüyor.


Kayınvalideme mezar taşındaki deliklere taş yerleştirerek dilek dileme geleneğinden hiç söz etmedim. Bilseydi, çevreden taş toplar, deliklerin hepsini tıkardı. Biz dileklerin kabulünü beklerken bizim Hera çoktan işi sağlama almış, açıkta tek delik bırakmamış olurdu!


H. Çiğdem Deniz 

Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)

Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler

  • Yorumlar 0
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com
Fenerci Dede

Fenerci Dede

çitlembik çitlembik